Konkordato Başvurusu Nasıl Yapılır?

İcra ve hukuk süreçleri, borç takibi ve hukuki danışmanlık forumu. Sorularınızı sorun, uzmanlardan yanıt alın.

QuartzMelody

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 1
Çözümler 0
Katılım
26 Tem 2026
Mesajlar
420
Tepkime puanı
0
QuartzMelody
Borç yükü altında ezilen şirketler için konkordato, adeta bir can simidi işlevi görüyor. Finansal darboğaz yaşayan ancak iflasın eşiğinden dönmek isteyen işletmeler, yasal bir çerçevede borçlarını yeniden yapılandırma şansı yakalıyor. Peki bu süreç tam olarak nasıl işliyor ve başvuru aşamasında hangi adımları takip etmek gerekiyor? Konkordato başvurusu, 2003 yılında İcra İflas Kanunu’nda yapılan köklü değişikliklerle birlikte daha sistematik hale gelmiş, 2018’de getirilen düzenlemelerle de alacaklı ve borçlu arasındaki dengeyi korumaya odaklanmıştır. Bugün Türkiye’de yılda yüzlerce şirket bu yola başvuruyor; başarılı olanlar ayakta kalırken, eksik hazırlık yapanlar sürecin içinde kaybolabiliyor.

Bu yazıda konkordato başvurusunun ne olduğunu, hangi belgeler gerektiğini, mahkeme ve komiserin rolünü, sık yapılan hataları ve uzman tavsiyelerini adım adım inceleyeceğiz. Amacımız, borçlu şirket sahiplerine ve avukatlara rehberlik edecek nitelikte, uygulamaya dönük bir kaynak sunmak. Çünkü konkordato sadece bir hukuki prosedür değil, aynı zamanda şirketin yeniden yapılanma stratejisinin de merkezinde yer alır.

Temel Kavramlar ve Tanım​


Konkordato, borçlarını vadesinde ödeyemeyen veya ödeme güçlüğü içinde olan bir borçlunun, alacaklılarıyla anlaşarak borçlarını belirli bir plan dâhilinde ödemesi veya tenzilat (indirim) yapması yoluyla iflastan kurtulmasını sağlayan bir hukuki kurumdur. Bu tanımın altında yatan temel felsefe, “iflas yerine kurtarma”dır. Bir şirket veya gerçek kişi tüccar, iflasın eşiğine geldiğinde konkordato talep ederek mahkemeden geçici bir süre koruma alabilir. Bu koruma sayesinde hacizler durur, icra takipleri askıya alınır ve borçlu nefes alacak zaman kazanır.

Somut bir örnek vermek gerekirse, inşaat sektöründe faaliyet gösteren bir orta ölçekli firma düşünelim. Piyasada ödeme sıkıntısı yaşayan bu firma, tedarikçilerine ve bankalara olan borçlarını ödeyememeye başlıyor. İcra takipleri geliyor, şirketin banka hesapları bloke oluyor. İşte bu noktada şirket, konkordato başvurusu yaparak mahkemeden 3 aylık geçici mühlet kararı alabiliyor. Bu süre içinde tüm icra işlemleri duruyor, şirket faaliyetlerine devam ediyor ve alacaklılarla bir ödeme planı üzerinde müzakere etmeye başlıyor. Eğer plan mahkeme tarafından onaylanırsa, şirket belirlenen vadelerde borçlarını ödeyerek iflastan kurtuluyor.

Konkordatonun önemi, sadece borçluya değil alacaklılara da fayda sağlamasıdır. Alacaklılar, iflas halinde çok daha düşük bir tahsilat oranıyla karşılaşma riski taşırken, konkordato sayesinde borcun tamamını veya büyük bir kısmını tahsil edebilme şansı yakalar. Bu yönüyle konkordato, bir kazan-kazan mekanizması olarak da değerlendirilebilir.

Konkordato Türleri ve Hangi Durumda Hangisi Seçilmeli?​


Konkordato, iki ana türe ayrılır: vade konkordatosu ve tenzilat (indirim) konkordatosu. Vade konkordatosunda borçlu, borcunun tamamını ödemeyi kabul eder ancak ödeme süresini uzatır.. Örneğin, 1 milyon TL borcu olan bir şirket, alacaklılarla anlaşarak bu borcu 2 yıl içinde 6 eşit taksitle ödemeyi taahhüt eder. Vade konkordatosu, likidite sorunu yaşayan ancak uzun vadede kârlı olabilecek işletmeler için idealdir. Tenzilat konkordatosunda ise borçlu, borcunun bir kısmını silinmesini talep eder. Aynı şirket, 1 milyon TL borcunun 400 bin TL’sini ödeyip kalan 600 bin TL’den vazgeçilmesini isteyebilir. Bu tür genellikle şirketin mevcut durumda borcun tamamını ödeme kapasitesi olmadığında ve alacaklılar da iflastan daha azını almayı kabul ettiğinde tercih edilir.

