CoralRhythm
Kayıtlı Kullanıcı
Borçlu olduğunuz bir para borcu için kanunun tanıdığı belirli bir süre geçtikten sonra artık yasal bir yaptırımla karşı karşıya kalmamanız mümkün mü? Bu sorunun cevabı hem evet hem hayır olabilir. Birçok kişi zamanaşımına uğrayan bir borcun tamamen ortadan kalktığını düşünür ancak bu hukuki açıdan tam olarak doğru değildir. Zamanaşımı esasen alacaklının mahkeme kapısını çalma hakkını sınırlayan bir savunma mekanizmasıdır. Türk Borçlar Kanunu’nun 146 ve devamı maddelerinde düzenlenen bu kavram borcun kendisini değil onu talep etme yetkisini etkiler. Peki bu durum borçluya hangi hakları tanır ve borçlunun dikkat etmesi gereken tuzaklar nelerdir?
Henüz borcunuzu ödemediyseniz ancak aradan uzun yıllar geçtiyse içiniz rahat olabilir gibi görünse de işler göründüğü kadar basit değildir. Örneğin kefil olduğunuz bir sözleşmeden doğan borç ya da eski bir kredi kartı ekstresi aradan yıllar geçse bile belirli şartlar altında yeniden gündeme gelebilir. Alacaklının bir icra takibi başlatması ya da borcu kabul eden bir imzanız varsa zamanaşımı süreci kesintiye uğrayabilir. Bu noktada borçluların en sık düştüğü yanılgılardan biri “zaman geçti artık hiçbir şey olmaz” rahatlığına kapılmaktır.
Günlük hayatın telaşında eski bir borcun peşinizden gelmesi can sıkıcı olabilir ancak hukuk sistemi bu konuda borçluya önemli kalkanlar sunar. Borçlunun sahip olduğu en güçlü silah zamanaşımı def’idir. Bu savunma doğru şekilde ve doğru zamanda kullanılmazsa etkisiz hale gelebilir. İşte bu nedenle zamanaşımına uğrayan borçlarda borçlunun haklarını bilmesi sadece bir hukuki ayrıcalık değil aynı zamanda kişisel mali güvenliğiniz için bir zorunluluktur. Gelin bu hakların neler olduğunu adım adım inceleyelim.
Zamanaşımı hukuki anlamda bir alacağın belirli bir süre boyunca talep edilmemesi durumunda alacaklının dava açma hakkını kaybetmesi anlamına gelir. Ancak bu tanımın altını iyi çizmek gerekir: zamanaşımı borcu ortadan kaldırmaz sadece “alacaklı bu borcu mahkemede talep edemez” anlamına gelir. Borç hala ahlaki veya doğal bir yükümlülük olarak varlığını sürdürür. Örneğin arkadaşınıza 10 yıl önce 5000 TL borç verdiyseniz
ve aradan 10 yıl geçtiyse, bu borç için dava açma süreniz dolmuş olabilir. Ancak borçlu kişi bu borcu gönüllü olarak öderse, sonradan "zamanaşımına uğradı" diyerek geri isteyemez. Çünkü zamanaşımı, borcun varlığını değil, talep edilebilirliğini etkiler. İşte bu ince çizgi, borçluların haklarını kullanırken dikkatli olması gereken en kritik noktadır.
Türk Borçlar Kanunu’na göre genel zamanaşımı süresi 10 yıldır. Ancak birçok özel durumda bu süre daha kısadır. Örneğin kira alacakları için 5 yıl, taksitli satışlarda her taksit için ayrı ayrı 5 yıl, kambiyo senetlerinde (çek, bono, poliçe) ise 3 yıl gibi farklı süreler uygulanır. Haksız fiilden doğan tazminat talepleri için süre 2 yıl (fiil ve failin öğrenilmesinden itibaren) ve her halde 10 yıldır. Bu sürelerin başlangıcı da önemlidir; genellikle alacağın muaccel (ödeme zamanı gelmiş) olduğu andan itibaren işlemeye başlar. Borçlunun hangi süreye tabi olduğunu bilmesi, hakkını zamanında kullanabilmesi için hayati önem taşır.
