CrimsonSpire
Kayıtlı Kullanıcı
Konkordato... duymuşsundur belki. Son zamanlarda sıkça duyuyoruz, özellikle esnaf arasında. Peki nedir bu konkordato? Aslında borca batık durumdaki bir işletmenin ya da kişinin mahkemeden aldığı bir çeşit mühlet. Nefes alma süresi. Şimdi bir düşün, dükkanın var, alacaklılar kapıya dayanmış, icralar gelmiş... İşte tam o anda başvurulan bir yol. Ama işin içinde mahkeme var, avukat var, bir sürü evrak var. En can alıcı nokta da şu: talep dilekçesi. Evet, konkordato talep dilekçesi.
Bu dilekçe aslında mahkemeye yapılan bir çağrı. "Ben zor durumdayım, ne olur bana biraz zaman tanı" demenin resmi yolu. Ama öyle kafana göre "abicim yardım et" diye yazamazsın tabii. Belli kuralları var, belli formatı var. Hani bazen arkadaşla konuşurken "vallahi işler kötü" dersin ya, bu dilekçe de işte o "vallahi"nin hukuki versiyonu. Ama daha resmi, daha ciddi.
Şimdi gelelim bu dilekçenin içinde ne olması gerektiğine... Öncelikle mahkemenin adını yazacaksın. Hangi mahkeme? Asliye Ticaret Mahkemesi. İstanbul'da oturuyorsan İstanbul, Ankara'da oturuyorsan Ankara... Her şehrin kendi mahkemesi var. Sonra senin bilgilerin: adın, soyadın, adresin, vergi numaran varsa onu da yaz. Abi vergi numarası lazım mı dersen, aslında çoğu zaman isteniyor. Ama bazen sadece TC kimlik numarası da yetebiliyor, tam olayına bağlı.
Bir de şirket sahibiysen eğer, şirketin unvanı, adresi, ticaret sicil numarası... Bunları atlama. Çünkü mahkeme ilk önce "sen kimsin" diye bakar. Kimlik tespiti yani. Sonra borçlarını döküntüreceksin. Kimlere ne kadar borcun var, alacaklı listesi... Bu liste biraz can sıkıcı olabilir, ama şart. Hatta bazı avukatlar "alacaklıları tek tek yaz, en küçük borcu bile unutma" der. Ne kadar borcun olduğunu dürüstçe söyleyeceksin. Şimdi bazıları abi az yazsam, hafifletirim durumu diye düşünüyor. Ama sakın ha. Mahkeme araştırır, altından kalkamazsın.
Bu arada... konkordato talep dilekçesinde genellikle bir proje de sunman gerekiyor. Proje derken, borçlarını nasıl ödeyeceğine dair bir plan. Mesela diyelim ki 1 milyon lira borcun var. Bu borcu 3 yıla yayıp aylık 30 bin lira ödeyeceğini söylersin. Tabii bu projenin inandırıcı olması lazım, yoksa "bu adam ödeyemez" der mahkeme. O yüzden proje kısmı önemli, abi bunu es geçme.
Gelelim biraz da dilekçenin diline... Resmi tabii, ama abartılı olmayacak. "Sayın Mahkeme" diye başla, sonra "Müvekkilim" ya da "Ben" diye devam et. Kişi olarak başvuruyorsan "ben" kullan, şirket olarak başvuruyorsan "müvekkilim" daha uygun. Cümleler uzun olmasın, kısa kısa anlat. Mahkeme üyesi de insan, çok karmaşık cümle görünce sıkılır, dikkati dağılır. O yüzden ne demek istiyorsan, açık seçik söyle.
Bir de ekler kısmı var. Dilekçenin arkasına ekleyeceğin belgeler: borç listesi, alacak listesi, şirket belgeleri, imza sirküleri, varsa mali tablolar... Bunları sırayla koy. Eksik evrak olursa mahkeme "tamamlayın" diye geri gönderir, zaman kaybedersin. Zaten biz bu dilekçeyi zaman kazanmak için yazıyoruz, değil mi? O yüzden her şey tam olsun.
