CoralRhythm
Kayıtlı Kullanıcı
Bak şimdi, bir borç kağıdı geliyor eline, üzerinde amblemi bile yok belki, noterden gelmiş gibi duran bir tebligat. İçinde yazan rakamı görünce oturduğun yerde kalakalıyorsun, “bu ne abi, ben bunu hatırlamıyorum” diyorsun. İşte tam o an, o gerilim anında bilmen gereken tek şey var: itiraz hakkın. Kimse sana gelip “şu tarihe kadar şunu yap” diye anlatmaz, ama sen anlatacak olanı buldun. Vallahi billahi, o tebligatı alır almaz yapman gereken ilk hamle, o borca itiraz dilekçesini hazırlamak. Yoksa seyret bak nasıl maaşına haciz konuyor, nasıl banka hesabın bloke oluyor… Adamların işi gücü bu, seni uyarmakla mı uğraşacaklar?
Şimdi “dilekçe yazmak” deyince gözün korkuyor değil mi? Abi ben hukukçu muyum, avukat mıyım diyorsun. Ama inan ki bu iş sandığından basit. Bir A4 kağıdı, bir kalem, bir de o borcun aslında sana ait olmadığını ya da eksik olduğunu gösteren bir mantık yürütmesi… Eh, biraz da cesaret. Resmi dil kullanacağım diye kendini paralamana gerek yok, mahkemeler de insan yahu. Samimi ol, açık ol, doğru ol. “Ben bu borcu tanımıyorum, imza benim değil” veya “zaman aşımına uğradı” gibi basit cümleler kur. O kadar uzun hukuki laflara ne gerek var? Sen anlat derdini, hakim zaten anlayacak…
Bir de şu var: dilekçeni yazarken sanki birine dert anlatıyormuş gibi yaz. Mesela “Efendim, 2018 yılında kapatmış olduğum bir kredi kartı borcu için şimdi karşıma çıkardıkları bu miktar, beni gerçekten şaşırttı. Ödendiğine dair dekontlarım mevcut.” Sonra o dekontları ek yap. Ama dur bak, altına da “icra dairesine hitaben yazılmıştır” falan yazma, zaten oraya vereceksin. Direkt “İcra Müdürlüğü’ne” diye başla, bitir. Yemin ederim bu kadar kolay. Ama insanların çoğu abi ya ben yapamam diyip akışına bırakıyor, sonra günlerce uğraşıyor. Halbuki 7 günün var, tebligattan itibaren 7 gün. O 7 gün geçerse ne mi olur? O zaman işler çığırından çıkar, itiraz hakkın biter…
Liste yapmayacağım ama şöyle düşün: önce borcun kaynağını sorgula, sonra imzaya itiraz et varsa, sonra faize itiraz et. Bunlar ayrı ayrı şeyler ama hepsi aynı dilekçede olabilir. “Ben bu borca, faize ve tüm fer’ilerine itiraz ediyorum” de geç. Nokta. Bunu yazdığın an takip durur, durur mu durur. İcra dairesi beklemeye alır, sen de nefes
alırsın. İşte o nefes, senin en büyük kazancın. Çünkü takip durduğu an, karşı tarafın avukatına “tamam, bu adam uyanık” mesajı gitmiş olur. Abi, bu işlerde en kritik şey o ilk hamleyi doğru atmak. Yoksa sen ne kadar haklı olursan ol, süreci kaçırdın mı arabayı tarladan çekmek gibi bir şey oluyor… her yer çamur, her yer dava.
Gelelim işin pratiğine. Diyelim ki dilekçeyi yazdın, imzaladın, notere onaylatmana gerek var mı? İcra dairesine bizzat elden veriyorsan imzan yeterli. Ama postayla yolluyorsan, işte o zaman iş değişir. Taahhütlü, iadeli taahhütlü, ne bileyim bir de üstüne “APS” falan yazdırma kafana göre. Basit bir taahhütlü posta, alındısını sakla yeter. O alındı, günü geldiğinde en kuvvetli kanıtın olur. “Vallahi gönderdim abi, bak burada tarih var” dersin, kimse de diyemez ki “yok gelmedi” falan. Ama sadece postaya verip unutma, bir de üzerine takip numarasını not et, cebine koy. İnan, bir hafta sonra o kağıdı ararken deli oluyorsun.