Zamanaşımı süresi işlerken bazı olaylar bu süreyi kesintiye uğratabilir veya durdurabilir. Kesilme durumunda süre sıfırlanır ve yeniden işlemeye başlar. Örneğin borçlunun borcu yazılı olarak kabul etmesi, kısmi ödeme yapması, rehin vermesi veya alacaklının dava açması gibi durumlar zamanaşımını keser. Durma ise sürenin geçici olarak işlememesi anlamına gelir; örneğin borçlu ile alacaklı arasında evlilik, velayet gibi bir ilişki varsa veya borçlu askerlik, hastalık gibi bir engel nedeniyle dava açamıyorsa süre durur. Engel kalkınca süre kaldığı yerden devam eder. Borçlular, özellikle kısmi ödeme yaparken çok dikkatli olmalıdır; çünkü küçük bir ödeme bile zamanaşımını keserek süreyi sıfırlayabilir.
Zamanaşımı def’i, mahkeme tarafından kendiliğinden dikkate alınmaz. Borçlunun bu savunmayı açıkça ileri sürmesi gerekir. Bir icra takibinde veya davada, borçlu "zamanaşımı itirazında bulunuyorum" demeli ve bunu belgelendirmelidir. Aksi takdirde mahkeme veya icra müdürlüğü bu durumu re’sen gözetmez. En sık yapılan hata, borçlunun "zaten zaman aşımına uğradı" diyerek takibe hiç itiraz etmemesi veya dava açıldığında cevap vermemesidir. Bu durumda borçlu aleyhine kesinleşmiş bir karar çıkabilir. Bu nedenle borçlu, tebligat aldığı anda derhal bir avukata danışmalı veya en azından yazılı olarak zamanaşımı itirazında bulunmalıdır.
Bir borç zamanaşımına uğradıktan sonra, borçlu bu borcu gönüllü olarak öderse, artık geri isteyemez. Çünkü bu ödeme "doğal bir borcun" ifası sayılır. Ancak borçlu, zamanaşımına uğradığını bilmeden ödeme yapmışsa, durum değişebilir. TBK m. 78’e göre, zamanaşımına uğramış bir borcu bilmeyerek ödeyen kişi, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri isteyebilir. Yani alacaklı, borçlunun bu ödemeyi yaparken zamanaşımının geçtiğini bilmediğini ispatlarsa geri alma hakkı doğar. Ancak bu ispat genellikle zordur; çoğu zaman mahkemeler "herkes borcunun zamanaşımına uğrayıp uğramadığını bilir" varsayımından hareket eder.
Zamanaşımına uğramış bir alacak için başlatılan icra takibinde borçlu, ödeme emrine itiraz ederken zamanaşımı itirazını da eklemelidir. İcra takibinde zamanaşımı iki şekilde karşımıza çıkar: takip yılı zamanaşımı ve takip konusu alacağın zamanaşımı. Takip yılı zamanaşımı (İİK m. 106) uyarınca, bir icra takibi kesinleştikten sonra 2 yıl içinde haciz talep edilmezse takip düşer. Ancak bu, borcun ortadan kalktığı anlamına gelmez; yeni bir takip başlatılabilir. Bu nedenle borçlu, eski bir takip dosyasından dolayı rahatlamamalı, alacağın esas zamanaşımına uğrayıp uğramadığını kontrol etmelidir.
Kefil olan kişiler için zamanaşımı daha karmaşıktır. Kefilin borcu, asıl borçlunun borcuna bağlıdır. Asıl borç zamanaşımına uğrarsa, kefil de zamanaşımı def’ini ileri sürebilir. Ancak dikkat: Kefalet sözleşmesi ayrı bir sözleşme olduğu için kefalet için ayrı bir zamanaşımı süresi yoktur; asıl borcun süresi geçerlidir. Öte yandan, kefil borcu kabul eder veya kısmi ödeme yaparsa, bu durum asıl borçlu için de zamanaşımını kesebilir. Bu nedenle kefiller, borçlu adına herhangi bir işlem yapmadan önce mutlaka hukuki danışmanlık almalıdır.
1. Tebligatlara dikkat edin. Size gelen her icra takibi veya dava tebligatını ciddiye alın. Zamanaşımı savunmasını yapmak için süre sınırlıdır; örneğin icra takibine itiraz süresi 7 gündür.
2. Hiçbir borcu kabul etmeyin. Borçlu olduğunuzu yazılı veya sözlü olarak kabul etmek, yapacağınız en küçük ödeme bile zamanaşımını keser. Bu nedenle eski borçlar hakkında alacaklıyla iletişime geçerken “borcumu ödeyeceğim” türü ifadeler kullanmayın.
