Ödeme Emrindeki Faize İtiraz Dilekçesi

İcra ve hukuk süreçleri, borç takibi ve hukuki danışmanlık forumu. Sorularınızı sorun, uzmanlardan yanıt alın.

CrimsonSpire

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 1
Çözümler 0
Katılım
26 Tem 2026
Mesajlar
419
Tepkime puanı
0
CrimsonSpire
Bak şimdi, eline bir ödeme emri geldiğinde ilk yaptığın şey ne oluyor? Çoğu insan o kağıdı görür görmez panikliyor, altındaki rakamlara bakıp "bu parayı asla ödeyemem" diye düşünüp kenara atıyor. Hâlbuki o kağıdın en can alıcı noktası asıl borç değil, altında birikmiş, üstüne üstlük her geçen gün büyüyen faiz kısmıdır. Ve işte tam burada durup sana sormam lazım: o faiz rakamını hiç sorguladın mı? Vallahi billahi diyorum, insanların yüzde doksanı bu soruyu sormadan ödeme emrini olduğu gibi kabul ediyor. Kimi korkudan, kimi bilgisizlikten, kimi de "uğraşamam abi" deyip elini taşın altına koymaktan kaçınıyor. Oysa faiz hesabı, özellikle de uzun süredir birikmiş alacaklarda, öyle herkesin kolayca doğru yapabileceği basit bir dört işlem değil. Faizin başlangıç tarihi, uygulanması gereken oran, ara ödemelerin mahsubu, temerrüt tarihi derken işin içinden çıkılmaz hale geliyor ve tam da bu karmaşanın içinde ciddi hatalar boy gösteriyor.

Şimdi gelelim işin en kritik kısmına, süre meselesine. Ödeme emri eline ulaştığı andan itibaren yedi gün içinde itiraz etmen gerekiyor, evet yanlış duymadın, sadece yedi gün. Bu süre içinde ne yaparsan yap, sakın bu işi "şimdi bakarım, yarın hallederim" diye erteleme çünkü o yarınlar bir anda geçiveriyor ve süre dolduğunda borç kesinleşiyor. Kesinleşme dediğim şey ne biliyor musun? O andan sonra faizin haksız olduğunu, yanlış hesaplandığını anlatsan da boş, çünkü itiraz hakkını kaybetmiş oluyorsun ve alacaklı istediği an mal varlığına haciz koydurma yoluna gidebiliyor. İşte bu yüzden, o kağıdı gördüğün günün akşamı mutlaka oturup ne yapacağına karar vermelisin, hatta mümkünse dilekçeni bile o akşam yazmalısın.

Gelelim o dilekçeye, çünkü asıl mesele burada düğümleniyor. Ödeme emrindeki faize itiraz dilekçesi yazmak için illa avukat olmana gerek yok, kendin de yazabilirsin, yeter ki ne yazacağını bil. Önce şu ayrımı netleştir: asıl borca itirazın var mı, yoksa sadece faiz kısmına mı takılıyorsun? Eğer asıl borcu kabul ediyor ama faizin fazla ya da hatalı olduğunu düşünüyorsan, dilekçende bunu açıkça belirtmen şart. "Borca itirazım bulunmamakla birlikte ödeme emrinde gösterilen faiz oranı ve tutarına itiraz ediyorum" demezsen, iş karışıyor çünkü karşı taraf senin borcun tamamına karşı çıktığını sanıyor ve olay olduğundan daha büyük bir çatışmaya dönüşüyor. Yani dilekçenin ilk cümleleri, neye itiraz ettiğini değil, daha çok neye itiraz etmediğini netleştirmeli.

Şimdi biraz teknik konuşalım, çünkü bu işin bir de hesap boyutu var ve orada işler gerçekten karışıyor. Ödeme emrinde karşına çıkan faiz oranı her zaman doğru olmayabilir; hatta çoğu zaman doğru olmuyor diyebilirim. Sözleşmeden kaynaklanan bir borçta, tarafların anlaştığı faiz oranı geçerli olur ama o oranın da kanunun belirlediği tavanı aşmaması gerekiyor. İcra takibinde ise genellikle temerrüt faizi işletiliyor ve bu oran yıllara göre değişiyor, dönemsel olarak güncelleniyor. Mesela bir banka alacağında akdi faiz ile temerrüt faizi bambaşka şeylerdir; temerrüt faizi neredeyse her zaman daha yüksektir ve işte tam da bu yüzden bazı alacaklılar, borçlu temerrüde düşmediği halde temerrüt faizi istiyor ya da faizin başlangıç tarihini keyfi olarak öne çekiyor. Senin yapman gereken, elindeki sözleşmeyi çıkarıp orada yazan oranı ödeme emrindeki oranla karşılaştırmak ve arada ciddi bir fark varsa bunu dilekçende tek tek anlatmak.