Bir de şu var: Dilekçeni yazarken “sayın yetkili” falan gibi abuk subuk laflarla başlama. Direkt gir konuya. “İcra dosyasındaki borca, işlemiş faize ve tüm ferilerine itiraz ediyorum” de, sonra nedenini anlat. Yani neden borcu kabul etmiyorsun? Mesela imza sana ait değil, ya da borç çoktan ödenmiş, ya da zaman aşımı söz konusu. Bunları tek tek, kısa ve net cümlelerle yaz. Uzun paragraflar yazma, adam okumaktan sıkılır. Her bir paragraf ayrı bir gerekçe olsun ama liste gibi görünmesin, yine de akıcı olsun. Mesela “Öncelikle belirtmek isterim ki, takip dayanağı belgedeki imza bana ait değildir. Zira söz konusu dönemde yurt dışında bulunuyordum.” Sonra alt paragrafta “Kaldı ki, bahsi geçen borç 2017 yılında kapatılmış olup, ödeme dekontum dilekçe ekindedir” diye devam et. Bak, işte bu kadar temiz.
Aman unutma, dilekçenin bir kopyasını mutlaka kendine sakla. Üzerine de “aslı gibidir” damgası veya tarih at. Çünkü ne zaman lazım olacağı belli olmaz. Hadi diyelim ki itirazın kabul edildi, takip durdu. Ama karşı taraf itirazın iptali davası açabilir. O zaman da elinde o dilekçenin bir kopyası, posta alındısı, her şey hazır olur. Yani abi, bu işin sırrı tembellik etmemekte. Yoksa “ne olur canım, biraz daha beklerim” dediğin her gün, faiz işlemeye devam eder. Faiz dediğin şey, su gibi akar gider, sen fark etmezsin bile. Ta ki bir gün haciz memuru kapına dayanana kadar… O zaman anlarsın ki, keşke şu itirazı ilk gün yapsaydım diye. Ama o gün geldiğinde iş işten geçmiş oluyor maalesef.
Son söz olarak şunu söyleyeyim: Borca itiraz dilekçesi, aslında bir kağıt parçası değil. O, senin kendini savunma silahın. Kimse gelip senin yerine bu silahı kullanmaz. Avukat tutmayı düşünüyorsan ne ala, ama bu işi kendin de yapabilirsin. Biraz araştırma, biraz cesaret ve bir o kadar da samimiyet… Gerisi teferruat. Vallahi billahi, bu anlattıklarımı yaparsan, o icra dosyasına “itiraz” damgası vurulduğunu göreceksin. Ve rahat bir nefes alacaksın…
Şimdi “dilekçe yazmak” deyince gözün korkuyor değil mi? Abi ben hukukçu muyum, avukat mıyım diyorsun. Ama inan ki bu iş sandığından basit. Bir A4 kağıdı, bir kalem, bir de o borcun aslında sana ait olmadığını ya da eksik olduğunu gösteren bir mantık yürütmesi… Eh, biraz da cesaret. Resmi dil kullanacağım diye kendini paralamana gerek yok, mahkemeler de insan yahu. Samimi ol, açık ol, doğru ol. “Ben bu borcu tanımıyorum, imza benim değil” veya “zaman aşımına uğradı” gibi basit cümleler kur. O kadar uzun hukuki laflara ne gerek var? Sen anlat derdini, hakim zaten anlayacak…
Bir de şu var: dilekçeni yazarken sanki birine dert anlatıyormuş gibi yaz. Mesela “Efendim, 2018 yılında kapatmış olduğum bir kredi kartı borcu için şimdi karşıma çıkardıkları bu miktar, beni gerçekten şaşırttı. Ödendiğine dair dekontlarım mevcut.” Sonra o dekontları ek yap. Ama dur bak, altına da “icra dairesine hitaben yazılmıştır” falan yazma, zaten oraya vereceksin. Direkt “İcra Müdürlüğü’ne” diye başla, bitir. Yemin ederim bu kadar kolay. Ama insanların çoğu abi ya ben yapamam diyip akışına bırakıyor, sonra günlerce uğraşıyor. Halbuki 7 günün var, tebligattan itibaren 7 gün. O 7 gün geçerse ne mi olur? O zaman işler çığırından çıkar, itiraz hakkın biter…
Liste yapmayacağım ama şöyle düşün: önce borcun kaynağını sorgula, sonra imzaya itiraz et varsa, sonra faize itiraz et. Bunlar ayrı ayrı şeyler ama hepsi aynı dilekçede olabilir. “Ben bu borca, faize ve tüm fer’ilerine itiraz ediyorum” de geç. Nokta. Bunu yazdığın an takip durur, durur mu durur. İcra dairesi beklemeye alır, sen de nefes
alırsın. İşte o nefes, senin en büyük kazancın. Çünkü takip durduğu an, karşı tarafın avukatına “tamam, bu adam uyanık” mesajı gitmiş olur. Abi, bu işlerde en kritik şey o ilk hamleyi doğru atmak. Yoksa sen ne kadar haklı olursan ol, süreci kaçırdın mı arabayı tarladan çekmek gibi bir şey oluyor… her yer çamur, her yer dava.