Hangi konkordato türünün seçileceği, borçlunun mali analizine ve alacaklıların tutumuna bağlıdır. Uygulamada en sık karşılaşılan, vade konkordatosu ile tenzilatın birleştiği karma modellerdir. Örneğin, borcun yüzde 60’ı ödenecek, yüzde 40’ı silinecek ve ödemeler 18 aya yayılacak şekilde bir plan sunulabilir. Mahkeme, teklifin somut ve uygulanabilir olmasını arar. Alacaklıların çoğunluğunun onayı (sayı ve miktar olarak) da kritik bir eşik oluşturur.

Konkordato Başvuru Süreci ve Gerekli Belgeler​


Konkordato başvurusu, borçlunun (gerçek kişi veya tüzel kişi) yetkili Asliye Ticaret Mahkemesi’ne bir dilekçe ile başvurmasıyla başlar. Başvuru sırasında sunulması gereken belgeler İcra ve İflas Kanunu’nun 286. maddesinde sayılmıştır. Bunlar arasında: borçlunun mal varlığı durumunu gösteren bilanço, gelir tablosu, nakit akış projeksiyonu, alacaklı listesi, borçlu listesi ve konkordato ön projesi bulunur. Ön proje, ödeme planının ana hatlarını içermelidir; hangi alacaklıya ne kadar ve ne zaman ödeme yapılacağı gibi detaylar burada yer alır.

Ayrıca başvuruyla birlikte, borçlunun iflas erteleme talebinde bulunmadığını veya daha önce konkordato başvurusunda bulunmadığını gösteren bir beyan da eklenmelidir. Mahkeme, başvuruyu ön incelemeden geçirir ve eksiklik varsa tamamlama için süre verir. Bu aşamada en sık yapılan hata, projeksiyonların gerçekçi olmamasıdır. Örneğin, bir restoran işletmesi, kapanan şubelerine rağmen cirosunu iki katına çıkaracağını varsayarak iyimser bir tablo sunuyorsa mahkeme bu projeyi reddedebilir.

Başvurunun kabulü halinde mahkeme, derhal geçici mühlet kararı verir. Bu kararla birlikte bir geçici komiser atanır. Geçici komiser, şirketin yönetimini denetlemez ancak faaliyetlerin sürdürülmesi ve mal varlığının korunması konusunda mahkemeye rapor verir. Geçici mühlet süresi başlangıçta en fazla 3 aydır ve gerekirse 2 ay daha uzatılabilir. Bu süre zarfında alacaklıların borçlu aleyhine başlattığı tüm icra takipleri durur, rehinli alacaklar için bile mühlet kararı etkili olur.

Mahkeme ve Komiserin Rolü: Süreç Nasıl İşler?​


Mahkeme, konkordato sürecinin en yetkili organıdır. Başvuruyu aldıktan sonra geçici mühlet kararı verir, komiser atar, ardından kesin mühlet kararını (genellikle 1 yıl) verir veya başvuruyu reddeder. Mahkemenin kararını verirken dikkate aldığı en önemli unsur, konkordato projesinin başarıya ulaşma ihtimalidir. Bu değerlendirme, komiserin hazırladığı raporlara dayanır.

Komiser, genellikle bir hukukçu, mali müşavir veya ekonomistten oluşur. Görevleri arasında borçlunun mal varlığını tespit etmek, alacaklılarla müzakereleri koordine etmek, konkordato projesinin uygulanabilirliğini denetlemek ve mahkemeye her ay düzenli rapor sunmak vardır. Komiserin borçlu üzerinde veto yetkisi yoktur, ancak önemli kararlarda (örneğin büyük bir varlık satışı) komiserin görüşü alınır. Uygulamada komiserler, şirketin nakit akışını sıkı takip eder ve ödeme planına uyulup uyulmadığını kontrol eder.

Örneğin, 2022 yılında bir tekstil firmasında yaşanan konkordato sürecinde komiser, firmanın elinde kalan stokların piyasa değerinin altında satıldığını tespit etmiş ve mahkemeye bildirmiştir. Bunun üzerine mahkeme, satışları durdurmuş ve daha şeffaf bir ihale süreci başlatmıştır. Bu örnek, komiserin ne kadar kritik bir rol oynadığını göstermektedir.

