İcra Takibinde Yetkiye İtiraz Dilekçesi Örneği

İcra ve hukuk süreçleri, borç takibi ve hukuki danışmanlık forumu. Sorularınızı sorun, uzmanlardan yanıt alın.

QuartzMelody

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 1
Çözümler 0
Katılım
26 Tem 2026
Mesajlar
420
Tepkime puanı
0
QuartzMelody
Bak şimdi, başına gelmiş olabilir, gelmemiş de olabilir ama şunu bil ki bu işler hiç beklemediğin anda kapını çalar. Bir sabah uyanırsın ki elinde bir kağıt, koskoca bir icra takibi başlatılmış üzerine. İlk panik anında aklına binbir soru gelir, ne yapacağını şaşırırsın, hatta “ben mi yanlış yaptım” diye kendi kendini sorgulamaya bile başlarsın. Oysa mesele hiç de öyle değil, işin aslı çok daha farklı, çünkü bazen karşındaki alacaklı ya da onun avukatı takibi yanlış yerde, yani yetkisiz bir icra dairesinde başlatmıştır. İcra takibinde yetkiye itiraz dilekçesi örneği işte tam da bu noktada devreye giren, seni o yanlış yerde açılan takipten kurtarabilecek en önemli hukuki silahın.

Peki nedir bu yetki meselesi, abi ya vallahi billahi bazen insanlar bu kadar basit bir ayrıntı yüzünden aylarca uğraşıyor, boşuna dosya masrafı ödüyor, hatta haciz korkusuyla yaşıyor. Hukuken bir icra takibi ancak yetkili icra dairesinde açılabilir, yetkili daire de kural olarak borçlunun yerleşim yerindeki ya da sözleşmenin imzalandığı yerdeki dairedir. Yani sen İstanbul’da oturuyorsan ve ortada senin kabul ettiğin bir yetki sözleşmesi yoksa, kimse seni Ankara’da ya da İzmir’de bir takibe maruz bırakamaz. Şimdi diyeceksin ki “peki ben bunu nasıl bileceğim, takip nerede açılmış, benim adresim neresi” diye, işte tam da bu yüzden ödeme emrinin üzerinde yazan icra dairesinin adresine ve takip dayanağına dikkatle bakman gerekiyor.

Asıl mesele şu ki, yetkiye itirazı belirli bir süre içinde yapmak zorundasın, yoksa o kapı bir daha kapanmaz, süre kaçtığında takip kesinleşir ve işin rengi değişir. Ödeme emrini tebliğ aldığın tarihten itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine başvurarak yetkiye itiraz edebilirsin, bu süre hak düşürücü bir süredir, yani ne bir gün fazla var ne de bir saat. Ölmez de sürünmez, bu süreyi kaçı
rırsan işte o zaman işin tamamen değişir. Süreyi kaçırdığın anda yetki itirazın dinlenmez, takip yetkisiz dairede bile olsa kesinleşir ve alacaklı elini kolunu sallayarak haciz yoluna gider. Yani o üç beş günlük ihmal, aylarca uğraşacağın bir dosyanın kapısını aralar; paranın üzerine blokaj koyar, maaşına haciz gelir, hatta evindeki eşyaya bile el koyabilirler. Olayın ciddiyetini anlatabildim mi bilmiyorum ama şunu bil ki yetki itirazı bir formalite değil, senin en doğal hakkın ve bunu kullanmamak tam anlamıyla kendi ayağına kurşun sıkmaktır. Ne diyorlar bilirsin, hakkını aramayan dövülür, bu işlerde de aynen öyle.

Gelelim şimdi asıl meseleye, bu dilekçe nasıl yazılır, nereye verilir, içine neler yazılır. Öncelikle şunu söyleyeyim, bu dilekçe doğrudan icra mahkemesine hitaben yazılır ama takibin açıldığı icra dairesine de verilebilir. Yani elinde ödeme emri var, üzerinde hangi icra dairesi yazıyorsa oraya gidiyorsun, “ben yetkiye itiraz ediyorum” deyip dilekçeyi teslim ediyorsun. Dilekçenin başında mutlaka icra dosya numarası, takip alacaklısı ve borçlu bilgileri olmalı; sonra “yetkiye itirazımızın açıklaması” başlığı altında neden bu dairenin yetkisiz olduğunu anlatmalısın. Burada en kritik nokta şu, sadece “ben burayı istemiyorum” demek yetmez, hangi dairenin yetkili olduğunu da söylemelisin, mesela “borçlunun yerleşim yeri Bakırköy olduğundan yetkili icra dairesi Bakırköy İcra Daireleridir” gibi.

