CoralRhythm
Kayıtlı Kullanıcı
Bak şimdi, elinde bir senet var, bir çek var ya da poliçe var; diyelim ki borçlu olarak karşına kambiyo takibi diye bir şey çıktı. Ne olduğunu anlamadan önce şunu bil: kambiyo takibi normal icra takibinden çok daha acımasızdır, öyle sıradan bir ödeme emri gibi düşünme sakın. Muhatabı olduğun bu süreçte elinde beş gün var, evet yanlış duymadın, tam olarak beş gün ve bu süre içinde borca itiraz dilekçesini vermezsen işler çok daha farklı bir yola girer. İcra dairesine gidip "ben borçlu değilim" demekle olmuyor yani, bunu yazılı olarak, usulüne uygun bir dilekçeyle ve üstelik doğru merciye yapman gerekiyor; aksi halde sadece itiraz hakkını kaybetmekle kalmıyorsun, mal varlığın üzerindeki haciz baskısı da başlıyor. Abi vallahi bu işler öyle "nasıl olsa hallolur" denen türden değil, ciddi bir hukuki mücadele var karşında ve ilk hamleni doğru atmazsan geri dönüşü çok zor olan bir yola giriyorsun.
Peki bu itiraz dilekçesi nereye verilecek, kime hitaben yazılacak? Kambiyo takibine itirazı icra dairesine değil, icra mahkemesine yapıyorsun; bu detayı asla karıştırma çünkü yanlış yere yapılan başvuru süreyi boşa geçirmenden başka bir işe yaramaz. Takip dosyasının açıldığı yerdeki İcra Hukuk Mahkemesi'ne hitaben bir dilekçe hazırlıyorsun ve bu dilekçede kambiyo senedindeki imzanın sana ait olmadığını, borcun bulunmadığını veya senedin sahteliğini ileri sürebiliyorsun. İmza itirazı işte burada en kritik nokta olarak karşına çıkıyor; çünkü kambiyo senedindeki imza gerçekten senin değilse, borçlu olmadığını ispat etmek için daha fazla delil aramana gerek kalmıyor. Ama dikkat et, imza itirazı ile borca itiraz farklı şeylerdir ve sen bunları dilekçende açıkça hangi sebebe dayandığını belirtmezsen mahkeme talebini anlamakta zorlanabilir; o yüzden "benim imzam değil" diyorsan bunu net bir şekilde yaz, başka şeylere karıştırma.
Şimdi gelelim şu beş günün nasıl hesaplanacağına, çünkü burada yapılan en büyük hatalardan biri süreyi yanlış hesaplamaktan kaynaklanıyor. Ödeme emri sana tebliğ edildiği günden itibaren beş gün içinde itiraz dilekçesini icra mahkemesine sunman gerekiyor ve bu süre içinde dilekçeyi bizzat verdiğin gibi, posta yoluyla da gönderebiliyorsun; ama posta süresini hesaplarken işin içine hafta sonları ve resmi tatiller giriyor, sürenin son günü tatile denk gelirse bir sonraki iş gününe uzuyor. Bu hesapları doğru yapmak gerçekten hayati önemde, yani takvimde o günü işaretle ve "abi daha pazartesi veririm" gibi bir rahatlığa kapılma; çünkü süreyi kaçırdığın anda takip kesinleşir, itiraz etme hakkını kaybedersin ve borcun kesinleşmiş gibi muamele görür. Bir de dilekçeni verirken tarihini ve imzanı unutma, dilekçede dosya numarasını, takip dayanağı senedin bilgilerini, borçlu ve alacaklı bilgilerini eksiksiz yaz; böyle şeyler "zaten memur bilir" diye bırakılmaz, her eksik bilgi itirazının reddedilmesine zemin hazırlayabilir.
