CoralRhythm
Kayıtlı Kullanıcı
Haksız haciz diye bir şey var mı abi? Tabii ki var, hem de sokakta her on kişiden birinin başına gelmiş ya da gelmek üzere olan bir kabus. Düşünsene, kapına dayanmış bir icra memuru yok, ama banka hesabına el konulmuş, maaşına bloke gelmiş, üstelik borcun bile yok. Ne diyeceksin? “Yanlışlık var” diyeceksin. İşte tam bu noktada, o küçücük ama kocaman kâğıt parçası var: itiraz dilekçesi. Onu yazmazsan, suskun kalırsan, haksızlık aynen devam eder. Vallahi billahi abartmıyorum, bu işin altından kalkmanın tek yolu, eline bir kalem alıp “ben bu borcu tanımıyorum” demekten geçiyor.
Peki bu dilekçe nasıl yazılır? Yahu
Yahu bu iş sanıldığı kadar karmaşık değil, ama bir o kadar da dikkat ister. Hemen avukat aramana gerek yok, ama illa ki avukat dedirtme bana. Şöyle söyleyeyim: İcra dairesine gidip bir dilekçe veriyorsun, içine “Ben bu borcu kabul etmiyorum, haciz haksızdır” yazıyorsun, altına adını soyadını, T.C. kimlik numaranı, imzanı atıyorsun. Yetmez mi? Yetmez tabii. Ne yazdığının bir anlamı var, nasıl yazdığının ise çok daha büyük bir anlamı. O dilekçede borcun neden haksız olduğunu, hangi belgeye dayanarak itiraz ettiğini, hatta varsa elindeki delilleri sıralamalısın. Yoksa “abi ben itiraz ettim” deyip geçersen, memur bakar, “tamam” der, dosyayı rafa kaldırır. Ama senin itirazın ciddiye alınmaz, çünkü usulüne uygun değildir.
Bir de şu var: İtiraz dilekçesini ne zaman vermelisin? Hemen, derhal, vakit kaybetmeden. Yedi gün içinde vermezsen hakkını kaybedersin, vallahi kaybedersin. Yedi gün dediğin süre, haciz bildiriminin eline ulaştığı tarihten itibaren işler. O bildirim tebliğ edildi mi, saymaya başla. Pazartesi geldiyse, pazartesi dahil değil, Salı günü birinci gün. Aman dikkat, cumartesi pazar da işin içine girer, resmi tatil olursa ertesi güne kayar. Kısacası takvim başında, gözün arkada kalmasın. Ya da yarım bırakma şu işi, hemen bugün git, dilekçeyi ver, rahatla.
Peki ya içerik? Abi, içerikte “sayın icra müdürlüğü” diye başla, sonra “müvekkil” değil “ben” de. Kendin yazıyorsan, “ben” diye yaz. Resmi dil kullan, ama samimiyetten ödün verme. Mesela: “Borçlu olduğum iddia edilen alacak fahiş ve dayanaksızdır” cümlesiyle başlayabilirsin. Ardından “bu nedenle haciz işleminin kaldırılmasını talep ediyorum” dersin. Ama dur, yetmez. O borcun neye dayandığını, sözleşme varsa nerede, imza varsa kime ait olduğunu sorgula. Hatta imza benim değil diyorsan, “imza inkarı” yap, o zaman iş ciddileşir. Mahkeme bilirkişiye gönderir, parmak izi alır, yazı örneği alır, sonunda gerçek ortaya çıkar.
Bir de şu hatayı yapma sakın: “Haksız haciz” deyip geçme, gerekçeni somutlaştır. Diyelim ki maaşına haciz geldi, oysa maaşın asgari ücretin altında. Hemen söyle: “Maaşım asgari ücretin altındadır, haczedilemez.” Ya da banka hesabında birikmiş paran vardı, ama o para maaşından kalan miktardı. Onu da belirt. Yoksa icra memuru “hesaptaki para maaş değil, birikim” diyerek haczi devam ettirebilir. Yani abi, her şeyi anlat, hiçbir detayı ihmal etme. Sonra dönüp “ben bilmiyordum” deme.