Ama dur, işin bir de incelikli tarafı var. Eğer takip bir sözleşmeden kaynaklanıyorsa ve sözleşmede yetki şartı varsa, o zaman işler değişir. Yani sen bir kredi sözleşmesi imzalamışsın, içinde “bu sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda İstanbul mahkemeleri ve icra daireleri yetkilidir” yazıyorsa, senin yerleşim yerin neresi olursa olsun İstanbul’da açılan takip yetkili hale gelir. Sözleşmedeki bu maddeyi gözden kaçırırsan, yetki itirazın reddedilir ve hem boşuna uğraşmış olursun hem de takip masraflarını ödemek zorunda kalırsın. Abi ya vallahi billahi o yüzden diyorum, dilekçe yazmadan önce elindeki evrakı bir güzel oku, sözleşme varsa o sözleşmenin en altındaki küçük puntolu maddelere kadar bak, çünkü şeytan ayrıntıda gizli.

Şimdi gelelim işin pratiğine, diyelim ki her şeyi kontrol ettin, yetki itirazında haklısın, ne yazacaksın bu dilekçeye. İlk paragrafta kendini tanıtıp dosyayı işaret edersin, “icra takibine konu edilen borçtan dolayı borçlu sıfatıyla tarafımız olduğunu” belirtirsin. İkinci paragrafta muhtemel bir hukuk bilgisi vermeden, sade bir dille “borçlunun adresi şu, sözleşme şurada imzalandı, bu nedenle yetkili daire burası değil” dersin. Üçüncü paragrafta da itirazın kabulüne karar verilmesini talep edersin. Ama işin güzel tarafı şu ki, bu dilekçede kusursuz bir hukukçu edebiyatına gerek yok, yeter ki istek açık ve gerekçe basit olsun. Hâkimin görevi senin ne demek istediğini anlayıp ona göre karar vermek, yoksa “sen şunu şöyle yazsaydın” demez.

Son bir uyarı daha yapayım, sakın dilekçeyi sadece yetki itirazıyla sınırlama. Biliyorum kafa karıştırıcı gelebilir ama şöyle düşün, yetki itirazı ayrı bir şey, borca itiraz ayrı bir şey. İkisini aynı dilekçede birleştirebilirsin ya da sadece yetki itirazında bulunabilirsin, ama eğer borcun kendisine de itirazın varsa bunu mutlaka ayrıca dile getir. Çünkü yetki itirazın kabul edilirse dosya yetkili daireye gönderilir, o dairede yeniden ödeme emri çıkar ve o zaman borca itiraz süren yeniden işlemeye başlar. Yani yetki itirazı kabul edilir de sen borca hiç itiraz etmemişsen, o dosya yeni dairede aynen devam eder ve sonuçta yine karşına çıkar. Bu işleri bilenler der ki, itirazın türünü iyi seç, yoksa ileride pişman olursun.

Bak şimdi sana şunu da söyleyeyim, bu dilekçeyi yazmak için illa avukat olmana gerek yok, bizzat kendin de yazabilirsin, üstelik internetten bir sürü örnek bulabilirsin ama dikkatli ol. Örneklerin hepsi birbirine benzer, sen kendi durumuna göre isim, adres, dosya numarası ve gerekçeyi değiştirirsin, bu kadar basit. Yalnız şunu unutma, dilekçenin altına tarih ve imza atmayı ihmal etme, çünkü imzasız bir dilekçe hiçbir işe yaramaz, tıpkı anahtarı olmayan bir kapı gibi. Ayrıca dilekçenin bir suretini de kendine sakla, üzerine “hâkim” ya da “icra müdürü” kaşesi vurulmuş şekilde, ileride lafı gerekirse diye. Ne olur ne olmaz, insan bazen ne kadar haklı olduğunu ispatlamak zorunda kalabiliyor, değil mi?
 
Geri