Peki bu itirazı yaptıktan sonra ne oluyor? İşin asıl dinamiği şu: sen itiraz ettiğinde icra takibi duruyor, yani haciz işlemleri bir anda donuyor ve alacaklının önünde iki seçenek kalıyor. Ya bu işi bırakacak, ki genelde bırakmıyor, ya da sana dava açacak. Dava açılırsa iş mahkemeye taşınıyor ve orada işin rengi tamamen değişiyor çünkü artık faizin doğruluğu, oranın uygunluğu, hesaplamanın usulü gibi konular hakimin önünde delillerle tartışılıyor. Ama burada sana bir uyarı y...apayım, sakın bu dilekçeyi yazarken öylesine "faize itiraz ediyorum" deyip geçme. Öyle yaparsan, karşı taraf der ki "itirazın yok, reddet" ve senin dilekçen hiçbir işe yaramadan dosyada sadece bir kağıt parçası olarak kalır. Ne yapman gerekiyor biliyor musun? Oturup elindeki belgeleri tek tek önüne koyacaksın; sözleşme varsa onu çıkaracaksın, ödeme dekontları varsa onları sıralayacaksın, varsa hesap dökümlerini yanına alacaksın. Sonra oturup ödeme emrindeki faiz tutarının nasıl hesaplandığını adım adım takip edeceksin. Tarihleri, oranları, ara ödemeleri tek tek kontrol edeceksin. İşte o zaman karşına çıkacak ufak bir tutarsızlık, senin en güçlü silahın olacak.

Mesela diyelim ki sen borcun bir kısmını zamanında ödedin ama alacaklı bu ödemeyi işleme koymamış ve faiz hesaplamasına en baştan başlamış. Ya da diyelim ki faiz oranı sözleşmede yüzde 12 olarak kararlaştırılmış ama ödeme emrine yüzde 24 yazılmış. İşte böyle bir durumda dilekçene bunu açıkça yazarsın, "tarafımca yapılan ödeme nazara alınmadan faiz hesabı yapılmıştır, sözleşmedeki oran dışında bir oran uygulanmıştır" dersin ve delil olarak da o dekontları, sözleşme fotokopisini eklersin. Bilirkişiye iş düştüğünde zaten o kâğıtlar her şeyi anlatır, sen de o zaman haklı olduğunu görürsün. Ama bu delilleri dilekçenle birlikte sunmazsan, sonradan "ben ödedim" demen çok daha zor oluyor.

Başka bir nokta daha var ki onu da unutmamak lazım: faize itiraz etmek, icra takibinin tamamını durdurmuyor. Asıl borcu kabul ettiysen, borç kesinleşiyor ve faizin durması sadece faizi durduruyor, borcun kendisi hâlâ işliyor. Yani diyelim ki 10 bin lira asıl borç var, 4 bin lira da faiz istiyorlar. Sen sadece faize itiraz ettin diyelim, 14 bin liranın tamamı durmuyor; 10 bin liralık kısım için takip devam ediyor, hatta o 10 bine yeniden faiz işlemeye devam ediyor. Bu yüzden, eğer asıl borçla ilgili bir sıkıntın da varsa, onu da ayrıca dile getirmelisin. Ama aman diyeyim, sırf borçtan kurtulmak için asıl borca da itiraz edersen, yani "ben bu parayı hiç borç değilim" dersen, işin rengi büsbütün değişir ve olay tamamen farklı bir boyuta taşınır. O zaman alacaklı dava açmak zorunda kalır ve sen, dava sürecinde borcun aslını da faizi de tartışma şansı bulursun; ama bu, sadece faize itiraz etmekten çok daha ciddi bir yük getirir.

Şimdi gelelim dilekçenin şekil şartlarına, çünkü içerik kadar o da önemli. Dilekçeni herhangi bir kağıda karalayıp imzalamakla olmuyor; mutlaka icra dairesine verilen resmi bir dilekçe olmalı. Genellikle icra müdürlüğünün internet sitesinde ya da e-devlet üzerinden bir örnek bulabilirsin, hatta avukatların kullandığı standart şablonlar var. Ama o şablonu körü körüne doldurma, kendi durumunu anlatman gerekiyor. En başa icra dosya numarasını, tarafların isimlerini, borçlu ve alacaklı bilgilerini yazacaksın. Sonra "açıklamalar" kısmında olayı anlatacaksın, nasıl bir borç olduğunu, hangi tarihte takip başlatıldığını, tebliğ edilen ödeme emrinde hangi faizin istendiğini tek tek sayacaksın. En sona da istemini yazacaksın: "faize ilişkin kısmın iptali ile takibin faizsiz olarak devamına, haksız faiz talebinin reddine" gibi net bir talep koyacaksın. O cümleyi koymazsan, müdürlük ne yapacağını şaşırır, hatta bazen senin ne istediğini anlamayıp dosyayı olduğu gibi rafa kaldırır.

Son bir şey daha söyleyeyim, bu işlerde en büyük düşman süredir. İtiraz süresi yedi gün, dedim ya, o yedi gün içinde dilekçeyi vermezsen sonrasında "haksız faiz" iddiaların bir yere gitmiyor ama senin açından çok daha zorlu bir yol başlıyor. O durumda dava açman gerekiyor, ki o da başlı başına ayrı bir macera, aylarca süren bir süreç, harçlar, vekalet ücretleri derken işin içinden çıkılmaz. O yüzden o yedi günü sakın boşa harcama, bugün çıktın mı bu yazıyı okudun mu, hemen otur dilekçeni yaz, evraklarını bi araya getir, hatta mümkünse bir bilene kontrol ettir. İnan bana, bu işin sonunda ya hiç ödemezsin ya da çok daha azını ödersin, hem de için rahat olur.
 
Geri