İlamsız İcra Takibi Dilekçesi Örneği

İcra ve hukuk süreçleri, borç takibi ve hukuki danışmanlık forumu. Sorularınızı sorun, uzmanlardan yanıt alın.

CrimsonSpire

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 1
Çözümler 0
Katılım
26 Tem 2026
Mesajlar
419
Tepkime puanı
0
CrimsonSpire
Ya abi, konu icraya gelince insanın eli ayağı bir garip oluyor değil mi? İlk defa birine icra takibi başlatacaksın, kafan bin bir soruyla dolu. Ama işin aslı o kadar da korkulacak bir şey değil vallahi. Hele ki ilamsız icra takibi... Adı üstünde, mahkemeden bir ilam yani karar almadan doğrudan icra dairesine başvuruyorsun. Peki bunun dilekçesi nasıl olur? Hadi anlatayım, kafan rahat etsin.

Şimdi bu dilekçenin bir tane resmi adı var: “İcra Takip Talebi”. Ama millet arasında hep ilamsız icra takibi dilekçesi diye geçiyor. Önemli olan ne biliyor musun? Dilekçenin başlığında “İlamsız İcra Takibi” yazması. Aksi halde dosyan başka bir yola girer, uğraş dur. Dikkat et buna, abi.

Dilekçeyi yazarken alacaklının yani senin adın soyadın, T.C. kimlik numaran, adresin... Bunlar şart. Ama borçlunun da bilgilerini eksiksiz yazmalısın. “Adamın adresini tam bilmiyorum” dersen, işte orada sıkıntı başlıyor. Çünkü tebligat adrese gitmezse takip durur. Vallahi bildiğin havada kalırsın.

Gelelim asıl meseleye: Alacağın miktarı. Bunu net bir şekilde yazacaksın. Faiz işlemişse onu da belirteceksin. Mesela, “10.000 TL asıl alacak, 500 TL işlemiş faiz” gibi. Ama faiz oranına dikkat et, fazla abartma. Mahkeme sonra “bu faiz nereden çıktı” demesin. Akla mantığa uygun bir oran kullan yani.

Bir de dayanak belgeler var. Senet, çek, fatura, kira kontratı... Bunlar olmazsa olmaz değil ama işini çok kolaylaştırır. Hatta neredeyse zorunlu diyebilirim. Çünkü borçlu itiraz ederse elinde kanıt olmalı. “Abi ben ona parayı verdim” demekle olmuyor işte, kâğıt isterler.

Dilekçeyi yazdın diyelim. Peki nereye vereceksin? Borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesine. Ya da senin oturduğun yerdeki icraya da verebilirsin bazı durumlarda. Ama en garanti yol borçlunun adresine bağlı icra dairesi. Bunu karıştırma derim.

Sonra o dilekçeyi ya bizzat götürüp elden verirsin ya da postayla gönderirsin. Ama postayla göndereceksen taahhütlü yap, kaybolmasın. Elden verirken de bir nüshasını mühürletip al, ne olur ne olmaz. “Vermedim” demesinler sonra.

Hani diyorum ya, aslında bu işler bir kere yapınca çok basit geliyor. Ama ilk adımda insan “Acaba bir hata mı yaparım” diye tırsıyor. O yüzden bir örnek üzerinden bakmak iyi geliyor. Hemen şöyle bir taslak kafanda canlandır: “İstanbul İcra Dairelerine... Takip talebinde bulunan ben... Borçlu olan şu şahıs... 10.000 TL alacağımın tahsilini talep ediyorum...” İşte bu kadar basit aslında.

Bir de şu var: Dilekçeyi bilgisayarda düzgünce yaz. Elle yazacaksan da okunaklı olsun, yoksa memur “anlamadım” deyip geri çevirebilir. Vallahi başıma geldi, bir kere okunaksız diye dilekçemi geri vermişlerdi. Sinirden küplere binmiştim.

Son olarak, bu dilekçeyi verdikten sonra iş bitmiyor. İcra dairesi ödeme emri gönderecek borçluya. O da borçluya itiraz edip etmeyeceğini soracak. Eğer itiraz etmezse malvarlığına haciz koydurabilirsin. Ama itiraz ederse iş biraz sarpa sarar, o zaman icra mahkemesine başvurman gerekir. Yine de panik yapma, çoğu borçlu ödeme emrini alınca korkup ödüyor.

Bir de şu var: Dilekçenin altına imza atmayı unutma. Abi, inanılır gibi değil ama insan heyecandan imzayı unutup gidiyor. Sonra geri dönüp tekrar sıra beklemek var. O yüzden adını soyadını ve imzanı koy, tarih at, tamam.

Hani bazen diyorum ki, bu işler avukatsız da hallolur mu? Hallolur elbette. Ama paran çoksa ve işin karmaşıksa bir avukata danış. Küçük alacaklar için bence kendin de yapabilirsin. Mesela kira alacağı, küçük bir senet... Takipsiz kalmasın.

Şimdi sen bu dilekçeyi yazacaksın. Kafanı kurcalayan ne varsa sor bana. “Şu kısmı nasıl yazayım?” dersen anlatırım. Ama işin özü şu: Net ol, eksik bırakma, resmi numaraları doğru gir. Gerisi zaten icra memurunun işi.

Vallahi ben ilk yazdığımda “Ya olmazsa” diye tir tir titriyordum. Sonra bir baktım, bir sayfalık dilekçe işi bitirdi. Demem o ki, korkma, başla. Bir örneğini ekleyeyim sana aklın kalsın: “İlamsız icra takibi talebimle borçlu … aleyhine … TL alacağın tahsilini arz ederim.” İşte bu kadar.

Hadi bakalım, elin kolun düzgün. Dilekçeyi yaz, icraya ver, sonra keyfine bak. Ama unutma, takip başladıktan sonra da borçluyla iletişimi kesme. Belki anlaşıp taksit yaparsınız, mahkemeye gerek kalmaz. Olmadı mı? Haciz gelir kapıya... Abi işte o zaman kimse “bilmiyordum” diyemez.
 
Geri