QuartzMelody
Kayıtlı Kullanıcı
Bak, şimdi anlatacaklarımı iyi dinle. Elinde zamanaşımına uğramış bir senet var ve hakkında icra takibi başlatılmış. Hemen panik yapma, daha doğrusu panik yap da ama ne yapacağını bil. Çünkü bu işin bir dilekçesi var ve bu dilekçe, senin kaderini belirleyebilir. Şimdi oturduğun yerden kalkıp not alacak mısın bilmiyorum ama şunu aklının bir köşesine yaz: Zaman aşımı, borcu ortadan kaldırmaz; sadece onu devlet gücüyle tahsil edilemez hale getirir. Yani borçlunun vicdanında borç varsa öder, yoksa da senin yapacağın pek bir şey yoktur. Ama asıl konumuz borçlunun vicdanı değil, senin itiraz dilekçen.
Şimdi gelelim asıl meseleye. Bir senedin zamanaşımına uğraması demek, o senedin hukuki değerini büyük ölçüde yitirmesi demek. Kambiyo senetlerinde yani çek, bono ve poliçede zamanaşımı süreleri farklıdır ve bu süreler kısadır. Mesela bir bonoda, vade tarihinden itibaren üç yıl geçtiyse, o senet artık zamanaşımına uğramış demektir. Üç yıl! İnanılır gibi değil ama öyle. Bir de bakıyorsun ki aradan yıllar geçmiş, senet cebinde unutulmuş ve derken bir gün kapına icra memuru gelmiş ya da internetten bir icra takibi başlatıldığını öğrenmişsin. İşte o an, itiraz dilekçenin ne kadar hayati olduğunu anlıyorsun. Vallahi bilirim, insan o an ne yapacağını şaşırıyor.
Peki bu itiraz dilekçesi nereye verilir ve nasıl yazılır? Öncelikle şunu bilmen lazım: İcra takibine itiraz, icra dairesine yapılır ve takibin öğrenilmesinden itibaren yedi gün içinde sunulması gerekir. Ama asıl dava, icra mahkemesinde görülür. Yani sen süreci ikiye ayıracaksın: Birincisi icra dairesine verilen itiraz dilekçesi, ikincisi icra mahkemesine sunulan dava dilekçesi. Bazıları bunu karıştırıyor, abi ben dilekçemi verdim deyip duruyor ama mevzu tam olarak öyle değil. İtirazını icra dairesine yaparsın, ardından süresi içinde mahkemede dava açarsın. Eğer bu süreçleri kaçırırsan, zamanaşımı itirazını yapamamış olursun ve senet kesinleşir. İşte o zaman işin içinden çıkılmaz bir hale gelir. Bu yüzden süreler konusunda titiz davran, takvimini iyi tut.
Gelelim dilekçenin içeriğine, asıl ustalık burada. Zamanaşımına uğrayan senede itiraz dilekçesinde senin ileri süreceğin husus, senedin vadesinin üzerinden üç yıl geçmiş olduğudur. Ama bu kadar basit değil tabii ki. Dilekçende senedin düzenlenme tarihini, vade tarihini, tarafların bilgilerini ve en önemlisi zamanaşımı süresinin dolduğunu açıkça belirtmelisin. Üç yıl geçmişse, işte orada "senedin zamanaşımına uğradığını" beyan edersin. Senet imzalayan kiş...Senet imzalayan kişi, yani borçlu, eğer bu süre içinde itiraz etmezse takip kesinleşir ve senin elindeki kâğıt, ödenmemiş bir borç belgesi olarak hayatına devam eder. Ama sen itiraz ettiğin anda ortalık karışır. Çünkü itiraz, takibi durdurur ve alacaklıyı senin peşinden mahkemeye koşturmak zorunda bırakır. İşte tam da bu noktada zamanaşımı def'in ne kadar kıymetli olduğunu anlarsın. Sen mahkemeye dersin ki: Bak, bu senedin vadesi şu tarih, üzerinden üç yıl geçmiş, benim borcum var ama sen bunu devlet gücüyle isteyemezsin. Mahkeme de haklı bulursa seni, alacaklı elleri boş döner. Ama dikkat et, bu işler öyle kolay değil. Alacaklının avukatı da boş durmaz; der ki "borçlu ara ödeme yaptı", "borçluyu ihtar ettik", "zamanaşımı kesildi" falan. İşte o zaman senin cebin yanar. Vallahi billahi, bu tür iddialara karşı hazırlıklı olmazsan işin zor.
