Ödeme Emrine İtiraz Dilekçesi Örneği

İcra ve hukuk süreçleri, borç takibi ve hukuki danışmanlık forumu. Sorularınızı sorun, uzmanlardan yanıt alın.

CrimsonSpire

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 1
Çözümler 0
Katılım
26 Tem 2026
Mesajlar
419
Tepkime puanı
0
CrimsonSpire
Bir arkadaşım geçen gün aradı, sesi titriyordu. Dedi ki “Abi, kapıma bir kağıt geldi, ödeme emri yazıyor, ne yapacağımı şaşırdım.” İşte tam da bu noktada insanın aklına ilk gelen şey “Hemen bir avukata gideyim” oluyor, haklısın. Ama bazen o an cebinde avukatlık ücretini denkleştiremeyebilirsin ya da iş o kadar acil ki kendin bir şeyler karalamak zorunda kalırsın. İşte o zaman devreye giriyor şu meşhur “ödeme emrine itiraz dilekçesi” mevzusu. Vallahi ben yıllarca gazetecilik yaptım, insanların yarısı bu dilekçeyi yazmaktan korkuyor, oysa ki asıl korkulması gereken şey hiçbir şey yapmamak.

Ödeme emri eline geçtiğinde ne hissediyorsun biliyor musun? Sanki birisi sana “Borcun var, ödeyeceksin” diye bağırıyor. Oysa ki hukuk dünyasında hiçbir şey göründüğü kadar kesin değildir. İtiraz dilekçesi dediğin şey, aslında bir “Dur bakalım, öyle hemen ödemem” deme şansıdır. Ama bu dilekçeyi yazarken dikkat etmen gereken birkaç tane püf noktası var ki, onları atlarsan işin rengi değişir, hatta bazen borçlu olduğunu bile kabul etmiş sayılırsın. O yüzden hemen klavyeye sarılmadan önce bir nefes al ve şu satırları iyi oku.

Şimdi diyeceksin ki “Peki abi, bu dilekçenin bir formatı var mı, yoksa kafama göre mi yazacağım?” Tabii ki var, ama o kadar katı değil anlayacağın. İcra müdürlüğüne hitaben yazılır, borçlu sen olduğun için adın soyadın, T.C. kimlik numaran ve adresin gibi temel bilgiler olur. Sonra da “Ödeme emrine itiraz ediyorum” dersin ve neden itiraz ettiğini kısaca anlatırsın. Mesela “Bu borç bana ait değil” diyebilirsin ya da “Zaten ödedim” dersin. Ama abi şuraya çok dikkat et: İtiraz gerekçeni somut delillere dayandırmazsan, karşı taraf “Hadi canım sen de” der geçer. O yüzden varsa bir dekont, varsa bir sözleşme, onları dilekçene eklemeyi unutma.

Bir de şu var: İtiraz süresi. Bak bu çok önemli, ödeme emri tebliğ edildikten sonra yedi gün içinde itiraz etmezsen, o bor
o borç kesinleşir ve icra takibi başlatılır. Yani yedi gün, ufacık bir süre değil, resmen bir ömür gibi gelir insana o stres altında. Ama işte hayatın cilvesi, tam da bu yedi günlük süre içinde aklını başına toplaman gerekiyor. Ben bir tanıdığımı hatırlıyorum, ödeme emri gelmişti, üç gün boyunca “Ne yapacağım be abi” diye dolandı durdu, sonra avukat bir arkadaş yardımıyla itiraz etti, borç aslında zaman aşımına uğramıştı. Kimse bilmez değil mi? Oysa ki sadece bir dilekçeyle iş çözülürdü.

Yedi gün derken hafta sonu resmi tatil falan da dahil mi diye soracak olursan, hayır dahil değil. Sadece iş günleri sayılır, ama emin olmak için tebliğ tarihini bir ajandaya not al. Kimi zaman postacı kağıdı atar, sen haberin olmaz, o ayrı bir dert. Neyse, diyelim ki süreyi kaçırdın, o zaman ne olur? O zaman işin içinden çıkmak biraz daha zorlaşır, çünkü itiraz hakkını kaybedersin ve borç artık kesinleşmiş sayılır. Ama yine de ümitsizliğe kapılma, istisnai durumlarda “eski hale getirme” denen bir yol var, ama o da mahkemeden geçiyor, işin uzar gider. En iyisi mi sen şu yedi günü sakın hafife alma, vallahi diyorum.

Gelelim dilekçenin içeriğine, burada biraz daha teknik bir dil kullanman gerekebilir ama korkma, kelimelerin büyüsüne kapılmana gerek yok. Mesela ödeme emrine itiraz ederken “borcun esasına itiraz ediyorum” ya da “borcun miktarına itiraz ediyorum” gibi ifadeler kullanırsın. Hangisi senin durumuna uygunsa onu seç. Borcun tamamen asılsız olduğunu düşünüyorsan “borcun esasına itiraz” dersin, miktarı fazla geliyorsa “miktara itiraz” dersin. Ama sakın ha “öldürün beni” gibi bir şey yazma, abi ya, gülünecek halimiz yok. Aklına eseni yazma yani, hukuki bir zeminde kal.

Şimdi diyeceksin ki “Peki bu dilekçeyi nereye vereceğim?” Tabii ki icra dairesine. Ama ödeme emrini hangi icra dairesi göndermişse oraya. Genelde evine yakın olan icra müdürlüğü değil, alacaklının takibi başlattığı yer. Bazen insan yanlış adrese gidiyor, sonra “Ben verdim abi” diyor, oysa ki elden teslim etmediyse veya taahhütlü göndermediysen olmuyor. O yüzden ya bizzat gidip elden teslim et, üzerine tarih ve kaşe al, ya da iadeli taahhütlü postayla gönder. İnternet üzerinden de UYAP sistemi varsa avukatın yoksa kendin giremezsin, onu da bil. Yani işin pratiği biraz uğraştırıcı ama imkansız değil.

Bir arkadaşım daha vardı, o da ödeme emri almıştı, boşuna panik yaptı, sonra dilekçeyi yazdı, içinde “Ben bu borcu zaten ödedim, işte dekontum” demişti. Meğer karşı taraf ödemeyi unutmuş, bir yanlışlık olmuş. Dilekçeyi görünce dosyayı kapattılar. Yani aslında itiraz dilekçesi bazen sadece bir uyarı işlevi görüyor, karşı tarafın dikkatini çekiyor. Yoksa herkes hukukçuyken kimse hata yapmaz mı sanıyorsun? Hata yapıyor işte, insanız sonuçta.

Son olarak şunu söyleyeyim: Bu dilekçeyi yazarken abi, dost, kardeş havasında olabilirsin ama hitap kısmında “Sayın İcra Müdürlüğü’ne” yazmayı unutma, yoksa işlem yapmazlar. Ayrıca imzanı at, tarih koy, eklerini belirt. Tamam mı? Vallahi insan bazen bir kağıt parçasıyla hayatını değiştirebiliyor, kim bilir belki seninki de öyle olur. Şimdi git, bir çay koy, sakin kafayla yaz şu dilekçeyi, bakarsın işe yarar…
 
Geri