Alacaklıların Toplanması ve Oylama Süreci​


Konkordato sürecinin en kritik aşamalarından biri, alacaklıların toplanması ve projenin oylanmasıdır. Mahkeme, geçici mühlet sonrası kesin mühlet kararı verdiğinde, bir alacaklılar toplantısı tarihi belirler. Bu toplantıya tüm alacaklılar davet edilir ve konkordato projesi sunulur. Oylamada, alacaklılar iki gruba ayrılır: adi alacaklılar ve rehinli alacaklılar. Her grup kendi içinde oylar.

Oylamanın kabul edilmesi için, her grupta hem alacaklı sayısının çoğunluğunun (sayısal çoğunluk) hem de toplam alacak miktarının yarısından fazlasının (miktar çoğunluk) projeyi onaylaması gerekir. Toplam alacak miktarının en az dörtte üçüne sahip olan alacaklılar da ayrıca aranır. Bu şartlar sağlanırsa proje kabul edilmiş sayılır. Ancak reddedilirse, mahkeme konkordatonun tasdik edilmemesi kararı verir ve iflas yolunu açar.

Türkiye’de 2023 yılında yapılan bir araştırmaya göre, konkordato başvurularının yaklaşık yüzde 40’ı alacaklıların çoğunluğunun onayını alamadığı için reddedilmiştir. Bu nedenle borçlu, toplantı öncesinde büyük alacaklılarla birebir görüşmeler yaparak ikna etmeye çalışmalıdır. Küçük alacaklıların oyu da önemlidir; çünkü sayısal çoğunluk şartı küçük alacaklıların etkisini artırır.

Konkordato Sürecinde Sık Yapılan Hatalar​


En büyük hata, başvuru öncesinde yeterli mali hazırlık yapmamaktır. Pek çok şirket, sadece icra takiplerinden kurtulmak için konkordato başvurusu yapar ancak gerçekçi bir ödeme planı sunamaz. Örneğin, nakit akış projeksiyonlarında satışların beklenenden düşük kalması, planı çökertir. İkinci sık yapılan hata, alacaklılarla iletişim kurmamaktır. Sürecin başında alacaklıları bilgilendirmek ve iş birliği yapmak, oylamada başarı şansını artırır.

Bir diğer hata, komiserin uyarılarını dikkate almamaktır. Komiser, şirketin faaliyetlerinde bir usulsüzlük veya mal varlığı kaybı tespit ettiğinde mahkemeye bildirir ve bu durum konkordatonun iptaline yol açabilir. Ayrıca, borçlu şirket yöneticilerinin sürecin uzunluğunu hafife alması da sık görülen bir hatadır. Kesin mühlet bir yılı bulabilir, bu sürede şirketin likidite yönetimi çok dikkatli yapılmalıdır. Son olarak, başvuru dilekçesinde eksik belge sunmak, mahkemenin başvuruyu reddetmesine veya süreci uzatmasına neden olur.

Gerçek Hayattan Başarı ve Başarısızlık Örnekleri​


Başarılı bir konkordato örneği olarak, 2021 yılında bir mobilya üreticisi firmayı ele alabiliriz. Şirket, pandemi döneminde siparişlerin durmasıyla 5 milyon TL borç biriktirmişti. Konkordato başvurusu yapan firma, alacaklılarla anlaşarak borcun yüzde 70’ini 24 ayda ödemeyi kabul etti. Komiser raporları sayesinde şirket, maliyetleri kıstı ve alternatif satış kanalları geliştirdi. Süreç sonunda iflas etmeden borçlarını ödedi ve faaliyetlerine devam etti.

Başarısız bir örnek ise bir inşaat firmasına aittir. 2020 yılında konkordato başvurusu yapan firma, iyimser bir projeksiyon sunarak 1 yıl içinde tüm borçlarını ödeyeceğini iddia etti. Ancak inşaat sektöründeki durgunluk nedeniyle satışlar gerçekleşmedi ve şirket ödeme planını yerine getiremedi. Mahkeme, konkordatonun feshine karar verdi ve firma iflas etti. Bu örnek, projeksiyonların ne kadar gerçekçi olması gerektiğini açıkça göstermektedir.