Önce şu süre mevzusunu netleştirelim. İcra takibine itiraz için tanınan süre, takip tebliğinden itibaren yedi gündür. Yedi gün, abisi yedi gün. Bir hafta içinde hareket etmezsen, itiraz hakkını kaybedersin ve senet kesinleşir. Sonra da "ben bilmiyordum, öğrenemedim" demek çok bir şey kazandırmaz. O yüzden eline tebligat ulaştığı an, o kâğıdı bir kenara atıp "sonra bakarım" deme. Hemen bir avukata danış ya da en azından icra dairesine gidip itiraz dilekçesi ver. Dilekçeyi verirken de dikkat et: İcra müdürlüğüne hitaben yazılır ve takip dosya numarası, borçlu bilgileri, itirazın konusu mutlaka yer almalıdır. Hatta "icranın geri bırakılması" talebini de eklemekte fayda var. Çünkü bu, takibin durdurulmasını sağlar ve alacaklının haciz yapmasının önüne geçer. Haciz gelmeden önce bu işi halletmen lazım, haciz geldikten sonra işler daha da karmaşıklaşır. Anlıyor musun ne demek istediğimi?
Gelelim dilekçenin içeriğine, asıl püf nokta burada. Sen sadece "zamanaşımına uğradı" deyip geçemezsin. Hâkimin önüne net bir tablo koymalısın. Bononun düzenlenme tarihini, vade tarihini, senin borçlu olduğunu ama bu borcun artık istenemeyeceğini, senedin kambiyo senedi vasfını taşıdığını ve zamanaşımı süresinin dolduğunu tek tek yazmalısın. Mesela vade tarihi 15 Mart 2021 ise ve bugün 2025 ise, üç yıl çoktan dolmuş demektir. Dilekçende bu tarihi işaret edip "vade tarihinden itibaren üç yıllık zamanaşımı süresi geçmiştir" demen yeterli. Ama dikkat et, senedin üzerinde vade tarihi yoksa o zaman "görüldüğünde ödenecek" kabul edilir ve düzenleme tarihinden itibaren işlemeye başlar. Bu ayrıntıyı kaçırırsan, mahkemede saçını başını yolarsın. İşte bu yüzden her ihtimali düşünüp, senedin üzerindeki tüm bilgileri gözden geçirmen şart. Bir de kabak tadı verecek ama şunu söylemeden geçemeyeceğim: Zamanaşımı, kendiliğinden dikkate alınmaz; senin ileri sürmen gerekir. Yani mahkeme "aa bu zamanaşımına uğramış" demez, ancak sen dilekçende ya da duruşmada bunu öne sürersen işe yarar. O yüzden bu itirazı mutlaka yap.
Bir de şu var: Zamanaşımı itirazı, icra dairesine verilen itiraz dilekçesinde yer almalı mı, yoksa ayrı bir dava mı açılmalı? Kafalar karışıyor burada. Şöyle anlatayım: İcra takibine itiraz, dosya kapsamına göre icra dairesine yapılır ve takip durur. Ama asıl zamanaşımı iddiasını İcra Mahkemesi'nde dava açarak ileri sürmen gerekir. Yani iki aşama var: Birinci aşamada takibi durdurursun, ikinci aşamada da mahkemeden zamanaşımı nedeniyle takibin iptalini istersin. Bu işi tek dilekçeyle çözmek istersen, icra dairesine verilen itiraz dilekçesinde hem "borca itiraz" hem de "zamanaşımı" yazabilirsin; ama yine de mahkemeye süresi içinde başvurman şart. Süreleri birbirine karıştırma, takip öğrenme tarihinden itibaren yedi gün içinde itiraz, ardından da yasal süre içinde dava. Bu süreçlerde vekil tutman her zaman daha sağlıklı olur, bütçen el vermiyorsa da adli yardım talep etme hakkın var, bunu unutma.
Senet hâlâ cebinde duruyor, belki de o senedin hayatını ne kadar değiştireceğini düşünmüyorsun. Ama bir sabah kalktığında hesabına haciz gelirse, o zaman her şeyi anlarsın. Zamanaşımına uğramış bir senede itiraz dilekçesi işte tam da bu felaketi önlemek için var. Kâğıdın bir parça, ama o parça senin hukuk gücünü gösterir. Onu doğru yazarsan, borçlu sıfatından kurtulursun; yanlış yazarsan ya da hiç yazmazsan, yıllar sonra bile o borçla karşına çıkarlar. Hani derler ya "kağıt para gibidir, ama kağıt borç da gibidir" diye. Bu işi ciddiye al, dilekçeni kendin yazacaksan bile en azından bir hukukçuya okut. Çünkü bir eksik cümle, yanlış bir tabir, her şeyi mahvedebilir. Vallahi billahi bu işin şakası yok. Şimdi kalk, o senedin vade tarihine bir bak ve bakalım süre dolmuş mu? Eğer dolmuşsa, itiraz dilekçen için daha fazla bekleme derim. Çünkü zaman, senin lehine işleyen bir dost; ama bir o kadar da acımasız bir yargıç. Onu iyi kullan, ne diyeyim...
