CoralRhythm
Kayıtlı Kullanıcı
Bak şimdi, karşılıksız çek olayı... İnsanın başına gelince ilk anda dünyası başına yıkılıyor, biliyorum. Elinde bir kağıt parçası var, üzerinde rakamlar yazıyor, imzalar duruyor, bankaya gidiyorsun, vezneye uzatıyorsun, görevli bilgisayara bakıyor, sonra sana o meşhur cümleyi söylüyor: "Bu çek karşılıksız çıktı." O an beyninde şimşekler çakıyor, abi ya, nasıl yani, adam bana bu kağıdı verirken o kadar samimiydi, "Güven bana" demişti, "On beş güne hallederiz" demişti. Ama işte piyasanın acımasız gerçeği bu, güven güzel bir şey de ama karşılıksız çekle yalnız kaldığını hissettiğin o an, içinize bir kurt düşüyor ve aklınıza bin bir soru geliyor: Ne yapacağım şimdi? Mahkemeye mi gideceğim? Avukat mı tutacağım? Bu iş ne kadar sürer? Hakkımı nasıl alacağım? İşte tam bu noktada, paniklemeden önce, derin bir nefes al ve şunu bil: Karşılıksız çek takibi dediğin şey aslında bir prosedür işi, üstesinden gelinemeyecek bir dert değil. Hele ki doğru adımları bilirsen, doğru dilekçeyi yazarsan, işin büyük bir kısmını halletmişsin demektir. Önemli olan o ilk adımı doğru atmak, o da elindeki çeki ve borçlunun durumunu iyice analiz edip, itiraz sürecini asla ama asla kaçırmamak.
Şimdi gelelim mevzunun can alıcı noktasına, o "itiraz dilekçesi" işine. Bak, şöyle düşün; karşılıksız çek ödendiğinde alacaklı olarak senin en büyük silahın, borçluya karşı başlattığın icra takibine borçlunun itiraz edip takibi durdurmasını engellemek ya da o itirazı ortadan kaldırmak. Yani demem o ki, sen takip başlatıyorsun, borçlu da diyor ki "ben bu parayı borçlu değilim" veya "bu çek bana ait değil" diyor ve itiraz ediyor. İşte itiraz dilekçesi, tam da burada devreye giren, borçlunun bu itirazının haksız olduğunu, çekin gerçekten borca karşılık verildiğini, imzanın ona ait olduğunu, ödemenin yapılmadığını mahkemeye anlatan yazılı bir beyan. Bu dilekçe öyle gelişigüzel yazılacak bir kağıt parçası değil, düşünsene, senin hukuki kaderini belirleyecek, belki aylarca sürecek bir davanın temel taşı. O yüzden bu dilekçeyi yazarken duygularını bir kenara bırakman, o "bana bunu nasıl yapar" öfkeni, o "kahrolası herif" öfkeni bir kenara koyman gerekiyor. Çünkü mahkeme karşısında soğukkanlı ve hukuki olarak sağlam bir metin sunman lazım, yoksa işin içinden çıkılmaz bir hale gelebilir. Ne diyordu eskiler, hukuk bir sabır işidir, evet, kesinlikle sabır ve soğukkanlılık.
Peki tam olarak ne yazacaksın bu dilekçede? Abi ya, gel bunu bir de şöyle anlatayım... Mesele şu ki, senin asıl amacın hakime "Bakın, elimde kambiyo senedi var, bu çek, şu tarihte, şu bankadan, şu tutarda düzenlenmiş, ben bunu aldım, vadesinde bankaya ibraz ettim, ama karşılığı çıkmadı. Şimdi bu adam çıkıp da itiraz ediyor, diyor ki borç yok ama var işte, kağıt ortada." demen lazım. İşte bu yüzden dilekçenin başında, icra dosya numaranı, borçlunun adını soyadını, alacaklı olarak senin bilgilerini, çekin numarasını, keşide tarihini, tutarını, banka şubesini her şeyi tek tek, eksiksiz bir şekilde yazmalısın. Çünkü hukukta detay her şeydir; atlanan bir rakam, yanlış yazılan bir tarih, tüm süreci baştan aşağı etkileyebilir. Sonra diyeceksin ki "İşte bu çek, borçlunun bana olan borcuna karşılık verilmiştir, borçlu bu çeki keşide etmiştir, imza kendisine aittir, ben bu çeki yasaya uygun şekilde süresinde bankaya ibraz ettim, ancak karşılıksız çıkmıştır ve borçlu da borcunu ödememiştir." Bu arada bak, bir de işin ceza boyutu var, ondan da bahsetmezsem olmaz. Karşılıksız çek düzenlemek, Türk Ticaret Kanunu'na göre bir suç ve bu suçun karşılığında hapis cezası bile öngörülüyor. Yani borçlu için işler ciddi, bu yüzden de itiraz dilekçenle birlikte, borçlunun bu itirazının kötü niyetli olduğunu da vurgulaman, onun takibi sürüncemede bırakmak için itiraz ettiğini, aslında borcu inkarının tamamen haksız ve mesnetsiz olduğunu anlatman çok ama çok önemli.
