Borçlu ile Sulh Protokolü Nasıl Hazırlanır?

İcra ve hukuk süreçleri, borç takibi ve hukuki danışmanlık forumu. Sorularınızı sorun, uzmanlardan yanıt alın.

ObsidianTempo

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 1
Çözümler 0
Katılım
26 Tem 2026
Mesajlar
429
Tepkime puanı
0
ObsidianTempo
Borçlu ile sulh protokolü, bir borç ilişkisinde tarafların mahkeme dışında anlaşarak borcun ödenme koşullarını yeniden belirlediği hukuki bir anlaşmadır. Her yıl Türkiye'de açılan milyonlarca icra takibinin büyük bir kısmı, tarafların uzlaşmasıyla sonuçlanır. İcra ve İflas Kanunu’nun ilgili maddeleri, bu tür uzlaşmalara hukuki zemin hazırlar. Borçlu, ödeme güçlüğü içindeyken; alacaklı ise alacağını tahsil etme garantisi ararken sulh protokolü her iki taraf için de kazançlı bir çıkış yolu olabilir.

Özellikle son yıllarda artan enflasyon ve ekonomik dalgalanmalar, bireylerin ve şirketlerin borç yükünü artırmış, bu da sulh protokolüne olan ilgiyi katlamıştır. Adalet Bakanlığı verilerine göre, 2023 yılında açılan icra takiplerinin yaklaşık %40'ı tarafların anlaşmasıyla sonuçlanmıştır. Bu istatistik, uzlaşma kültürünün ne kadar yaygın olduğunu ve sulh protokolünün pratikte ne denli işlevsel bir araç olduğunu gösterir. Doğru hazırlanmış bir protokol, taraflar arasındaki gerilimi azaltır, yargı yükünü hafifletir ve borçlunun iflas etmeden borcunu ödemesine imkan tanır.

Temel Kavramlar ve Tanım​


Sulh protokolü, borçlu ve alacaklı arasında imzalanan, borcun miktarı, vadesi, faizi ve ödeme planı gibi unsurları yeniden düzenleyen yazılı bir sözleşmedir. Bu protokol, icra takibinin her aşamasında yapılabilir: takip başlamadan önce, haciz sırasında veya hacizden sonra. Protokolün temel amacı, icra ve iflas sürecini durdurmak veya sonlandırmak, tarafları mahkeme masraflarından kurtarmaktır.

Örneğin, bir bankaya 100.000 TL borcu olan bir işletme sahibi, ödeme güçlüğü çekiyorsa; bankayla anlaşarak borcu 80.000 TL'ye indirebilir ve 24 ay taksitlendirebilir. İşte bu anlaşma sulh protokolüdür. Hukuki olarak, İcra İflas Kanunu'nun 111/A maddesi, bu tür uzlaşmaları düzenler. Protokolün geçerli olması için yazılı olması, tarafların iradelerini özgürce açıklaması ve konusunun hukuka aykırı olmaması gerekir.

Sulh protokolü, alacaklı için alacağını tahsil etme garantisi sağlarken, borçlu için ise icra takibinin getirdiği psikolojik ve mali baskıdan kurtulma fırsatı sunar. Ayrıca, bu protokol sayesinde taraflar arasındaki ticari ilişki devam edebilir. Uzun vadeli iş birlikleri için bu tür esneklikler hayati önem taşır.

Borçlu ile Sulh Protokolünün Hukuki Dayanağı ve Şartları​


Sulh protokolünün hukuki temeli, Borçlar Kanunu'nun 138. maddesinde düzenlenen aşırı ifa güçlüğü hali ve İcra İflas Kanunu'nun 111/A maddesindeki icra takibinde uzlaşma hükümlerine dayanır. Protokolün geçerli olması için tarafların ehliyetli olması, rızalarının sakatlanmamış olması ve sözleşmenin konusunun emredici hukuk kurallarına aykırı olmaması gerekir. Örneğin, bir mirasçıdan alacağını devralan kişi, borçlu ile sulh yaparken miras hukuku kurallarına uygun hareket etmelidir.