3. Avukata danışmadan ödeme yapmayın. Zamanaşımına uğramış bir borç için yapılan ödeme geri alınamaz. Ödeme yapmadan önce mutlaka bir hukuk uzmanına danışın.
4. Zamanaşımı süresini hesaplatın. Borcun hangi tarihte muaccel olduğunu ve hangi zamanaşımı süresine tabi olduğunu bir avukata hesaplatın. Karmaşık durumlarda süre yanlış hesaplanabilir.
5. Kısmi ödeme yapmayın. Borcun tamamını ödemeseniz bile yapacağınız 1 TL’lik ödeme zamanaşımını keser. Bu nedenle eski borçlar için kısmi ödeme tekliflerini reddedin.
6. İcra takibine süresinde itiraz edin. Ödeme emri elinize geçtiğinde 7 gün içinde icra dairesine yazılı itiraz dilekçesi verin. İtirazda zamanaşımı gerekçesini de belirtin.
7. Borçlu olduğunuzu inkar etmeyin, zamanaşımına dayanın. Borçlu olduğunuzu kabul edip “ama zaman aşımına uğradı” demek, bazen mahkeme tarafından borcu ikrar olarak yorumlanabilir. Bunun yerine doğrudan “zamanaşımı def’ini ileri sürüyorum” ifadesini kullanın.
8. Eski borçlar için talep edilen belgeleri imzalamayın. Alacaklı, borç tanıma senedi veya benzeri bir belge imzalamanızı isteyebilir. Bu belgeler zamanaşımını keser ve yeni bir süre başlatır.
9. Dava açılmışsa cevap dilekçesi verin. Dava dilekçesi size tebliğ edildiğinde 2 hafta içinde cevap vermezseniz, borcu kabul etmiş sayılabilirsiniz. Cevap dilekçesinde mutlaka zamanaşımı def’ini ileri sürün.
10. Sürekli olarak borç sorgulaması yapın. Kredi kayıtları, icra dosyaları gibi kaynaklardan periyodik olarak sorgulama yaparak aleyhinize bir takip olup olmadığını kontrol edin. Erken haberdar olmak, hak kaybını önler.
Zamanaşımına uğrayan borç, borçlu için güçlü bir kalkan olsa da bu kalkanın doğru kullanılmaması durumunda etkisiz hale gelebileceğini unutmamak gerekir. Borçlun
en sahip olduğu en önemli hak, zamanaşımı def’ini zamanında ve usulüne uygun şekilde ileri sürmektir. Bu savunma, borcun varlığını değil, talep edilebilirliğini ortadan kaldırır. Ancak bu hakkın kullanılması için borçlunun pasif kalmaması, tebligatları takip etmesi ve herhangi bir ödeme veya kabul beyanından kaçınması gerekir. Unutulmamalıdır ki zamanaşımı, borçluyu otomatik olarak korumaz; bu koruma ancak aktif bir savunma ile mümkün olur. Eski borçlarınız konusunda endişeleniyorsanız, bir hukuk danışmanına başvurarak durumunuzu netleştirmeniz ve olası risklere karşı önlem almanız en akıllıca yol olacaktır. Hukuk, bilgiyi kullananın yanındadır; bu bilgiyi doğru zamanda ve doğru yöntemle kullanmak ise tamamen sizin elinizdedir.
Henüz borcunuzu ödemediyseniz ancak aradan uzun yıllar geçtiyse içiniz rahat olabilir gibi görünse de işler göründüğü kadar basit değildir. Örneğin kefil olduğunuz bir sözleşmeden doğan borç ya da eski bir kredi kartı ekstresi aradan yıllar geçse bile belirli şartlar altında yeniden gündeme gelebilir. Alacaklının bir icra takibi başlatması ya da borcu kabul eden bir imzanız varsa zamanaşımı süreci kesintiye uğrayabilir. Bu noktada borçluların en sık düştüğü yanılgılardan biri “zaman geçti artık hiçbir şey olmaz” rahatlığına kapılmaktır.