Şimdi gelelim asıl meseleye. Bir senedin zamanaşımına uğraması demek, o senedin hukuki değerini büyük ölçüde yitirmesi demek. Kambiyo senetlerinde yani çek, bono ve poliçede zamanaşımı süreleri farklıdır ve bu süreler kısadır. Mesela bir bonoda, vade tarihinden itibaren üç yıl geçtiyse, o senet artık zamanaşımına uğramış demektir. Üç yıl! İnanılır gibi değil ama öyle. Bir de bakıyorsun ki aradan yıllar geçmiş, senet cebinde unutulmuş ve derken bir gün kapına icra memuru gelmiş ya da internetten bir icra takibi başlatıldığını öğrenmişsin. İşte o an, itiraz dilekçenin ne kadar hayati olduğunu anlıyorsun. Vallahi bilirim, insan o an ne yapacağını şaşırıyor.
Peki bu itiraz dilekçesi nereye verilir ve nasıl yazılır? Öncelikle şunu bilmen lazım: İcra takibine itiraz, icra dairesine yapılır ve takibin öğrenilmesinden itibaren yedi gün içinde sunulması gerekir. Ama asıl dava, icra mahkemesinde görülür. Yani sen süreci ikiye ayıracaksın: Birincisi icra dairesine verilen itiraz dilekçesi, ikincisi icra mahkemesine sunulan dava dilekçesi. Bazıları bunu karıştırıyor, abi ben dilekçemi verdim deyip duruyor ama mevzu tam olarak öyle değil. İtirazını icra dairesine yaparsın, ardından süresi içinde mahkemede dava açarsın. Eğer bu süreçleri kaçırırsan, zamanaşımı itirazını yapamamış olursun ve senet kesinleşir. İşte o zaman işin içinden çıkılmaz bir hale gelir. Bu yüzden süreler konusunda titiz davran, takvimini iyi tut.
Gelelim dilekçenin içeriğine, asıl ustalık burada. Zamanaşımına uğrayan senede itiraz dilekçesinde senin ileri süreceğin husus, senedin vadesinin üzerinden üç yıl geçmiş olduğudur. Ama bu kadar basit değil tabii ki. Dilekçende senedin düzenlenme tarihini, vade tarihini, tarafların bilgilerini ve en önemlisi zamanaşımı süresinin dolduğunu açıkça belirtmelisin. Üç yıl geçmişse, işte orada "senedin zamanaşımına uğradığını" beyan edersin. Senet imzalayan kiş...Senet imzalayan kişi, yani borçlu, eğer bu süre içinde itiraz etmezse takip kesinleşir ve senin elindeki kâğıt, ödenmemiş bir borç belgesi olarak hayatına devam eder. Ama sen itiraz ettiğin anda ortalık karışır. Çünkü itiraz, takibi durdurur ve alacaklıyı senin peşinden mahkemeye koşturmak zorunda bırakır. İşte tam da bu noktada zamanaşımı def'in ne kadar kıymetli olduğunu anlarsın. Sen mahkemeye dersin ki: Bak, bu senedin vadesi şu tarih, üzerinden üç yıl geçmiş, benim borcum var ama sen bunu devlet gücüyle isteyemezsin. Mahkeme de haklı bulursa seni, alacaklı elleri boş döner. Ama dikkat et, bu işler öyle kolay değil. Alacaklının avukatı da boş durmaz; der ki "borçlu ara ödeme yaptı", "borçluyu ihtar ettik", "zamanaşımı kesildi" falan. İşte o zaman senin cebin yanar. Vallahi billahi, bu tür iddialara karşı hazırlıklı olmazsan işin zor.