Protokolün yazılı şekil şartına tabi olduğu genel kabul görmektedir. Sözlü anlaşmalar hukuken bağlayıcı olabilir, ancak ispat zorluğu nedeniyle uygulam
da yazılı protokol tercih edilir. Çünkü noter huzurunda veya avukat eşliğinde hazırlanan bir protokol, ileride doğabilecek uyuşmazlıklarda kesin delil niteliği taşır. Ayrıca protokolün icra edilebilirlik şerhi alması, borçlunun ödememesi halinde doğrudan icra takibine devam edilmesini sağlar. Bu şerh, protokolün başlı başına bir icra belgesi haline gelmesi anlamına gelir.

Protokolün İçeriği ve Olmazsa Olmaz Maddeleri​


Her sulh protokolünde bulunması gereken temel unsurlar vardır. İlk olarak, tarafların kimlik bilgileri, adresleri ve vergi numaraları gibi tanıtıcı bilgiler eksiksiz yazılmalıdır. Ardından borcun asıl miktarı, varsa işlemiş faizi, fer’i alacaklar ve icra masrafları ayrı ayrı kalemler halinde gösterilmelidir. Ödeme planı ise en kritik bölümdür; her taksitin tarihi, miktarı ve ödeme şekli (banka havalesi, nakit, senet) net bir şekilde belirtilmelidir.

Uygulamada sık yapılan bir hata, protokolde “borcun tamamının ödendiği” veya “ibraname” yer almasıdır. Oysa borçlu, ödeme yapılmadan ibra edilmemelidir. Bu nedenle protokolde “Ödemelerin tamamının yapılması halinde alacaklı, borçluyu ibra eder” şeklinde bir kayıt konulması daha doğrudur. Ayrıca, protokolün ihlali durumunda ne olacağı da açıkça düzenlenmelidir. Örneğin, bir taksitin 10 gün gecikmesi halinde tüm borcun muaccel hale geleceği belirtilebilir.

Vergisel boyut da ihmal edilmemelidir. Alacaklı, protokol kapsamında bir indirim yaparsa (örneğin 100.000 TL alacağı 80.000 TL’ye düşürürse) bu indirim tutarı, alacaklı açısından şüpheli alacak veya değersiz alacak olarak kaydedilmelidir. Borçlu ise indirimden kaynaklanan kârı vergiye tabi olabilir. Bu nedenle bir mali müşavirden destek almak akıllıca olacaktır.

İcra Takibi Öncesinde ve Sırasında Sulh Protokolü​


Sulh protokolü, icra takibi başlamadan önce yapılabileceği gibi, takip başladıktan sonra, hatta haciz işlemleri tamamlandıktan sonra da imzalanabilir. Takip öncesi yapılan protokol, tarafları mahkeme kapısına gitmekten kurtarır. Örneğin, bir mal teslimi sözleşmesinden doğan 50.000 TL’lik borç için, alacaklı icraya başvurmadan önce borçluyla oturup bir ödeme planı yapabilir. Bu sayede icra dosyası açılmaz, borçlu icra kaydıyla uğraşmaz.

Takip sırasında yapılan protokol ise daha karmaşıktır. Çünkü icra dosyasında birikmiş masraflar, vekalet ücretleri ve faizler bulunur. Borçlu, bu masrafları da kapsayan bir toplam borç üzerinden anlaşma yapmalıdır. İcra müdürlüğüne sunulan protokol, takibin durdurulmasına veya kaldırılmasına yol açar. Ancak dikkat edilmesi gereken nokta, protokolün icra dosyasına ibraz edilmediği takdirde alacaklının takibe devam etme hakkını saklı tutmasıdır.