Bu arada, konkordato talep dilekçesi örneği internette bolca var. Ama dikkat et, her örnek sana uymayabilir. Çünkü herkesin durumu farklı. Senin borç yapın başka, benim ki başka. O yüzden bir avukata danışmadan, hazır örneği aynen kopyalayıp verme. Olmaz yani, abi vallahi olmaz. En azından bir uzmana göster, "uygun mu" diye sor.
Şimdi gelelim en can alıcı noktaya... Bu dilekçeyi yazarken samimi olmak zorundasın. Mahkeme senin ne kadar dürüst olduğunu anlar. Borcunu saklama, gelirini olduğundan az gösterme. Çünkü konkordato bir şanstır aslında. Devlet sana "tamam, zor durumdasın, bir şans verelim" diyor. Ama bu şansı kullanıp kötüye gidersen, sonuçları ağır olur. Hatta konkordato süresince mahkeme seni denetler, bir kayyum atar. Yani istediğin gibi at koşturamazsın.
Son olarak şunu söyleyeyim: Bu dilekçeyi yazmak kolay değil, ama imkansız da değil. Eğer işler gerçekten kötüyse, ç
eğer işler gerçekten kötüyse, çekinme. Ama önce bir avukatla konuş, sonra bu dilekçeyi hazırla. Mahkeme kapısında eli boş beklemektense, böyle bir adım atmak daha mantıklı.
Bir de şu var: konkordato talep dilekçesi örneği ararken, güncel olanı bulmaya çalış. Çünkü yasalar değişiyor, mahkeme içtihatları değişiyor. Mesela birkaç yıl önceki bir örnek bugün geçersiz olabilir. O yüzden "hangi yılın örneği" diye bak, yoksa elinde kalırsın. Abi, internette bir sürü site var ama bazıları kopyala yapıştır yapmış, içindeki bilgiler hatalı. O yüz benim tavsiyem, resmi kaynaklardan ya da bir hukuk bürosunun sitesinden al.
Gelelim işin psikolojik tarafına... Bu dilekçeyi yazarken bazen insan utanıyor, sıkılıyor. "Ben nasıl iflas ettim, nasıl bu hale geldim" diye düşünüyor. Ama yok, öyle düşünme. Herkesin başına gelebilir. Hani derler ya, "düşenin dostu olmaz" diye, ama konkordato aslında bir dost eli. Devlet sana "tamam, toparlan" diyor. O yüzden utanma, gurur yapma. Borcun varsa ödeyeceksin, ama zaman istiyorsun sadece.
Bu arada, dilekçeyi yazarken bir de şeye dikkat et: borçlarının neden kaynaklandığını anlat. Pandemi mi, kriz mi, yangın mı, deprem mi? Yoksa kötü yönetim mi? Mahkeme bunu bilmek ister. Çünkü senin niyetini, samimiyetini ölçer. "Efendim, işte pandemiden dolayı dükkan kapandı, satışlar durdu" dersen, daha anlayışlı olabilir. Ama "ben batırdım, istediğim gibi harcadım" dersen, işin zor.
Bir de şu detay var: konkordato talep dilekçesinde genellikle bir geçici mühlet talebi olur. Yani mahkemeden "ben bu dilekçeyi verdim, hemen bugün itibariyle icralar dursun" diye bir karar çıkarmasını istersin. İşte bu geçici mühlet çok önemli. Çünkü dilekçeyi verir vermez, derhal mahkeme bir ara karar verir, alacaklıların eli kolu bağlanır. Hani bazen "abi bir hafta sonra verirsin" diye düşünme, yok. Hemen, o gün, saat kaç olursa olsun ver. Çünkü her an bir icra gelebilir.
Her şey tamam mı? Dilekçe yazıldı, mahkemeye verildi, geçici mühlet alındı. Şimdi sıra asıl mühlet için duruşmaya çıkmakta. O ayrı bir hikaye ama, onu da bir gün konuşuruz. Şimdilik, bu dilekçe örneğini iyice anla, kafanda oturt. Yoksa mahkemede "ben anlamadım abi" dersin, olmaz. Vallahi olmaz.