Bir de şu var, bazı insanlar bu itiraz dilekçesini kendileri yazmaya kalkıyor, dürüst olmak gerekirse, internette bir sürü örnek var, bakıyorsun, kopyala yapıştır yapıyorlar, dilekçeyi dosyaya veriyorlar. Ama vallahi billahi diyorum ki, bu iş o kadar basit değil. Şimdi diyeceksin ki "Avukata para vermek istemiyorum, elimde örnek var, ben hallederim." Haklısın da, ekonomik olarak zor günlerden geçiyor, herkesin cebinden avukatlık ücreti çıkacak hali yok, bunu çok iyi anlıyorum. Ama şunu da unutma, bu dilekçe öyle alelade bir dilekçe değil, içinde bir sürü hukuki terim ve atlanmaması gereken usul kuralı var. Mesela çekin ibraz süresi, itirazın süresi, yetkili icra dairesi, görevli mahkeme derken işin içinden çıkılmaz bir hal alabiliyor. Bir de bakıyorsun ki dilekçen yüzünden davan reddedilmiş, koskoca alacağın havada kalmış. O yüzden diyorum ki, imkânın varsa bir avukata danış, en azından bir kez dilekçeni göster, "Bu böyle mi yazılır?" diye sor. Avukat dostun yoksa barodan adli yardım talep edebilirsin, biliyor musun, gelir durumun düşükse devlet sana ücretsiz avukat veriyor, bunu da aklının bir köşesine yaz. Yok, illa kendim halledeceğim diyorsan, o zaman da elindeki örnek dilekçeleri bir kenara bırak, kendi olayını anlatan, çekin fotokopisini, varsa ödeme ihtarnameni, tüm belgeleri ekleyen, olayı kronolojik bir sırayla anlatan bir metin oluştur. Abi ya, yazarken kendini hakimin yerine koy, okuyan insan seni haklı bulmalı, delillerinle, anlatımınla, her şeyinle...
Bir de şu süre meselesi var, tam da burası çok kritik. Bak, borçlu itiraz ettiğinde takip durur, senin bu itirazı kaldırmak için belirli yasal sürelerin var, bu süreleri kaçırırsan işin çok daha zorlaşır. Mesela icra mahkemesinde itirazın kaldırılmasını isteyebilirsin ya da genel mahkemelerde itirazın iptali davası açabilirsin, ama hepsinin ayrı bir zamanı var, o zamanlar geçti mi borçluya bir de tazminat ödemek zorunda kalabilirsin, vallahi öyle. Bu yüzden dilekçeni yazarken süreci de kafanda netleştirmelisin. Yani dava dilekçen sadece bir kağıt değil, aynı zamanda senin hukuk mücadelenin başlangıç noktası. Öyle "şunu da koyayım, bunu da yazayım" derken konuyu dağıtma, her cümlen yerinde olsun, gereksiz ayrıntıya girme, ama eksik de bırakma. Çünkü hakim karşısında bir kez konuşursun, o söz mahkemede kalır, sonrasında ek dilekçeyle toparlamaya çalışsan da ilk intiba çok şey değiştirir.
Hele şu üç noktayı hiç unutma: çekin gerçek bir borçtan doğduğunu, ibrazın süresinde yapıldığını ve borçlunun itirazının haksız olduğunu. Bu üçü olmadan yazdığın hiçbir şey seni kurtarmaz. Diyelim ki çeki ciro yoluyla aldın, o zaman da cirantanın imzası, senin iyi niyetli yetkili hamil olman gibi ekstra konular girer işin içine, onlar da ayrı bir dert. Ama çek sana doğrudan keşideci tarafından verildiyse işler biraz daha basit, yine de hafife alma derim. İnsan bazen düşünüyor, "Madem bu kadar karışık, ben bu işten vazgeçeyim" diyor, ama dur, öyle yapma. Hakkını aramaktan vazgeçersen, o parayı hiç alamazsın, borçlu da bir yerde "kurtuldum" der. Oysa mücadele edersen, en kötü ihtimalle bile borçlunun üzerindeki baskıyı hissedersin, belki dosya hacze düşer, belki mal varlığına bloke gelir, belki de adam korkup ödemek zorunda kalır.