İşin özü şu: Haksız hacze itiraz, sadece bir dilekçe değil, bir duruş, bir hak arayışıdır. O dilekçeyi yazarken için rahat olsun, neyi neden yazdığını bil. Yoksa avukat tut, parasını ver, rahat et. Ama eğer kendin yapacaksan, bu yazdıklarımı kulağına küpe yap. Çünkü mahkemelerde “usul esastan önce gelir” derler, işte o usulü çiğnersen, esasa hiç giremezsin bile. O yüzden elini çabuk tut, dilekçeni düzgün yaz, imzanı koy, icra dairesine ver. Sonra da bekle, sonuç ne olursa olsun, en azından hakkını aradın. Vallahi billahi, bu kadar.
Peki bu dilekçe nasıl yazılır? Yahu
Yahu bu iş sanıldığı kadar karmaşık değil, ama bir o kadar da dikkat ister. Hemen avukat aramana gerek yok, ama illa ki avukat dedirtme bana. Şöyle söyleyeyim: İcra dairesine gidip bir dilekçe veriyorsun, içine “Ben bu borcu kabul etmiyorum, haciz haksızdır” yazıyorsun, altına adını soyadını, T.C. kimlik numaranı, imzanı atıyorsun. Yetmez mi? Yetmez tabii. Ne yazdığının bir anlamı var, nasıl yazdığının ise çok daha büyük bir anlamı. O dilekçede borcun neden haksız olduğunu, hangi belgeye dayanarak itiraz ettiğini, hatta varsa elindeki delilleri sıralamalısın. Yoksa “abi ben itiraz ettim” deyip geçersen, memur bakar, “tamam” der, dosyayı rafa kaldırır. Ama senin itirazın ciddiye alınmaz, çünkü usulüne uygun değildir.
Bir de şu var: İtiraz dilekçesini ne zaman vermelisin? Hemen, derhal, vakit kaybetmeden. Yedi gün içinde vermezsen hakkını kaybedersin, vallahi kaybedersin. Yedi gün dediğin süre, haciz bildiriminin eline ulaştığı tarihten itibaren işler. O bildirim tebliğ edildi mi, saymaya başla. Pazartesi geldiyse, pazartesi dahil değil, Salı günü birinci gün. Aman dikkat, cumartesi pazar da işin içine girer, resmi tatil olursa ertesi güne kayar. Kısacası takvim başında, gözün arkada kalmasın. Ya da yarım bırakma şu işi, hemen bugün git, dilekçeyi ver, rahatla.
Peki ya içerik? Abi, içerikte “sayın icra müdürlüğü” diye başla, sonra “müvekkil” değil “ben” de. Kendin yazıyorsan, “ben” diye yaz. Resmi dil kullan, ama samimiyetten ödün verme. Mesela: “Borçlu olduğum iddia edilen alacak fahiş ve dayanaksızdır” cümlesiyle başlayabilirsin. Ardından “bu nedenle haciz işleminin kaldırılmasını talep ediyorum” dersin. Ama dur, yetmez. O borcun neye dayandığını, sözleşme varsa nerede, imza varsa kime ait olduğunu sorgula. Hatta imza benim değil diyorsan, “imza inkarı” yap, o zaman iş ciddileşir. Mahkeme bilirkişiye gönderir, parmak izi alır, yazı örneği alır, sonunda gerçek ortaya çıkar.
Bir de şu hatayı yapma sakın: “Haksız haciz” deyip geçme, gerekçeni somutlaştır. Diyelim ki maaşına haciz geldi, oysa maaşın asgari ücretin altında. Hemen söyle: “Maaşım asgari ücretin altındadır, haczedilemez.” Ya da banka hesabında birikmiş paran vardı, ama o para maaşından kalan miktardı. Onu da belirt. Yoksa icra memuru “hesaptaki para maaş değil, birikim” diyerek haczi devam ettirebilir. Yani abi, her şeyi anlat, hiçbir detayı ihmal etme. Sonra dönüp “ben bilmiyordum” deme.
İşin özü şu: Haksız hacze itiraz, sadece bir dilekçe değil, bir duruş, bir hak arayışıdır. O dilekçeyi yazarken için rahat olsun, neyi neden yazdığını bil. Yoksa avukat tut, parasını ver, rahat et. Ama eğer kendin yapacaksan, bu yazdıklarımı kulağına küpe yap. Çünkü mahkemelerde “usul esastan önce gelir” derler, işte o usulü çiğnersen, esasa hiç giremezsin bile. O yüzden elini çabuk tut, dilekçeni düzgün yaz, imzanı koy, icra dairesine ver. Sonra da bekle, sonuç ne olursa olsun, en azından hakkını aradın. Vallahi billahi, bu kadar.