İşte böyle... Umarım bu anlattıklarım işine yarar. Her şey gönlünce olsun, borçların bir gün biter, rahat bir nefes alırsın.
Bu dilekçe aslında mahkemeye yapılan bir çağrı. "Ben zor durumdayım, ne olur bana biraz zaman tanı" demenin resmi yolu. Ama öyle kafana göre "abicim yardım et" diye yazamazsın tabii. Belli kuralları var, belli formatı var. Hani bazen arkadaşla konuşurken "vallahi işler kötü" dersin ya, bu dilekçe de işte o "vallahi"nin hukuki versiyonu. Ama daha resmi, daha ciddi.
Şimdi gelelim bu dilekçenin içinde ne olması gerektiğine... Öncelikle mahkemenin adını yazacaksın. Hangi mahkeme? Asliye Ticaret Mahkemesi. İstanbul'da oturuyorsan İstanbul, Ankara'da oturuyorsan Ankara... Her şehrin kendi mahkemesi var. Sonra senin bilgilerin: adın, soyadın, adresin, vergi numaran varsa onu da yaz. Abi vergi numarası lazım mı dersen, aslında çoğu zaman isteniyor. Ama bazen sadece TC kimlik numarası da yetebiliyor, tam olayına bağlı.
Bir de şirket sahibiysen eğer, şirketin unvanı, adresi, ticaret sicil numarası... Bunları atlama. Çünkü mahkeme ilk önce "sen kimsin" diye bakar. Kimlik tespiti yani. Sonra borçlarını döküntüreceksin. Kimlere ne kadar borcun var, alacaklı listesi... Bu liste biraz can sıkıcı olabilir, ama şart. Hatta bazı avukatlar "alacaklıları tek tek yaz, en küçük borcu bile unutma" der. Ne kadar borcun olduğunu dürüstçe söyleyeceksin. Şimdi bazıları abi az yazsam, hafifletirim durumu diye düşünüyor. Ama sakın ha. Mahkeme araştırır, altından kalkamazsın.
Bu arada... konkordato talep dilekçesinde genellikle bir proje de sunman gerekiyor. Proje derken, borçlarını nasıl ödeyeceğine dair bir plan. Mesela diyelim ki 1 milyon lira borcun var. Bu borcu 3 yıla yayıp aylık 30 bin lira ödeyeceğini söylersin. Tabii bu projenin inandırıcı olması lazım, yoksa "bu adam ödeyemez" der mahkeme. O yüzden proje kısmı önemli, abi bunu es geçme.
Gelelim biraz da dilekçenin diline... Resmi tabii, ama abartılı olmayacak. "Sayın Mahkeme" diye başla, sonra "Müvekkilim" ya da "Ben" diye devam et. Kişi olarak başvuruyorsan "ben" kullan, şirket olarak başvuruyorsan "müvekkilim" daha uygun. Cümleler uzun olmasın, kısa kısa anlat. Mahkeme üyesi de insan, çok karmaşık cümle görünce sıkılır, dikkati dağılır. O yüzden ne demek istiyorsan, açık seçik söyle.
Bir de ekler kısmı var. Dilekçenin arkasına ekleyeceğin belgeler: borç listesi, alacak listesi, şirket belgeleri, imza sirküleri, varsa mali tablolar... Bunları sırayla koy. Eksik evrak olursa mahkeme "tamamlayın" diye geri gönderir, zaman kaybedersin. Zaten biz bu dilekçeyi zaman kazanmak için yazıyoruz, değil mi? O yüzden her şey tam olsun.
Bu arada, konkordato talep dilekçesi örneği internette bolca var. Ama dikkat et, her örnek sana uymayabilir. Çünkü herkesin durumu farklı. Senin borç yapın başka, benim ki başka. O yüzden bir avukata danışmadan, hazır örneği aynen kopyalayıp verme. Olmaz yani, abi vallahi olmaz. En azından bir uzmana göster, "uygun mu" diye sor.
