CoralTempo
Kayıtlı Kullanıcı
İmzaya itiraz... Vallahi bu iş öyle herkesin aklına ilk gelen şey değildir. Hele bir de hayatında hiçbir mahkeme kapısı görmemiş, noterden sadece araba alırken geçmiş bir adamsan iyice yabancı gelir. Ama bir gün gelir, bir evrak çıkar karşına, altında da senin imzan varmış gibi gözükür. O an ne yaparsın? İşte tam da o an imzaya itiraz mevzusu girer devreye. Aslında bu bir tür “dur bi dakika, bu imza benim değil” deme hakkıdır abi. Hukuk bazen böyle küçük kapılar açar, sen de o kapıdan usulca girersin.
Düşünsene, bir senet var elinde, altındaki imza sana ait değil ama karşı taraf diyor ki “sen imzalamışsın”. Ne yapacaksın? Oturup ağlamak yok. Bir dilekçe yazacaksın işte. Ama bu dilekçe öyle rastgele karalanacak bir şey değil, belli bir ciddiyeti var. Yani “vallahi ben atmadım” demen yetmez, bunu bir resmiyete dökmen lazım. İşte bu noktada danışman gibi düşünmek gerek. Kendi kendine sormalısın: bu işin usulü ne, hangi mercie başvurulur, ne kadar sürem var?
Bir kere şunu bil: imzaya itiraz, genellikle icra takibi sırasında ya da bir sözleşmenin geçerliliği tartışılırken gündeme gelir. Mesela bir icra dairesi sana ödeme emri gönderir, altında da senin imzan varmış gibi bir belge… O zaman hemen değil ama yedi gün içinde itiraz etmen gerek. Yani süreyle yarışıyorsun, o yüzden “abi sonra hallederim” deme. Çünkü süre geçerse imza sana ait sayılır. Haksızlık gibi geliyor değil mi? Ama hukuk bazen böyle acımasız olabiliyor, maalesef.
Dilekçenin içinde ne olmalı peki? Şimdi anlatayım. Önce nereye yazdığını belirteceksin, mesela ilgili icra mahkemesine ya da asliye hukuk mahkemesine. Sonra “benim imzam değildir” diyeceksin, ama bunu sadece söylemek yetmez, delil de isteyeceksin. İmza incelemesi yapılsın, grafolog baksın, bilirkişi raporu alsın falan… Yani işin içine bir sürü teknik detay giriyor. Ama sakın korkma, bu kadarını dilekçeye yazman yeterli, mahkeme zaten gerisini halleder.
Bir de şu var: bazen el yazısı örnekleri isterler. Mesela bankadaki imzanı, ehliyet başvurusundaki imzanı, herhangi bir resmi belgedeki ıslak imzanı. Onları toplamak lazım. Yani önceden bir dosya hazırlasan iyi olur. Çünkü mahkeme “getir bakalım eski imzalarını” dediğ
anızda eliniz boş kalmayın. Hele bir de işin içinde noter onaylı bir belge varsa, işin rengi biraz daha değişir. Noter önünde atılan imzalar kural olarak aksi ispatlanana kadar geçerlidir ama yine de itiraz edebilirsin. Yani “noterde attım” demek kesin kanıt değil, abi. Bazen noterler de hata yapabiliyor, adamın biri senin yerine imza atmış olabiliyor. İşte o zaman imzaya itiraz dilekçesi can simidi gibi gelir.
Peki bu dilekçeyi yazarken nelere dikkat etmeli? En önemlisi, duygusal olma. Yani “vallahi billahi ben yapmadım, bu nasıl iş” diye başlarsan o dilekçe mahkemede hiçbir işe yaramaz. Sakin ol, işi resmiyete dök. Tarih koy, adını yaz, hangi belgeye itiraz ettiğini açıkça belirt. Mesela “İcra takip dosyası 2024/1234 esas sayılı dosyada bulunan 01.01.2024 tarihli senedin altındaki imza bana ait değildir” gibi net bir cümle kur. Ne kadar net o kadar iyi. Çünkü hâkimin işini kolaylaştırırsan, senin işin de kolaylaşır.
Bir de şu var: bu dilekçeyi bizzat kendin yazmak zorunda değilsin. Bir avukata danışabilirsin, hatta internetten örnekler bulup üzerinde oynama yapabilirsin. Ama önemli olan, imzanın sana ait olmadığını iddia ederken samimi ve tutarlı olman. Mesela “ben o tarihte şehir dışındaydım” diyorsan, bunu kanıtlaman gerek. Uçak bileti, otel faturası, iş yeri kaydı… ne varsa topla. Çünkü mahkeme sadece lafa bakmaz, delil ister.
Süreler konusuna gelince… Dedim ya, genelde yedi gün. Ama bazı durumlarda on gün, bazı durumlarda da bir ay olabiliyor. O yüzden hangi işlemden doğduğuna bakmak lazım. İcra takibinde itiraz süresi yedi gün, ama bir davanın içinde imza inkarı varsa süre daha uzun olabilir. Yani “oturup araştırmadan hareket etme” derim ben. Vallahi bazen insan süreyi kaçırıyor, sonra bir de bakıyorsun imza sana ait sayılmış. Çok can sıkıcı bir durum.