Günlük hayatın telaşında eski bir borcun peşinizden gelmesi can sıkıcı olabilir ancak hukuk sistemi bu konuda borçluya önemli kalkanlar sunar. Borçlunun sahip olduğu en güçlü silah zamanaşımı def’idir. Bu savunma doğru şekilde ve doğru zamanda kullanılmazsa etkisiz hale gelebilir. İşte bu nedenle zamanaşımına uğrayan borçlarda borçlunun haklarını bilmesi sadece bir hukuki ayrıcalık değil aynı zamanda kişisel mali güvenliğiniz için bir zorunluluktur. Gelin bu hakların neler olduğunu adım adım inceleyelim.
Temel Kavramlar ve Tanım
Zamanaşımı hukuki anlamda bir alacağın belirli bir süre boyunca talep edilmemesi durumunda alacaklının dava açma hakkını kaybetmesi anlamına gelir. Ancak bu tanımın altını iyi çizmek gerekir: zamanaşımı borcu ortadan kaldırmaz sadece “alacaklı bu borcu mahkemede talep edemez” anlamına gelir. Borç hala ahlaki veya doğal bir yükümlülük olarak varlığını sürdürür. Örneğin arkadaşınıza 10 yıl önce 5000 TL borç verdiyseniz
ve aradan 10 yıl geçtiyse, bu borç için dava açma süreniz dolmuş olabilir. Ancak borçlu kişi bu borcu gönüllü olarak öderse, sonradan "zamanaşımına uğradı" diyerek geri isteyemez. Çünkü zamanaşımı, borcun varlığını değil, talep edilebilirliğini etkiler. İşte bu ince çizgi, borçluların haklarını kullanırken dikkatli olması gereken en kritik noktadır.
Zamanaşımı Süreleri ve Türleri
Türk Borçlar Kanunu’na göre genel zamanaşımı süresi 10 yıldır. Ancak birçok özel durumda bu süre daha kısadır. Örneğin kira alacakları için 5 yıl, taksitli satışlarda her taksit için ayrı ayrı 5 yıl, kambiyo senetlerinde (çek, bono, poliçe) ise 3 yıl gibi farklı süreler uygulanır. Haksız fiilden doğan tazminat talepleri için süre 2 yıl (fiil ve failin öğrenilmesinden itibaren) ve her halde 10 yıldır. Bu sürelerin başlangıcı da önemlidir; genellikle alacağın muaccel (ödeme zamanı gelmiş) olduğu andan itibaren işlemeye başlar. Borçlunun hangi süreye tabi olduğunu bilmesi, hakkını zamanında kullanabilmesi için hayati önem taşır.
Zamanaşımının Kesilmesi ve Durması
Zamanaşımı süresi işlerken bazı olaylar bu süreyi kesintiye uğratabilir veya durdurabilir. Kesilme durumunda süre sıfırlanır ve yeniden işlemeye başlar. Örneğin borçlunun borcu yazılı olarak kabul etmesi, kısmi ödeme yapması, rehin vermesi veya alacaklının dava açması gibi durumlar zamanaşımını keser. Durma ise sürenin geçici olarak işlememesi anlamına gelir; örneğin borçlu ile alacaklı arasında evlilik, velayet gibi bir ilişki varsa veya borçlu askerlik, hastalık gibi bir engel nedeniyle dava açamıyorsa süre durur. Engel kalkınca süre kaldığı yerden devam eder. Borçlular, özellikle kısmi ödeme yaparken çok dikkatli olmalıdır; çünkü küçük bir ödeme bile zamanaşımını keserek süreyi sıfırlayabilir.
Zamanaşımı Def’i Nasıl İleri Sürülür?
Zamanaşımı def’i, mahkeme tarafından kendiliğinden dikkate alınmaz. Borçlunun bu savunmayı açıkça ileri sürmesi gerekir. Bir icra takibinde veya davada, borçlu "zamanaşımı itirazında bulunuyorum" demeli ve bunu belgelendirmelidir. Aksi takdirde mahkeme veya icra müdürlüğü bu durumu re’sen gözetmez. En sık yapılan hata, borçlunun "zaten zaman aşımına uğradı" diyerek takibe hiç itiraz etmemesi veya dava açıldığında cevap vermemesidir. Bu durumda borçlu aleyhine kesinleşmiş bir karar çıkabilir. Bu nedenle borçlu, tebligat aldığı anda derhal bir avukata danışmalı veya en azından yazılı olarak zamanaşımı itirazında bulunmalıdır.
