İcra Takibi Başlatma Dilekçesi Örneği 2026

İcra ve hukuk süreçleri, borç takibi ve hukuki danışmanlık forumu. Sorularınızı sorun, uzmanlardan yanıt alın.

CoralTempo

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 1
Çözümler 0
Katılım
26 Tem 2026
Mesajlar
424
Tepkime puanı
0
CoralTempo
Tamam abi, şimdi oturup düşünüyorum, icra takibi başlatma dilekçesi denince aklıma gelen ilk şey şu: insanın eline bir kalem alıp resmî bir belge yazmaya çalışırken hissettiği o garip boşluk... Hani her şeyi biliyorsun da bir türlü kelimeler sıralanmıyor, cümlelerin kâğıda dökülmesi bir işkenceye dönüşüyor. Oysa mesele aslında çok basit: bir alacağın var, karşı taraf ödemiyor, sen de devletin gücünü arkasına almak istiyorsun. Ama işte tebliğler, faiz hesapları, yetki kuralları derken ortalık karışıyor vallahi. 2026 yılına girerken dilekçe formatları değişti mi değişmedi mi, bilmiyorum ama bildiğim bir şey var: o kâğıt parçası, senin borçlunun kapısını çalacak ilk tokattır.

Şimdi geçelim işin teknik kısmına, ama öyle sıkıcı hukuk kitapları gibi değil, sokaktaki adamın dilinden... Mesela ilk adım: hangi icra dairesine gideceksin? Borçlunun ikametgâhı neredeyse orası. Yok eğer borçlu bir şirketse, şirketin merkez adresi. Bazen insanlar diyor ki “abi ben İstanbul’da oturuyorum, borçlu da İzmir’de, ben İstanbul’da dava açabilir miyim?” Açamazsın dostum. Yetki kuralı diye bir şey var, orası belli. Ama işte sözleşmede özel bir yetki maddesi varsa o zaman durum değişir. O maddeyi bul, oku, anla. Yoksa dilekçen havaya gider, dosya yetkisizlikten başka bir daireye yollanır, aylar geçer... Tam bir sinir harbi yani.

Bir de şu faiz konusu var, ona değinmeden geçemeyeceğim. Faiz öyle “yüzde şu kadar” demekle bitmiyor. Temerrüt faizi mi, avans faizi mi, yoksa ticari faiz mi? Hangisini talep edeceksin? 2026’da faiz oranları ne olur bilemem ama şurası kesin: dilekçede faiz türünü ve başlangıç tarihini net yazmazsan, icra müdürü “kardeşim sen ne istiyorsun?” diye sorar durur. Ve inan, o soruyu cevaplamak, dilekçeyi yazmaktan daha zor olabiliyor. Çünkü faiz hesaplaması bir matematik sınavına dönüşür bazen... Hele bir de temerrüt tarihi tartışmalıysa, işin içinden çıkamazsın.

Belki de en can alıcı nokta şu: dilekçenin ekinde ne sunacağın. Sadece “alacağım var” demek yetmez abi. Sözleşme, fatura, çek, senet, banka kaydı, e-posta yazışmaları... Her şeyi ekleyeceksin. Hatta bazen bir WhatsApp yazışması bile delil sayılır, ama onu da resmî hale getirmek için yeminli tercüme falan gerekiyor. Vallahi işin ucu bucağı yok. Ama şu kadarını söyleyeyim: ne kadar çok belge eklersen, icra takibin o kadar hızlı ilerler. Çünkü borçlu itiraz ettiğinde senin elin güçlü olur, “bak işte kanıt burada” dersin.

Bir de dilekçenin dili meselesi... Resmî yazı dili kullanacaksın ama o kadar da katı olma. Mesela “talep ederim” yerine “arz ve talep ederim” yazsan daha makbul olur. Hukukçuların hoşuna gider bu tarz. Ama sakın “ben şunu istiyorum” gibi günlük konuşma yapma, dosyayı geri çevirirler. Şöyle düşün: bir bürokrat okuyor senin yazdığını, onun anlayacağı dilden konuş. Ne çok süslü ne çok sade. Ortayı bul işte.

Peki ya borçlu adresi yanlış çıkarsa? O zaman ne yapacağız? Tebligat yapılamaz, dosya bekler, sen bekler, borçlu rahat rahat yaşar. O yüzden adres bilgisini iyice araştır. Tapu kaydı, nüfus müdürlüğü, MERNİS... Ne gerekiyorsa yap. Hatta bazen borçlunun iş yeri adresini bile öğrenmek gerek. Çünkü te...tebliğ işte, o kritik an. Adrese ulaşamazsan dosya tıkanır kalır, borçlu da "bana tebligat gelmedi" diyerek itiraz eder. O zaman da ek masraf, ek süre derken insanın canı sıkılır. 2026'da dijital tebligat sistemi daha da yaygınlaşır mı bilmem ama şu an için hâlâ kâğıt üzerinde yürüyor işler. Bir de şu var: dilekçede borçlunun TC kimlik numarasını, vergi dairesini, varsa şirket unvanını eksiksiz yazacaksın. Eksik bir bilgi bulursa icra müdürü dosyayı işleme koymaz, "tamamla gel" der. Oysa sen o sırada işten güçten zaman bulup gitmişsindir, bir de bakmışsın geri dönmüş... Allah'ım yani.

Bir de şu takip talebiyle dilekçe arasındaki farkı çözmek lazım. Takip talebi ayrı bir belge, dilekçe ayrı. Kimisi karıştırıyor, "ben dilekçe yazdım yeter" diyor ama olmuyor. İcra dairesinin kendi bastığı bir form var, onu doldurup dilekçenle birlikte vereceksin. Formda alacak miktarını, faizini, masraflarını tek tek yazıyorsun. Sonra dilekçeyle birlikte sunuyorsun. İkisi birbirini tamamlıyor yani. Bazen avukatlar bile bu detayı atlıyor, vallahi gördüm.

En son şu: dilekçeyi yazarken imza atmayı unutma. İmzasız dilekçe geçersiz, resmen sıfır. Bir de kaşe varsa şirket adına, onu da koy. Ama bireysel takipte sadece imza yeter. Yine de bir fotokopisini çek, elinde kalsın. Ne olur ne olmaz, borçlu "ben ödedim" derse elinde delil olur. İşte böyle abi, icra takibi başlatmak bir maraton. Ama doğru yazılmış bir dilekçeyle o maratonun ilk adımını sağlam atarsın. Gerisi gelir, inşallah...
 
Geri