Son olarak şunu söyleyeyim, bu dilekçeyi yazarken bir de şu psikolojik tarafı var, sakın öfkeyle hareket etme. O adamın sana yaptıklarını, o pis sözlerini, o yalanlarını düşünüp de dilekçeye hakaret yazma, olur mu, asla. Hukuk nezaket ister, ciddiyet ister; sen de o ciddiyeti koruduğun sürece hakim nezdinde itibarın artar. Bir de işin şu yanı var: madem bu yola çıktın, sonuna kadar git, araştır, öğren, bilmediğin yerde sor, ama pes etme. Karşılıksız çek takibi, itiraz dilekçesi dediğin şey aslında bir sabır işi, belki bugün olmaz, belki yarın olmaz ama hukuk dediğin şey hak edenin yanında, yeter ki sen o hakkını savunmasını bil. Unutma, elinde hâlâ bir senet var, o senedin arkasında bir imza var ve o imza bir gün mutlaka karşına çıkacak. O yüzden dilekçeni titizlikle hazırla, zamanında ver, süreçleri takip et ve inan bana, bu işin üstesinden geleceksin.
Şimdi gelelim mevzunun can alıcı noktasına, o "itiraz dilekçesi" işine. Bak, şöyle düşün; karşılıksız çek ödendiğinde alacaklı olarak senin en büyük silahın, borçluya karşı başlattığın icra takibine borçlunun itiraz edip takibi durdurmasını engellemek ya da o itirazı ortadan kaldırmak. Yani demem o ki, sen takip başlatıyorsun, borçlu da diyor ki "ben bu parayı borçlu değilim" veya "bu çek bana ait değil" diyor ve itiraz ediyor. İşte itiraz dilekçesi, tam da burada devreye giren, borçlunun bu itirazının haksız olduğunu, çekin gerçekten borca karşılık verildiğini, imzanın ona ait olduğunu, ödemenin yapılmadığını mahkemeye anlatan yazılı bir beyan. Bu dilekçe öyle gelişigüzel yazılacak bir kağıt parçası değil, düşünsene, senin hukuki kaderini belirleyecek, belki aylarca sürecek bir davanın temel taşı. O yüzden bu dilekçeyi yazarken duygularını bir kenara bırakman, o "bana bunu nasıl yapar" öfkeni, o "kahrolası herif" öfkeni bir kenara koyman gerekiyor. Çünkü mahkeme karşısında soğukkanlı ve hukuki olarak sağlam bir metin sunman lazım, yoksa işin içinden çıkılmaz bir hale gelebilir. Ne diyordu eskiler, hukuk bir sabır işidir, evet, kesinlikle sabır ve soğukkanlılık.
Peki tam olarak ne yazacaksın bu dilekçede? Abi ya, gel bunu bir de şöyle anlatayım... Mesele şu ki, senin asıl amacın hakime "Bakın, elimde kambiyo senedi var, bu çek, şu tarihte, şu bankadan, şu tutarda düzenlenmiş, ben bunu aldım, vadesinde bankaya ibraz ettim, ama karşılığı çıkmadı. Şimdi bu adam çıkıp da itiraz ediyor, diyor ki borç yok ama var işte, kağıt ortada." demen lazım. İşte bu yüzden dilekçenin başında, icra dosya numaranı, borçlunun adını soyadını, alacaklı olarak senin bilgilerini, çekin numarasını, keşide tarihini, tutarını, banka şubesini her şeyi tek tek, eksiksiz bir şekilde yazmalısın. Çünkü hukukta detay her şeydir; atlanan bir rakam, yanlış yazılan bir tarih, tüm süreci baştan aşağı etkileyebilir. Sonra diyeceksin ki "İşte bu çek, borçlunun bana olan borcuna karşılık verilmiştir, borçlu bu çeki keşide etmiştir, imza kendisine aittir, ben bu çeki yasaya uygun şekilde süresinde bankaya ibraz ettim, ancak karşılıksız çıkmıştır ve borçlu da borcunu ödememiştir." Bu arada bak, bir de işin ceza boyutu var, ondan da bahsetmezsem olmaz. Karşılıksız çek düzenlemek, Türk Ticaret Kanunu'na göre bir suç ve bu suçun karşılığında hapis cezası bile öngörülüyor. Yani borçlu için işler ciddi, bu yüzden de itiraz dilekçenle birlikte, borçlunun bu itirazının kötü niyetli olduğunu da vurgulaman, onun takibi sürüncemede bırakmak için itiraz ettiğini, aslında borcu inkarının tamamen haksız ve mesnetsiz olduğunu anlatman çok ama çok önemli.