Dilekçenin içeriğine gelecek olursak, burada samimi bir tavsiye vereyim: boş ve soyut cümlelerden kaçın, somut olayı anlat, neye itiraz ettiğini açıkça söyle. Mesela "borcum yoktur" demek yetmez; niçin borcun olmadığını, senedin nereden geldiğini, imzanın kime ait olduğunu bilmiyorsan bunu dahi belirtebilirsin. İmza itirazında bulunuyorsan dilekçene imza örneklerini delil olarak eklemen işini kolaylaştırır; mahkeme sıklıkla imza incelemesi yaptırır, bilirkişiye gider ve gerçekten de elinle atılmış bir imza olup olmadığını tespit ettirir. Vallahi billahi burada dürüst olman lazım, çünkü sahte itirazlar da olabiliyor tabii ki; ama asıl olan, gerçekten haksız bir takibe maruz kaldıysan, bunu hukuki delillerle destekleyerek anlatmandır. Yani dilekçe y...yazarken nelere dikkat edeceğin aslında birkaç basit kurala dayanıyor ama insan panikleyince en basit şeyleri bile karıştırabiliyor. Dilekçenin başına mutlaka "İcra Hukuk Mahkemesi Hakimliği'ne" yaz, altına dosya numarasını ve tarafların adlarını ekle; sonra "Borca ve imzaya itirazlarımızın kabulü ile takibin durdurulmasına ve iptaline karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederim" gibi bir sonuç bölümü koy. Ama burada önemli olan sadece kalıp cümleler değil, olayın özünü net olarak anlatmandır; hâkim önünde kim olduğunu, hangi senedin takibe konu edildiğini ve neden borçlu olmadığını açıkça anlatabilmelisin. Kimi zaman "bu senet benden çalındı" diyorsun, kimi zaman "bu imza bana ait değil ama imzanın bulunduğu kağıt benim elimden çıkmadı" diyorsun, her durumda hikayeni tutarlı anlatman gerekiyor, çünkü mahkeme senin söylediklerinle dosyadaki belgeleri karşılaştırıp bir kanaate varacak.
Bir de şu var, sakın dilekçeyi kendin yazamam düşüncesiyle hiç yazmamazlık etme; avukat tutacak durumun yoksa bile mahkeme kaleminden örnek dilekçe alabilirsin ya da internetten emsal arayabilirsin. Ama unutma, her dosyanın kendine özgü bir hikayesi vardır; kopyala yapıştır bir dilekçe gönderip geçmek, çoğu zaman hâkimin gözünden kaçmayan bir yüzeysellik oluşturuyor. Hani bazı insanlar diyor ki "abi bu işler avukatsız olmaz, boşuna uğraşma"; ben de bunu tamamen yalanlamıyorum ama gerçek şu ki, beş günlük süre içinde bir avukat bulamadıysan ya da maddi durumun el vermiyorsa, kendi yazacağın düzgün bir dilekçe hiç dilekçe vermemekten kat kat iyidir. En azından itiraz hakkını kullanmış olursun, süreci durdurursun ve sonrasında mahkeme aşamasında profesyonel destek almak için vakit kazanırsın; bu da başlı başına bir stratejidir aslında.
Gelelim işin diğer ucuna, ya itirazın kabul edilmezse ne olacak? Mahkeme itirazını yerinde bulmazsa takip devam eder, hatta davacı olduğun için yargılama giderlerini ve karşı tarafın vekalet ücretini ödemek zorunda kalabilirsin; bu riski baştan göze almak lazım. Ama sakın bu yüzden "zaten kaybedeceğim, hiç uğraşmayayım" diye düşünme, çünkü haksız yere takip yapıldığını düşünüyorsan mücadele etmenin her zaman bir karşılığı vardır. Üstelik kambiyo senetlerinde zamanaşımı falan da işin içine giriyor, bazen takip yapıldığında senedin vadesi çoktan geçmiş oluyor ve bu ayrı bir savunma sebebi doğuruyor; işte bu yüzden sürecin başında dosyayı dikkatlice incelemen, senedin üzerindeki tarihlere ve imzalara bakman çok önemli. Bak, sadece beş gün var demiştim ama bu teknede neyi inceleyeceğini, hangi delili öne süreceğini iyi planlarsan, sürenin sonunda itirazını güçlü bir şekilde yapabilirsin; yeter ki panik yapıp "ne yapacağımı bilmiyorum" demek yerine, masaya oturup durumu sakin sakin değerlendir.
Dilekçeni verdikten sonra ne olur peki? Mahkeme dosya üzerinden önce bir inceleme yapar, bazen duruşma yapmadan karar verir bazen de duruşma açar; özellikle imza itirazında bilirkişi incelemesi neredeyse kaçınılmaz oluyor ve süreç aylar sürebiliyor. Bu süreçte takip durur, yani haciz baskısı ortadan kalkar; ama şunu da bil ki, kötü niyetli bir alacaklı senin itirazını aşmak için dava açabilir ve kambiyo senedine dayanan alacak davasında ispat yükü bir hayli yer değiştirir. Sen karşı tarafla anlaşma yoluna gidebilir misin? Bak, bunu da düşünmeden geçme, çünkü bazen hukuki mücadele yerine yapılandırma ile borcu ödemek daha mantıklı olabilir; ama bu tamamen senin durumuna, borcun miktarına ve vicdani kanaatine bağlı. Neticede ben sana şunu söyleyebilirim: elinde kambiyo takibi varsa ve borçlu olmadığını düşünüyorsan, o beş günü sakın boşa harcama, dilekçeni yaz, ver, gerisini mahkemeye bırak. Vallahi billahi bu işlerin en kötü yanı belirsizlik ama bir adım attığında belirsizlik de azalıyor, insan rahatlıyor; gerisi gelir inşallah...