Zamanaşımına Uğrayan Borcun Ödenmesi ve Sebepsiz Zenginleşme
Bir borç zamanaşımına uğradıktan sonra, borçlu bu borcu gönüllü olarak öderse, artık geri isteyemez. Çünkü bu ödeme "doğal bir borcun" ifası sayılır. Ancak borçlu, zamanaşımına uğradığını bilmeden ödeme yapmışsa, durum değişebilir. TBK m. 78’e göre, zamanaşımına uğramış bir borcu bilmeyerek ödeyen kişi, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri isteyebilir. Yani alacaklı, borçlunun bu ödemeyi yaparken zamanaşımının geçtiğini bilmediğini ispatlarsa geri alma hakkı doğar. Ancak bu ispat genellikle zordur; çoğu zaman mahkemeler "herkes borcunun zamanaşımına uğrayıp uğramadığını bilir" varsayımından hareket eder.
İcra Takibinde Zamanaşımı ve Haklar
Zamanaşımına uğramış bir alacak için başlatılan icra takibinde borçlu, ödeme emrine itiraz ederken zamanaşımı itirazını da eklemelidir. İcra takibinde zamanaşımı iki şekilde karşımıza çıkar: takip yılı zamanaşımı ve takip konusu alacağın zamanaşımı. Takip yılı zamanaşımı (İİK m. 106) uyarınca, bir icra takibi kesinleştikten sonra 2 yıl içinde haciz talep edilmezse takip düşer. Ancak bu, borcun ortadan kalktığı anlamına gelmez; yeni bir takip başlatılabilir. Bu nedenle borçlu, eski bir takip dosyasından dolayı rahatlamamalı, alacağın esas zamanaşımına uğrayıp uğramadığını kontrol etmelidir.
Kefalet ve Zamanaşımı İlişkisi
Kefil olan kişiler için zamanaşımı daha karmaşıktır. Kefilin borcu, asıl borçlunun borcuna bağlıdır. Asıl borç zamanaşımına uğrarsa, kefil de zamanaşımı def’ini ileri sürebilir. Ancak dikkat: Kefalet sözleşmesi ayrı bir sözleşme olduğu için kefalet için ayrı bir zamanaşımı süresi yoktur; asıl borcun süresi geçerlidir. Öte yandan, kefil borcu kabul eder veya kısmi ödeme yaparsa, bu durum asıl borçlu için de zamanaşımını kesebilir. Bu nedenle kefiller, borçlu adına herhangi bir işlem yapmadan önce mutlaka hukuki danışmanlık almalıdır.
Uzman Önerileri ve İpuçları
1. Tebligatlara dikkat edin. Size gelen her icra takibi veya dava tebligatını ciddiye alın. Zamanaşımı savunmasını yapmak için süre sınırlıdır; örneğin icra takibine itiraz süresi 7 gündür.
2. Hiçbir borcu kabul etmeyin. Borçlu olduğunuzu yazılı veya sözlü olarak kabul etmek, yapacağınız en küçük ödeme bile zamanaşımını keser. Bu nedenle eski borçlar hakkında alacaklıyla iletişime geçerken “borcumu ödeyeceğim” türü ifadeler kullanmayın.
3. Avukata danışmadan ödeme yapmayın. Zamanaşımına uğramış bir borç için yapılan ödeme geri alınamaz. Ödeme yapmadan önce mutlaka bir hukuk uzmanına danışın.
4. Zamanaşımı süresini hesaplatın. Borcun hangi tarihte muaccel olduğunu ve hangi zamanaşımı süresine tabi olduğunu bir avukata hesaplatın. Karmaşık durumlarda süre yanlış hesaplanabilir.
5. Kısmi ödeme yapmayın. Borcun tamamını ödemeseniz bile yapacağınız 1 TL’lik ödeme zamanaşımını keser. Bu nedenle eski borçlar için kısmi ödeme tekliflerini reddedin.
6. İcra takibine süresinde itiraz edin. Ödeme emri elinize geçtiğinde 7 gün içinde icra dairesine yazılı itiraz dilekçesi verin. İtirazda zamanaşımı gerekçesini de belirtin.
7. Borçlu olduğunuzu inkar etmeyin, zamanaşımına dayanın. Borçlu olduğunuzu kabul edip “ama zaman aşımına uğradı” demek, bazen mahkeme tarafından borcu ikrar olarak yorumlanabilir. Bunun yerine doğrudan “zamanaşımı def’ini ileri sürüyorum” ifadesini kullanın.