Bir de şu var, bazı insanlar bu itiraz dilekçesini kendileri yazmaya kalkıyor, dürüst olmak gerekirse, internette bir sürü örnek var, bakıyorsun, kopyala yapıştır yapıyorlar, dilekçeyi dosyaya veriyorlar. Ama vallahi billahi diyorum ki, bu iş o kadar basit değil. Şimdi diyeceksin ki "Avukata para vermek istemiyorum, elimde örnek var, ben hallederim." Haklısın da, ekonomik olarak zor günlerden geçiyor, herkesin cebinden avukatlık ücreti çıkacak hali yok, bunu çok iyi anlıyorum. Ama şunu da unutma, bu dilekçe öyle alelade bir dilekçe değil, içinde bir sürü hukuki terim ve atlanmaması gereken usul kuralı var. Mesela çekin ibraz süresi, itirazın süresi, yetkili icra dairesi, görevli mahkeme derken işin içinden çıkılmaz bir hal alabiliyor. Bir de bakıyorsun ki dilekçen yüzünden davan reddedilmiş, koskoca alacağın havada kalmış. O yüzden diyorum ki, imkânın varsa bir avukata danış, en azından bir kez dilekçeni göster, "Bu böyle mi yazılır?" diye sor. Avukat dostun yoksa barodan adli yardım talep edebilirsin, biliyor musun, gelir durumun düşükse devlet sana ücretsiz avukat veriyor, bunu da aklının bir köşesine yaz. Yok, illa kendim halledeceğim diyorsan, o zaman da elindeki örnek dilekçeleri bir kenara bırak, kendi olayını anlatan, çekin fotokopisini, varsa ödeme ihtarnameni, tüm belgeleri ekleyen, olayı kronolojik bir sırayla anlatan bir metin oluştur. Abi ya, yazarken kendini hakimin yerine koy, okuyan insan seni haklı bulmalı, delillerinle, anlatımınla, her şeyinle...
Bir de şu süre meselesi var, tam da burası çok kritik. Bak, borçlu itiraz ettiğinde takip durur, senin bu itirazı kaldırmak için belirli yasal sürelerin var, bu süreleri kaçırırsan işin çok daha zorlaşır. Mesela icra mahkemesinde itirazın kaldırılmasını isteyebilirsin ya da genel mahkemelerde itirazın iptali davası açabilirsin, ama hepsinin ayrı bir zamanı var, o zamanlar geçti mi borçluya bir de tazminat ödemek zorunda kalabilirsin, vallahi öyle. Bu yüzden dilekçeni yazarken süreci de kafanda netleştirmelisin. Yani dava dilekçen sadece bir kağıt değil, aynı zamanda senin hukuk mücadelenin başlangıç noktası. Öyle "şunu da koyayım, bunu da yazayım" derken konuyu dağıtma, her cümlen yerinde olsun, gereksiz ayrıntıya girme, ama eksik de bırakma. Çünkü hakim karşısında bir kez konuşursun, o söz mahkemede kalır, sonrasında ek dilekçeyle toparlamaya çalışsan da ilk intiba çok şey değiştirir.
Hele şu üç noktayı hiç unutma: çekin gerçek bir borçtan doğduğunu, ibrazın süresinde yapıldığını ve borçlunun itirazının haksız olduğunu. Bu üçü olmadan yazdığın hiçbir şey seni kurtarmaz. Diyelim ki çeki ciro yoluyla aldın, o zaman da cirantanın imzası, senin iyi niyetli yetkili hamil olman gibi ekstra konular girer işin içine, onlar da ayrı bir dert. Ama çek sana doğrudan keşideci tarafından verildiyse işler biraz daha basit, yine de hafife alma derim. İnsan bazen düşünüyor, "Madem bu kadar karışık, ben bu işten vazgeçeyim" diyor, ama dur, öyle yapma. Hakkını aramaktan vazgeçersen, o parayı hiç alamazsın, borçlu da bir yerde "kurtuldum" der. Oysa mücadele edersen, en kötü ihtimalle bile borçlunun üzerindeki baskıyı hissedersin, belki dosya hacze düşer, belki mal varlığına bloke gelir, belki de adam korkup ödemek zorunda kalır.
Son olarak şunu söyleyeyim, bu dilekçeyi yazarken bir de şu psikolojik tarafı var, sakın öfkeyle hareket etme. O adamın sana yaptıklarını, o pis sözlerini, o yalanlarını düşünüp de dilekçeye hakaret yazma, olur mu, asla. Hukuk nezaket ister, ciddiyet ister; sen de o ciddiyeti koruduğun sürece hakim nezdinde itibarın artar. Bir de işin şu yanı var: madem bu yola çıktın, sonuna kadar git, araştır, öğren, bilmediğin yerde sor, ama pes etme. Karşılıksız çek takibi, itiraz dilekçesi dediğin şey aslında bir sabır işi, belki bugün olmaz, belki yarın olmaz ama hukuk dediğin şey hak edenin yanında, yeter ki sen o hakkını savunmasını bil. Unutma, elinde hâlâ bir senet var, o senedin arkasında bir imza var ve o imza bir gün mutlaka karşına çıkacak. O yüzden dilekçeni titizlikle hazırla, zamanında ver, süreçleri takip et ve inan bana, bu işin üstesinden geleceksin.