Peki bu itiraz dilekçesi nereye verilecek, kime hitaben yazılacak? Kambiyo takibine itirazı icra dairesine değil, icra mahkemesine yapıyorsun; bu detayı asla karıştırma çünkü yanlış yere yapılan başvuru süreyi boşa geçirmenden başka bir işe yaramaz. Takip dosyasının açıldığı yerdeki İcra Hukuk Mahkemesi'ne hitaben bir dilekçe hazırlıyorsun ve bu dilekçede kambiyo senedindeki imzanın sana ait olmadığını, borcun bulunmadığını veya senedin sahteliğini ileri sürebiliyorsun. İmza itirazı işte burada en kritik nokta olarak karşına çıkıyor; çünkü kambiyo senedindeki imza gerçekten senin değilse, borçlu olmadığını ispat etmek için daha fazla delil aramana gerek kalmıyor. Ama dikkat et, imza itirazı ile borca itiraz farklı şeylerdir ve sen bunları dilekçende açıkça hangi sebebe dayandığını belirtmezsen mahkeme talebini anlamakta zorlanabilir; o yüzden "benim imzam değil" diyorsan bunu net bir şekilde yaz, başka şeylere karıştırma.
Şimdi gelelim şu beş günün nasıl hesaplanacağına, çünkü burada yapılan en büyük hatalardan biri süreyi yanlış hesaplamaktan kaynaklanıyor. Ödeme emri sana tebliğ edildiği günden itibaren beş gün içinde itiraz dilekçesini icra mahkemesine sunman gerekiyor ve bu süre içinde dilekçeyi bizzat verdiğin gibi, posta yoluyla da gönderebiliyorsun; ama posta süresini hesaplarken işin içine hafta sonları ve resmi tatiller giriyor, sürenin son günü tatile denk gelirse bir sonraki iş gününe uzuyor. Bu hesapları doğru yapmak gerçekten hayati önemde, yani takvimde o günü işaretle ve "abi daha pazartesi veririm" gibi bir rahatlığa kapılma; çünkü süreyi kaçırdığın anda takip kesinleşir, itiraz etme hakkını kaybedersin ve borcun kesinleşmiş gibi muamele görür. Bir de dilekçeni verirken tarihini ve imzanı unutma, dilekçede dosya numarasını, takip dayanağı senedin bilgilerini, borçlu ve alacaklı bilgilerini eksiksiz yaz; böyle şeyler "zaten memur bilir" diye bırakılmaz, her eksik bilgi itirazının reddedilmesine zemin hazırlayabilir.
Dilekçenin içeriğine gelecek olursak, burada samimi bir tavsiye vereyim: boş ve soyut cümlelerden kaçın, somut olayı anlat, neye itiraz ettiğini açıkça söyle. Mesela "borcum yoktur" demek yetmez; niçin borcun olmadığını, senedin nereden geldiğini, imzanın kime ait olduğunu bilmiyorsan bunu dahi belirtebilirsin. İmza itirazında bulunuyorsan dilekçene imza örneklerini delil olarak eklemen işini kolaylaştırır; mahkeme sıklıkla imza incelemesi yaptırır, bilirkişiye gider ve gerçekten de elinle atılmış bir imza olup olmadığını tespit ettirir. Vallahi billahi burada dürüst olman lazım, çünkü sahte itirazlar da olabiliyor tabii ki; ama asıl olan, gerçekten haksız bir takibe maruz kaldıysan, bunu hukuki delillerle destekleyerek anlatmandır. Yani dilekçe y...yazarken nelere dikkat edeceğin aslında birkaç basit kurala dayanıyor ama insan panikleyince en basit şeyleri bile karıştırabiliyor. Dilekçenin başına mutlaka "İcra Hukuk Mahkemesi Hakimliği'ne" yaz, altına dosya numarasını ve tarafların adlarını ekle; sonra "Borca ve imzaya itirazlarımızın kabulü ile takibin durdurulmasına ve iptaline karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederim" gibi bir sonuç bölümü koy. Ama burada önemli olan sadece kalıp cümleler değil, olayın özünü net olarak anlatmandır; hâkim önünde kim olduğunu, hangi senedin takibe konu edildiğini ve neden borçlu olmadığını açıkça anlatabilmelisin. Kimi zaman "bu senet benden çalındı" diyorsun, kimi zaman "bu imza bana ait değil ama imzanın bulunduğu kağıt benim elimden çıkmadı" diyorsun, her durumda hikayeni tutarlı anlatman gerekiyor, çünkü mahkeme senin söylediklerinle dosyadaki belgeleri karşılaştırıp bir kanaate varacak.