Uzman Önerileri ve İpuçları​


1. Başvuru öncesinde mutlaka bir mali danışman ve konkordato avukatı ile çalışın. Süreç hukuki ve mali açıdan karmaşıktır; profesyonel destek olmadan başarı şansı düşer.
2. Nakit akış projeksiyonlarınızı en kötü senaryoya göre hazırlayın. İyimser tahminler mahkeme tarafından güvenilmez bulunabilir ve projeniz reddedilebilir.
3. Alacaklı listenizi eksiksiz ve doğru hazırlayın. Eksik bir liste, oylamada geçersizlik sebebi olabilir.
4. Büyük alacaklılarla başvuru öncesinde görüşün ve onların onayını alın. Bu, oylamada önemli bir avantaj sağlar.
5. Geçici mühlet sürecini boşa harcamayın. Bu sürede şirketin mali yapısını düzeltmek için somut adımlar atın (maliyet kesintileri, yeni müşteri bulma, stok eritme gibi).
6. Komiserle şeffaf ve düzenli iletişim kurun. Komiserin olumlu raporları mahkemenin kararını doğrudan etkiler.
7. Ödeme planınızı aylık taksitlere bölün ve her taksit için kaynak yaratın. Beklenmedik giderlere karşı bir acil durum fonu oluşturun.
8. Konkordato sürecinde şirketin itibarını koruyun. Müşterilere ve tedarikçilere süreci doğru anlatın; aksi halde iş kaybı yaşarsınız.
9. Mahkeme tarafından istenen belgeleri zamanında ve eksiksiz teslim edin. Gecikmeler mühlet kararını olumsuz etkileyebilir.
10. Rehinli alacaklılarla ayrı pazarlık yapın. Rehinli alacaklar için farklı bir ödeme planı sunmak, genel oylamada başarıyı artırabilir.

Sıkça Sorulan Sorular​


Konkordato başvurusu için hangi mahkemeye gidilir?​

Borçlunun yerleşim yerinin bulunduğu Asliye Ticaret Mahkemesi’ne başvurulur. Gerçek kişi tüccarlar için ikametgah adresi, tüzel kişiler için şirket merkezinin bulunduğu yer yetkilidir.

Konkordato süresi ne kadardır?​

Geçici mühlet en fazla 3 ay, kesin mühlet ise en fazla 1 yıldır. Ancak mahkeme, uygun görürse kesin mühleti 6 aya kadar uzatabilir. Toplam süre 1,5 yılı geçemez.

Konkordato başvurusu sırasında icra takipleri durur mu?​

Evet, mahkeme geçici müh
kararı verir vermez borçluya karşı başlatılmış tüm icra takipleri durur. Rehinli alacaklar dahil olmak üzere, mühlet kararı alacaklıların borçlunun mal varlığına haciz koymasını engeller. Ancak mühlet kararı, borçlunun doğmuş ve doğacak tüm borçları için geçerli değildir; örneğin nafaka veya işçi ücreti gibi bazı alacaklar süreçten etkilenmeyebilir.

Konkordato reddedilirse ne olur?​

Mahkeme, konkordato talebini reddederse veya alacaklılar projeyi onaylamazsa, borçlu hakkında iflas kararı verilmesi gündeme gelir. İflas halinde borçlunun tüm mal varlığı tasfiye edilir ve alacaklılar sıraya alınır. Bu nedenle konkordato başvurusu, iflastan kaçış için son çare olarak görülmelidir; ancak başarısızlık durumunda sonuç iflastan daha kötü olmayabilir çünkü zaten borçlu mali açıdan zor durumdadır.

Konkordato başvurusu için avukat zorunlu mu?​

İcra ve İflas Kanunu’na göre, konkordato başvurusu sırasında avukatla temsil edilme zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak sürecin karmaşıklığı, belgelerin eksiksiz hazırlanması ve mahkeme nezdinde etkili savunma yapılması için mutlaka bir avukatla çalışmanız önerilir. Aksi halde eksiklikler nedeniyle başvurunun reddedilme riski yüksektir.

Konkordato sürecinde şirket yönetimi devam eder mi?​

Evet, geçici ve kesin mühlet süresince şirket yönetimi borçluya aittir. Ancak komiser, önemli kararlarda (büyük satışlar, kredi kullanımı, ortaklık yapısı değişikliği gibi) görüş bildirir ve mahkemeye rapor sunar. Şirket yönetimi, komiserin uyarılarını dikkate almalıdır; aksi halde mahkeme konkordatonun feshine karar verebilir.

Sonuç​


Konkordato başvurusu, borç yükü altında ezilen şirketler için iflasın önünde son bir umut kapısıdır. Ancak bu kapıyı aralayabilmek için sadece hukuki prosedürleri bilmek yetmez; aynı zamanda mali disiplin, şeffaflık ve alacaklılarla etkili iletişim de başarının temel taşlarıdır. Gerçekçi bir ödeme planı, doğru belgeler ve uzman desteğiyle süreç başarıya ulaşabilir. Türkiye’de her yıl yüzlerce şirket bu yola başvuruyor; bir kısmı ayağa kalkarken, bir kısmı hazırlıksızlık nedeniyle iflasa sürükleniyor. Siz de eğer benzer bir durumdaysanız, zaman kaybetmeden bir mali müşavir ve konkordato avukatına danışarak adımlarınızı atın. Unutmayın, konkordato sadece bir kurtarma aracı değil, aynı zamanda şirketinizi yeniden yapılandırma ve geleceğe sağlam adımlarla ilerleme fırsatıdır.
 
Geri