Önce şu süre mevzusunu netleştirelim. İcra takibine itiraz için tanınan süre, takip tebliğinden itibaren yedi gündür. Yedi gün, abisi yedi gün. Bir hafta içinde hareket etmezsen, itiraz hakkını kaybedersin ve senet kesinleşir. Sonra da "ben bilmiyordum, öğrenemedim" demek çok bir şey kazandırmaz. O yüzden eline tebligat ulaştığı an, o kâğıdı bir kenara atıp "sonra bakarım" deme. Hemen bir avukata danış ya da en azından icra dairesine gidip itiraz dilekçesi ver. Dilekçeyi verirken de dikkat et: İcra müdürlüğüne hitaben yazılır ve takip dosya numarası, borçlu bilgileri, itirazın konusu mutlaka yer almalıdır. Hatta "icranın geri bırakılması" talebini de eklemekte fayda var. Çünkü bu, takibin durdurulmasını sağlar ve alacaklının haciz yapmasının önüne geçer. Haciz gelmeden önce bu işi halletmen lazım, haciz geldikten sonra işler daha da karmaşıklaşır. Anlıyor musun ne demek istediğimi?
Gelelim dilekçenin içeriğine, asıl püf nokta burada. Sen sadece "zamanaşımına uğradı" deyip geçemezsin. Hâkimin önüne net bir tablo koymalısın. Bononun düzenlenme tarihini, vade tarihini, senin borçlu olduğunu ama bu borcun artık istenemeyeceğini, senedin kambiyo senedi vasfını taşıdığını ve zamanaşımı süresinin dolduğunu tek tek yazmalısın. Mesela vade tarihi 15 Mart 2021 ise ve bugün 2025 ise, üç yıl çoktan dolmuş demektir. Dilekçende bu tarihi işaret edip "vade tarihinden itibaren üç yıllık zamanaşımı süresi geçmiştir" demen yeterli. Ama dikkat et, senedin üzerinde vade tarihi yoksa o zaman "görüldüğünde ödenecek" kabul edilir ve düzenleme tarihinden itibaren işlemeye başlar. Bu ayrıntıyı kaçırırsan, mahkemede saçını başını yolarsın. İşte bu yüzden her ihtimali düşünüp, senedin üzerindeki tüm bilgileri gözden geçirmen şart. Bir de kabak tadı verecek ama şunu söylemeden geçemeyeceğim: Zamanaşımı, kendiliğinden dikkate alınmaz; senin ileri sürmen gerekir. Yani mahkeme "aa bu zamanaşımına uğramış" demez, ancak sen dilekçende ya da duruşmada bunu öne sürersen işe yarar. O yüzden bu itirazı mutlaka yap.
Bir de şu var: Zamanaşımı itirazı, icra dairesine verilen itiraz dilekçesinde yer almalı mı, yoksa ayrı bir dava mı açılmalı? Kafalar karışıyor burada. Şöyle anlatayım: İcra takibine itiraz, dosya kapsamına göre icra dairesine yapılır ve takip durur. Ama asıl zamanaşımı iddiasını İcra Mahkemesi'nde dava açarak ileri sürmen gerekir. Yani iki aşama var: Birinci aşamada takibi durdurursun, ikinci aşamada da mahkemeden zamanaşımı nedeniyle takibin iptalini istersin. Bu işi tek dilekçeyle çözmek istersen, icra dairesine verilen itiraz dilekçesinde hem "borca itiraz" hem de "zamanaşımı" yazabilirsin; ama yine de mahkemeye süresi içinde başvurman şart. Süreleri birbirine karıştırma, takip öğrenme tarihinden itibaren yedi gün içinde itiraz, ardından da yasal süre içinde dava. Bu süreçlerde vekil tutman her zaman daha sağlıklı olur, bütçen el vermiyorsa da adli yardım talep etme hakkın var, bunu unutma.
Senet hâlâ cebinde duruyor, belki de o senedin hayatını ne kadar değiştireceğini düşünmüyorsun. Ama bir sabah kalktığında hesabına haciz gelirse, o zaman her şeyi anlarsın. Zamanaşımına uğramış bir senede itiraz dilekçesi işte tam da bu felaketi önlemek için var. Kâğıdın bir parça, ama o parça senin hukuk gücünü gösterir. Onu doğru yazarsan, borçlu sıfatından kurtulursun; yanlış yazarsan ya da hiç yazmazsan, yıllar sonra bile o borçla karşına çıkarlar. Hani derler ya "kağıt para gibidir, ama kağıt borç da gibidir" diye. Bu işi ciddiye al, dilekçeni kendin yazacaksan bile en azından bir hukukçuya okut. Çünkü bir eksik cümle, yanlış bir tabir, her şeyi mahvedebilir. Vallahi billahi bu işin şakası yok. Şimdi kalk, o senedin vade tarihine bir bak ve bakalım süre dolmuş mu? Eğer dolmuşsa, itiraz dilekçen için daha fazla bekleme derim. Çünkü zaman, senin lehine işleyen bir dost; ama bir o kadar da acımasız bir yargıç. Onu iyi kullan, ne diyeyim...