8. Eski borçlar için talep edilen belgeleri imzalamayın. Alacaklı, borç tanıma senedi veya benzeri bir belge imzalamanızı isteyebilir. Bu belgeler zamanaşımını keser ve yeni bir süre başlatır.
9. Dava açılmışsa cevap dilekçesi verin. Dava dilekçesi size tebliğ edildiğinde 2 hafta içinde cevap vermezseniz, borcu kabul etmiş sayılabilirsiniz. Cevap dilekçesinde mutlaka zamanaşımı def’ini ileri sürün.
10. Sürekli olarak borç sorgulaması yapın. Kredi kayıtları, icra dosyaları gibi kaynaklardan periyodik olarak sorgulama yaparak aleyhinize bir takip olup olmadığını kontrol edin. Erken haberdar olmak, hak kaybını önler.
Sıkça Sorulan Sorular
Zamanaşımına uğrayan borcu ödersem geri alabilir miyim?
Genel kural, borcun zamanaşımına uğradığını bilerek yapılan ödemenin geri istenemeyeceğidir. Ancak bilmeyerek ödeme yaparsanız, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri alma davası açabilirsiniz. Bu davada ödemeyi yaparken zamanaşımını bilmediğinizi ispat etmek size düşer, bu da oldukça zordur.Kredi kartı borcum 10 yıl öncesinden kalma, hâlâ icra takibi yapılabilir mi?
Kredi kartı borçları genellikle tüketici kredisi kapsamında değerlendirilir ve zamanaşımı süresi 5 yıldır (TKHK m. 45). Ancak bu süre, hesap kat ihtarnamesinin tebliğinden itibaren başlar. Aradan 10 yıl geçmişse büyük olasılıkla zamanaşımı gerçekleşmiştir. Fakat banka, sizin borcu kabul ettiğinize dair bir belge (örneğin yıllar sonra yapılan kısmi ödeme) varsa süre kesilmiş olabilir. Bu nedenle somut durumunuzu bir avukata inceletmeniz en doğrusudur.Zamanaşımı def’ini mahkemede nasıl ileri sürerim?
Mahkemeye veya icra dairesine vereceğiniz dilekçede açıkça “zamanaşımı def’inde bulunuyorum” veya “alacak zamanaşımına uğramıştır” ifadelerini kullanmanız yeterlidir. Dava dilekçesine cevap süresi içinde (genellikle 2 hafta) bu itirazı yapmazsanız hakkınızı kaybedebilirsiniz. İcra takibinde ise ödeme emrine itiraz süresi 7 gündür ve bu sürede itiraz etmezseniz takip kesinleşir.Borçlu olduğum kişi vefat etti, mirasçıları zamanaşımına uğramış borcu talep edebilir mi?
Evet, mirasçılar alacaklı sıfatını kazanır ve aynı haklara sahip olur. Zamanaşımı süresi, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye devam eder. Mirasçıların talebi de aynı zamanaşımı süresine tabidir. Yani borç zamanaşımına uğramışsa, mirasçılar da mahkemede talep edemez. Ancak borçlu, mirasçılara karşı da aynı def’i ileri sürebilir.Sonuç
Zamanaşımına uğrayan borç, borçlu için güçlü bir kalkan olsa da bu kalkanın doğru kullanılmaması durumunda etkisiz hale gelebileceğini unutmamak gerekir. Borçlun
en sahip olduğu en önemli hak, zamanaşımı def’ini zamanında ve usulüne uygun şekilde ileri sürmektir. Bu savunma, borcun varlığını değil, talep edilebilirliğini ortadan kaldırır. Ancak bu hakkın kullanılması için borçlunun pasif kalmaması, tebligatları takip etmesi ve herhangi bir ödeme veya kabul beyanından kaçınması gerekir. Unutulmamalıdır ki zamanaşımı, borçluyu otomatik olarak korumaz; bu koruma ancak aktif bir savunma ile mümkün olur. Eski borçlarınız konusunda endişeleniyorsanız, bir hukuk danışmanına başvurarak durumunuzu netleştirmeniz ve olası risklere karşı önlem almanız en akıllıca yol olacaktır. Hukuk, bilgiyi kullananın yanındadır; bu bilgiyi doğru zamanda ve doğru yöntemle kullanmak ise tamamen sizin elinizdedir.