CoralRhythm
Kayıtlı Kullanıcı
Bak şimdi, itirazın iptali davası dediğin şey aslında icra takibinde karşı tarafın "borcum yok" diyerek itiraz etmesi üzerine açılan bir dava türü. Yani adam çıkıyor diyor ki "ben bu parayı bilmiyorum, imzamı tanımıyorum, bu senet sahte" falan filan. Peki sen ne yapıyorsun? Takip duruyor tabii, haciz falan yok. İşte tam bu noktada devreye giriyor bu dava. Amacı ne? O itirazı ortadan kaldırmak ve takibin devamını sağlamak. Ama işin içinde bir de %20 tazminat var abi, onu atlama. Davayı kazanırsan karşı taraf inkar tazminatı öder, kaybedersen sen ödersin. Vallahi billahi bu işler öyle "ben bir dilekçe yazayım da bitsin" gibi değil, ciddi teknik detaylar var.
Gelelim dilekçeye. Şimdi bu dilekçeyi yazarken ilk önce hangi mahkemeye hitap edeceksin? İcra Dairesi'nin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesi'ne, yok eğer ticari dava değilse Asliye Hukuk Mahkemesi'ne. Bunu karıştırma derim, çünkü görevsizlik kararı çıkarsa zaman kaybı. Tamam, geçelim. Dilekçenin başında davacı sen oluyorsun, davalı da itiraz eden şahıs. Sonra mevzu bahis icra takibinin numarasını yaz, hangi icra dairesi olduğunu belirt. Bunlar olmazsa olmaz.
Asıl mesele şu: itirazın haksız olduğunu ispat etmek. Yani senin alacağın varsa bunu belgelemen lazım. Fatura mı var? Senet mi var? Çek mi? Ne varsa hepsini tek tek sırala. Ama öyle "işte şu tarihte şu kadar borçlandı" deyip geçme. Olayı anlat, karşı tarafın neden itiraz ettiğini de tahmin etmeye çalış. Mesela "borçlu, mal teslim almadığını iddia etmektedir oysa ki teslim tutanağı mevcuttur" gibi. İşte bu noktada delilleri sunuyorsun. Dilekçenin ekinde mutlaka delil listesi olmalı, yoksa eksik kalır.
Bir de şu var: dava açmak için zamanaşımına dikkat et. İtirazın tebliğinden itibaren 6 ay içinde açmak zorundasın. Vallahi bunu kaçıran çok. Hadi diyelim kaçırdın, o zaman genel mahkemede alacak davası açarsın ama o başka bir hikaye. Neyse, dilekçeyi yazarken sonuç kısmında ne istediğini açıkça söyle: itirazın iptali, takibin devamı, %20 tazminat ve yargılama giderleri. Bunları net yaz, hakimin ne istediğini anlamasını bekleme.
Haa, unutmadan söyleyeyim, dilekçe örneği internette dolu ama her dava kendine özgüdür. Senin olayına uyarlamazsan işe yaramaz. Mesela bir kambiyo senedine dayalı takipte itirazın iptali farklıdır, adi alacakta farklı. Kıymetli evrak varsa senet üzerinde sahtelik iddiası başka bir prosedür... Neyse, fazla kafa karıştırmayayım. Ama şu kadarını söyleyeyim: bu işleri bilen bir avukata danışmadan yola çıkma, yoksa sonra "abi ben niye bu davayı kaybettim" diye üzülürsün.
Gelelim dilekçeye. Şimdi bu dilekçeyi yazarken ilk önce hangi mahkemeye hitap edeceksin? İcra Dairesi'nin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesi'ne, yok eğer ticari dava değilse Asliye Hukuk Mahkemesi'ne. Bunu karıştırma derim, çünkü görevsizlik kararı çıkarsa zaman kaybı. Tamam, geçelim. Dilekçenin başında davacı sen oluyorsun, davalı da itiraz eden şahıs. Sonra mevzu bahis icra takibinin numarasını yaz, hangi icra dairesi olduğunu belirt. Bunlar olmazsa olmaz.
Asıl mesele şu: itirazın haksız olduğunu ispat etmek. Yani senin alacağın varsa bunu belgelemen lazım. Fatura mı var? Senet mi var? Çek mi? Ne varsa hepsini tek tek sırala. Ama öyle "işte şu tarihte şu kadar borçlandı" deyip geçme. Olayı anlat, karşı tarafın neden itiraz ettiğini de tahmin etmeye çalış. Mesela "borçlu, mal teslim almadığını iddia etmektedir oysa ki teslim tutanağı mevcuttur" gibi. İşte bu noktada delilleri sunuyorsun. Dilekçenin ekinde mutlaka delil listesi olmalı, yoksa eksik kalır.
Bir de şu var: dava açmak için zamanaşımına dikkat et. İtirazın tebliğinden itibaren 6 ay içinde açmak zorundasın. Vallahi bunu kaçıran çok. Hadi diyelim kaçırdın, o zaman genel mahkemede alacak davası açarsın ama o başka bir hikaye. Neyse, dilekçeyi yazarken sonuç kısmında ne istediğini açıkça söyle: itirazın iptali, takibin devamı, %20 tazminat ve yargılama giderleri. Bunları net yaz, hakimin ne istediğini anlamasını bekleme.
Haa, unutmadan söyleyeyim, dilekçe örneği internette dolu ama her dava kendine özgüdür. Senin olayına uyarlamazsan işe yaramaz. Mesela bir kambiyo senedine dayalı takipte itirazın iptali farklıdır, adi alacakta farklı. Kıymetli evrak varsa senet üzerinde sahtelik iddiası başka bir prosedür... Neyse, fazla kafa karıştırmayayım. Ama şu kadarını söyleyeyim: bu işleri bilen bir avukata danışmadan yola çıkma, yoksa sonra "abi ben niye bu davayı kaybettim" diye üzülürsün.