Son olarak şunu söyleyeyim: bu dilekçeyi yazmak aslında o kadar da zor değil. Bir sayfayı geçmez genelde. Ama içindeki her cümle önemlidir. Ne eksik ne fazla. Okuyan kişi senin ne demek istediğini hemen anlamalı. Karmaşık kelimeler kullanmana gerek yok, halk diliyle yaz yeter. Yeter ki samimi ol ve işin ciddiyetini koru. Unutma, bu bir hukuk savaşı değil, sadece “benim değil” deme hakkını kullanma şeklidir. Gerisi mahkemenin takdiri…
Düşünsene, bir senet var elinde, altındaki imza sana ait değil ama karşı taraf diyor ki “sen imzalamışsın”. Ne yapacaksın? Oturup ağlamak yok. Bir dilekçe yazacaksın işte. Ama bu dilekçe öyle rastgele karalanacak bir şey değil, belli bir ciddiyeti var. Yani “vallahi ben atmadım” demen yetmez, bunu bir resmiyete dökmen lazım. İşte bu noktada danışman gibi düşünmek gerek. Kendi kendine sormalısın: bu işin usulü ne, hangi mercie başvurulur, ne kadar sürem var?
Bir kere şunu bil: imzaya itiraz, genellikle icra takibi sırasında ya da bir sözleşmenin geçerliliği tartışılırken gündeme gelir. Mesela bir icra dairesi sana ödeme emri gönderir, altında da senin imzan varmış gibi bir belge… O zaman hemen değil ama yedi gün içinde itiraz etmen gerek. Yani süreyle yarışıyorsun, o yüzden “abi sonra hallederim” deme. Çünkü süre geçerse imza sana ait sayılır. Haksızlık gibi geliyor değil mi? Ama hukuk bazen böyle acımasız olabiliyor, maalesef.
Dilekçenin içinde ne olmalı peki? Şimdi anlatayım. Önce nereye yazdığını belirteceksin, mesela ilgili icra mahkemesine ya da asliye hukuk mahkemesine. Sonra “benim imzam değildir” diyeceksin, ama bunu sadece söylemek yetmez, delil de isteyeceksin. İmza incelemesi yapılsın, grafolog baksın, bilirkişi raporu alsın falan… Yani işin içine bir sürü teknik detay giriyor. Ama sakın korkma, bu kadarını dilekçeye yazman yeterli, mahkeme zaten gerisini halleder.
Bir de şu var: bazen el yazısı örnekleri isterler. Mesela bankadaki imzanı, ehliyet başvurusundaki imzanı, herhangi bir resmi belgedeki ıslak imzanı. Onları toplamak lazım. Yani önceden bir dosya hazırlasan iyi olur. Çünkü mahkeme “getir bakalım eski imzalarını” dediğ
anızda eliniz boş kalmayın. Hele bir de işin içinde noter onaylı bir belge varsa, işin rengi biraz daha değişir. Noter önünde atılan imzalar kural olarak aksi ispatlanana kadar geçerlidir ama yine de itiraz edebilirsin. Yani “noterde attım” demek kesin kanıt değil, abi. Bazen noterler de hata yapabiliyor, adamın biri senin yerine imza atmış olabiliyor. İşte o zaman imzaya itiraz dilekçesi can simidi gibi gelir.
Peki bu dilekçeyi yazarken nelere dikkat etmeli? En önemlisi, duygusal olma. Yani “vallahi billahi ben yapmadım, bu nasıl iş” diye başlarsan o dilekçe mahkemede hiçbir işe yaramaz. Sakin ol, işi resmiyete dök. Tarih koy, adını yaz, hangi belgeye itiraz ettiğini açıkça belirt. Mesela “İcra takip dosyası 2024/1234 esas sayılı dosyada bulunan 01.01.2024 tarihli senedin altındaki imza bana ait değildir” gibi net bir cümle kur. Ne kadar net o kadar iyi. Çünkü hâkimin işini kolaylaştırırsan, senin işin de kolaylaşır.
Bir de şu var: bu dilekçeyi bizzat kendin yazmak zorunda değilsin. Bir avukata danışabilirsin, hatta internetten örnekler bulup üzerinde oynama yapabilirsin. Ama önemli olan, imzanın sana ait olmadığını iddia ederken samimi ve tutarlı olman. Mesela “ben o tarihte şehir dışındaydım” diyorsan, bunu kanıtlaman gerek. Uçak bileti, otel faturası, iş yeri kaydı… ne varsa topla. Çünkü mahkeme sadece lafa bakmaz, delil ister.
Süreler konusuna gelince… Dedim ya, genelde yedi gün. Ama bazı durumlarda on gün, bazı durumlarda da bir ay olabiliyor. O yüzden hangi işlemden doğduğuna bakmak lazım. İcra takibinde itiraz süresi yedi gün, ama bir davanın içinde imza inkarı varsa süre daha uzun olabilir. Yani “oturup araştırmadan hareket etme” derim ben. Vallahi bazen insan süreyi kaçırıyor, sonra bir de bakıyorsun imza sana ait sayılmış. Çok can sıkıcı bir durum.
Son olarak şunu söyleyeyim: bu dilekçeyi yazmak aslında o kadar da zor değil. Bir sayfayı geçmez genelde. Ama içindeki her cümle önemlidir. Ne eksik ne fazla. Okuyan kişi senin ne demek istediğini hemen anlamalı. Karmaşık kelimeler kullanmana gerek yok, halk diliyle yaz yeter. Yeter ki samimi ol ve işin ciddiyetini koru. Unutma, bu bir hukuk savaşı değil, sadece “benim değil” deme hakkını kullanma şeklidir. Gerisi mahkemenin takdiri…