Bir de şu var, sakın dilekçeyi kendin yazamam düşüncesiyle hiç yazmamazlık etme; avukat tutacak durumun yoksa bile mahkeme kaleminden örnek dilekçe alabilirsin ya da internetten emsal arayabilirsin. Ama unutma, her dosyanın kendine özgü bir hikayesi vardır; kopyala yapıştır bir dilekçe gönderip geçmek, çoğu zaman hâkimin gözünden kaçmayan bir yüzeysellik oluşturuyor. Hani bazı insanlar diyor ki "abi bu işler avukatsız olmaz, boşuna uğraşma"; ben de bunu tamamen yalanlamıyorum ama gerçek şu ki, beş günlük süre içinde bir avukat bulamadıysan ya da maddi durumun el vermiyorsa, kendi yazacağın düzgün bir dilekçe hiç dilekçe vermemekten kat kat iyidir. En azından itiraz hakkını kullanmış olursun, süreci durdurursun ve sonrasında mahkeme aşamasında profesyonel destek almak için vakit kazanırsın; bu da başlı başına bir stratejidir aslında.
Gelelim işin diğer ucuna, ya itirazın kabul edilmezse ne olacak? Mahkeme itirazını yerinde bulmazsa takip devam eder, hatta davacı olduğun için yargılama giderlerini ve karşı tarafın vekalet ücretini ödemek zorunda kalabilirsin; bu riski baştan göze almak lazım. Ama sakın bu yüzden "zaten kaybedeceğim, hiç uğraşmayayım" diye düşünme, çünkü haksız yere takip yapıldığını düşünüyorsan mücadele etmenin her zaman bir karşılığı vardır. Üstelik kambiyo senetlerinde zamanaşımı falan da işin içine giriyor, bazen takip yapıldığında senedin vadesi çoktan geçmiş oluyor ve bu ayrı bir savunma sebebi doğuruyor; işte bu yüzden sürecin başında dosyayı dikkatlice incelemen, senedin üzerindeki tarihlere ve imzalara bakman çok önemli. Bak, sadece beş gün var demiştim ama bu teknede neyi inceleyeceğini, hangi delili öne süreceğini iyi planlarsan, sürenin sonunda itirazını güçlü bir şekilde yapabilirsin; yeter ki panik yapıp "ne yapacağımı bilmiyorum" demek yerine, masaya oturup durumu sakin sakin değerlendir.
Dilekçeni verdikten sonra ne olur peki? Mahkeme dosya üzerinden önce bir inceleme yapar, bazen duruşma yapmadan karar verir bazen de duruşma açar; özellikle imza itirazında bilirkişi incelemesi neredeyse kaçınılmaz oluyor ve süreç aylar sürebiliyor. Bu süreçte takip durur, yani haciz baskısı ortadan kalkar; ama şunu da bil ki, kötü niyetli bir alacaklı senin itirazını aşmak için dava açabilir ve kambiyo senedine dayanan alacak davasında ispat yükü bir hayli yer değiştirir. Sen karşı tarafla anlaşma yoluna gidebilir misin? Bak, bunu da düşünmeden geçme, çünkü bazen hukuki mücadele yerine yapılandırma ile borcu ödemek daha mantıklı olabilir; ama bu tamamen senin durumuna, borcun miktarına ve vicdani kanaatine bağlı. Neticede ben sana şunu söyleyebilirim: elinde kambiyo takibi varsa ve borçlu olmadığını düşünüyorsan, o beş günü sakın boşa harcama, dilekçeni yaz, ver, gerisini mahkemeye bırak. Vallahi billahi bu işlerin en kötü yanı belirsizlik ama bir adım attığında belirsizlik de azalıyor, insan rahatlıyor; gerisi gelir inşallah...