Şimdi gelelim en can alıcı noktaya... Bu dilekçeyi yazarken samimi olmak zorundasın. Mahkeme senin ne kadar dürüst olduğunu anlar. Borcunu saklama, gelirini olduğundan az gösterme. Çünkü konkordato bir şanstır aslında. Devlet sana "tamam, zor durumdasın, bir şans verelim" diyor. Ama bu şansı kullanıp kötüye gidersen, sonuçları ağır olur. Hatta konkordato süresince mahkeme seni denetler, bir kayyum atar. Yani istediğin gibi at koşturamazsın.
Son olarak şunu söyleyeyim: Bu dilekçeyi yazmak kolay değil, ama imkansız da değil. Eğer işler gerçekten kötüyse, ç
eğer işler gerçekten kötüyse, çekinme. Ama önce bir avukatla konuş, sonra bu dilekçeyi hazırla. Mahkeme kapısında eli boş beklemektense, böyle bir adım atmak daha mantıklı.
Bir de şu var: konkordato talep dilekçesi örneği ararken, güncel olanı bulmaya çalış. Çünkü yasalar değişiyor, mahkeme içtihatları değişiyor. Mesela birkaç yıl önceki bir örnek bugün geçersiz olabilir. O yüzden "hangi yılın örneği" diye bak, yoksa elinde kalırsın. Abi, internette bir sürü site var ama bazıları kopyala yapıştır yapmış, içindeki bilgiler hatalı. O yüz benim tavsiyem, resmi kaynaklardan ya da bir hukuk bürosunun sitesinden al.
Gelelim işin psikolojik tarafına... Bu dilekçeyi yazarken bazen insan utanıyor, sıkılıyor. "Ben nasıl iflas ettim, nasıl bu hale geldim" diye düşünüyor. Ama yok, öyle düşünme. Herkesin başına gelebilir. Hani derler ya, "düşenin dostu olmaz" diye, ama konkordato aslında bir dost eli. Devlet sana "tamam, toparlan" diyor. O yüzden utanma, gurur yapma. Borcun varsa ödeyeceksin, ama zaman istiyorsun sadece.
Bu arada, dilekçeyi yazarken bir de şeye dikkat et: borçlarının neden kaynaklandığını anlat. Pandemi mi, kriz mi, yangın mı, deprem mi? Yoksa kötü yönetim mi? Mahkeme bunu bilmek ister. Çünkü senin niyetini, samimiyetini ölçer. "Efendim, işte pandemiden dolayı dükkan kapandı, satışlar durdu" dersen, daha anlayışlı olabilir. Ama "ben batırdım, istediğim gibi harcadım" dersen, işin zor.
Bir de şu detay var: konkordato talep dilekçesinde genellikle bir geçici mühlet talebi olur. Yani mahkemeden "ben bu dilekçeyi verdim, hemen bugün itibariyle icralar dursun" diye bir karar çıkarmasını istersin. İşte bu geçici mühlet çok önemli. Çünkü dilekçeyi verir vermez, derhal mahkeme bir ara karar verir, alacaklıların eli kolu bağlanır. Hani bazen "abi bir hafta sonra verirsin" diye düşünme, yok. Hemen, o gün, saat kaç olursa olsun ver. Çünkü her an bir icra gelebilir.
Her şey tamam mı? Dilekçe yazıldı, mahkemeye verildi, geçici mühlet alındı. Şimdi sıra asıl mühlet için duruşmaya çıkmakta. O ayrı bir hikaye ama, onu da bir gün konuşuruz. Şimdilik, bu dilekçe örneğini iyice anla, kafanda oturt. Yoksa mahkemede "ben anlamadım abi" dersin, olmaz. Vallahi olmaz.
İşte böyle... Umarım bu anlattıklarım işine yarar. Her şey gönlünce olsun, borçların bir gün biter, rahat bir nefes alırsın.