Faiz Hesabına İtiraz Dilekçesi

İcra ve hukuk süreçleri, borç takibi ve hukuki danışmanlık forumu. Sorularınızı sorun, uzmanlardan yanıt alın.

CoralTempo

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 1
Çözümler 0
Katılım
26 Tem 2026
Mesajlar
424
Tepkime puanı
0
CoralTempo
Bir arkadaşımın elinde buruş buruş olmuş bir dilekçe vardı, faiz hesabına itiraz ediyordu. Gözlerindeki o ifadeyi unutamıyorum, bir yandan umut bir yandan da “Acaba işe yarar mı?” sorusu… Bakın şimdi size anlatacağım şeyler, işte tam da o anki o tereddütü yok edecek türden. İnsanın başına gelmeyen şey değil, bankadan gelen hesap özetinde bir sürü sıfır görüyorsunuz, altında ufacık bir yazıyla “işlemiş faiz” yazıyor. Vallahi billahi, çoğu zaman bu faizler öyle bir hesaplanıyor ki astronot olsan anlamazsın. Oysa herkesin bilmesi gereken bir şey var: Faiz hesabı dediğin şey, tarafların anlaşmasıyla başlar ama mahkemenin vicdanıyla biter. Yani bu işin bir matematiği var elbette, bir de hukuki boyutu var.

Geçenlerde bir bilirkişi raporu gördüm, faiz hesabı yapmışlar ama yanlış tarihten başlatmışlar. Şimdi siz düşünün, aylardır uğraşıyorsunuz, dosya dolusu evrak hazırlıyorsunuz, bir bakıyorsunuz ki faiz başlangıcı yanlış alınmış. İşte tam bu noktada itiraz dilekçeniz devreye giriyor. Ama bu dilekçeyi yazarken sadece “Yanlış hesapladınız” demek yetmez, inanın hiçbir işe yaramaz. Olayı delillendirmek, hangi maddeye dayandığınızı söylemek, hatta mümkünse hesaplamayı kendiniz yapıp sunmak… Abi, ben size şunu söyleyeyim: Mahkemelerde en çok gülen taraf, en iyi kalem oynatan taraf değil; en iyi belge sunan taraftır. Bu bir sır değil, tecrübeyle sabit.

Bir de şu var, faiz türleri arasındaki farkı bilmek zorundasınız. Mesela avans faizi var, bir de temerrüt faizi. Bunların oranları farklı, başlangıç tarihleri farklı, hatta bazen kanunen hangisinin uygulanacağı bile tartışmalı. Düşünsenize, siz avans faizi isterken karşı taraf temerrüt faizi uygulamış, aradaki fark küçümsenecek gibi değ
… işte o zaman itiraz dilekçenizde bu ayrımı vurgulamazsanız, adamlar kendi bildikleri gibi yürütür gider. Bir arkadaşım vardı, faiz oranını Merkez Bankası’nın açıkladığı oran üzerinden hesaplamıştı, hâlbuki sözleşmede başka bir oran yazılıydı. Şimdi söyleyin bakalım, hangisi geçerli? Cevap basit: Sözleşmede ne yazıyorsa o. Ama işin içine kanun girince bazen sözleşme bile yetersiz kalabiliyor, işte o zaman Yargıtay kararlarına bakmak lazım. Abi, ben size bir tavsiye vereyim: Dilekçenizde sadece sayısal hataları değil, uygulanan faiz türünün hukuki dayanağını da sorgulayın. Mesela “Bu faiz oranı nereden çıktı?” diye sormaktan çekinmeyin. Bazen bankalar öyle bir kalem kullanıyor ki, okuyanın aklı duruyor. Vallahi billahi, gördüğüm bir raporda faiz hesaplaması yapılırken yıllık 365 gün yerine 360 gün kullanılmıştı, milletin cebinden çıkan para iki katına çıkmıştı. İnsan ister istemez “Bu kadar da olmaz” diyor…

Bir de şu detayı atlamayın: Faiz hesabına itiraz ederken zamanlamanız çok kritik. Çünkü mahkemeler, itirazı belli bir süre içinde yapmanızı bekler. Geç kalırsanız, “Susarak kabul ettin” derler, işin içinden çıkamazsınız. O yüzden elinize geçer geçmez, hemen bir avukata danışın ya da kendi araştırmanızı yapıp bir taslak hazırlayın. Ama acele etmeyin, iyi düşünün her cümleyi. Hikaye girişli yazın, mesela şöyle: “Geçen yıl imzaladığım kredi sözleşmesinin 5. maddesinde faiz oranı şöyle yazıyordu, ama bugün gelen hesapta bambaşka bir rakam var…” Sonra da olayı analiz edin. İşte bu kadar basit aslında, ama bir o kadar da derin. Çünkü faiz dediğin, sadece bir sayı değil; insanın alın teri, birikimi, emeği… Ona sahip çıkmak da size düşüyor.
 
Geri