Gelelim işin pratiğine. Diyelim ki dilekçeyi yazdın, imzaladın, notere onaylatmana gerek var mı? İcra dairesine bizzat elden veriyorsan imzan yeterli. Ama postayla yolluyorsan, işte o zaman iş değişir. Taahhütlü, iadeli taahhütlü, ne bileyim bir de üstüne “APS” falan yazdırma kafana göre. Basit bir taahhütlü posta, alındısını sakla yeter. O alındı, günü geldiğinde en kuvvetli kanıtın olur. “Vallahi gönderdim abi, bak burada tarih var” dersin, kimse de diyemez ki “yok gelmedi” falan. Ama sadece postaya verip unutma, bir de üzerine takip numarasını not et, cebine koy. İnan, bir hafta sonra o kağıdı ararken deli oluyorsun.
Bir de şu var: Dilekçeni yazarken “sayın yetkili” falan gibi abuk subuk laflarla başlama. Direkt gir konuya. “İcra dosyasındaki borca, işlemiş faize ve tüm ferilerine itiraz ediyorum” de, sonra nedenini anlat. Yani neden borcu kabul etmiyorsun? Mesela imza sana ait değil, ya da borç çoktan ödenmiş, ya da zaman aşımı söz konusu. Bunları tek tek, kısa ve net cümlelerle yaz. Uzun paragraflar yazma, adam okumaktan sıkılır. Her bir paragraf ayrı bir gerekçe olsun ama liste gibi görünmesin, yine de akıcı olsun. Mesela “Öncelikle belirtmek isterim ki, takip dayanağı belgedeki imza bana ait değildir. Zira söz konusu dönemde yurt dışında bulunuyordum.” Sonra alt paragrafta “Kaldı ki, bahsi geçen borç 2017 yılında kapatılmış olup, ödeme dekontum dilekçe ekindedir” diye devam et. Bak, işte bu kadar temiz.
Aman unutma, dilekçenin bir kopyasını mutlaka kendine sakla. Üzerine de “aslı gibidir” damgası veya tarih at. Çünkü ne zaman lazım olacağı belli olmaz. Hadi diyelim ki itirazın kabul edildi, takip durdu. Ama karşı taraf itirazın iptali davası açabilir. O zaman da elinde o dilekçenin bir kopyası, posta alındısı, her şey hazır olur. Yani abi, bu işin sırrı tembellik etmemekte. Yoksa “ne olur canım, biraz daha beklerim” dediğin her gün, faiz işlemeye devam eder. Faiz dediğin şey, su gibi akar gider, sen fark etmezsin bile. Ta ki bir gün haciz memuru kapına dayanana kadar… O zaman anlarsın ki, keşke şu itirazı ilk gün yapsaydım diye. Ama o gün geldiğinde iş işten geçmiş oluyor maalesef.
Son söz olarak şunu söyleyeyim: Borca itiraz dilekçesi, aslında bir kağıt parçası değil. O, senin kendini savunma silahın. Kimse gelip senin yerine bu silahı kullanmaz. Avukat tutmayı düşünüyorsan ne ala, ama bu işi kendin de yapabilirsin. Biraz araştırma, biraz cesaret ve bir o kadar da samimiyet… Gerisi teferruat. Vallahi billahi, bu anlattıklarımı yaparsan, o icra dosyasına “itiraz” damgası vurulduğunu göreceksin. Ve rahat bir nefes alacaksın…