Haciz sonrası yapılan protokollerde ise borçlu, haczedilen mallarının satışını önlemek için alacaklıyla anlaşmak ister. Örneğin, evine haciz gelen bir borçlu, alacaklıya bir miktar peşinat ödeyip kalanını taksitlendirerek haczi kaldırtabilir. Bu durumda protokolün noter onaylı olması ve icra müdürlüğüne ibrazı şarttır. Aksi halde haciz devam eder ve satışa geçilir.

Sulh Protokolünde Faiz ve Masrafların Durumu​


Borçluyla yapılan sulh görüşmelerinde faiz konusu en çok tartışılan başlıklardan biridir. Borçlu, genellikle işlemiş faizden indirim talep eder; alacaklı ise anapara kaybını telafi etmek için belirli bir faiz oranında ısrar eder. Protokolde, işlemiş faizin tamamen veya kısmen silinmesi mümkündür. Önemli olan, anaparanın ödenmesi konusunda uzlaşmaktır. Çünkü faizlerin affedilmesi, alacaklı için vergisel bir kayıp yaratabilir ancak borçlunun ödeme kabiliyetini artırır.

İcra masrafları da benzer bir şekilde ele alınır. Dosya masrafı, tebligat ücreti, vekalet ücreti gibi kalemler toplam borcun içinde yer alır. Alacaklı, bu masrafların bir kısmını veya tamamını üstlenerek borçluyu rahatlatabilir. Uygulamada, tarafların mutabık kaldığı toplam bir rakam belirlenir ve bu rakamın içinde faiz ve masrafların dahil olduğu ifade edilir. Böylece ayrıntılı hesaplamalara gerek kalmaz.

Faiz oranı belirlenirken, temerrüt faizi veya sözleşme faizi gibi kavramlar devreye girer. Protokolde yeni bir faiz oranı belirlenebilir. Örneğin, borçlu aylık %1,5 faizle taksit yapmayı kabul ederken, alacaklı da bu oranın altına inmez. Bu tür bir düzenleme, protokolün ihlali halinde de geçerli olacak faiz oranını belirler. Dolayısıyla faiz maddesi, hem ödeme süresince hem de temerrüt halinde ne olacağını açıkça düzenlemelidir.

Protokolün İhlali ve Sonuçları​


Sulh protokolü, tarafların karşılıklı güvenine dayansa da her zaman ödemesizlik riski vardır. Borçlu, ödeme planına uymayabilir. İşte bu noktada protokolde yer alan “ihlal şartı” devreye girer. Genellikle, tek bir taksitin dahi gecikmesi halinde borcun tamamının muaccel hale geldiği ve alacaklının kalan tüm bakiyeyi talep edebileceği belirtilir. Bu hüküm, alacaklı için güçlü bir teminattır.

Protokolün ihlali halinde alacaklı iki seçeneğe sahiptir. Birincisi, protokole icra edilebilirlik şerhi alınmışsa, doğrudan icra takibine devam ederek haciz işlemlerini başlatabilir. İkincisi, protokolün bir sözleşme olduğunu hatırlayarak genel mahkemelerde alacak davası açabilir. Ancak uygulamada icra yolu daha hızlı ve etkilidir. Bu nedenle tüm uzmanlar, protokolün noterden geçirilmesini ve icra edilebilirlik şerhi alınmasını tavsiye eder.

Borçlu açısından ihlalin sonucu ağırdır. Sadece icra takibiyle karşı karşıya kalmaz, aynı zamanda kredi notu olumsuz etkilenir, yeni borçlanmalarda sorun yaşar. Ayrıca protokolde belirtilen cezai şart veya gecikme faizi de borcunu daha da artırır. Bu nedenle borçlu, protokolü imzalamadan önce ödeme gücünü gerçekçi bir şekilde değerlendirmeli, söz verdiği taksitleri aksatmayacağından emin olmalıdır.

Uzman Önerileri ve İpuçları​


1. Protokolü mutlaka yazılı hale getirin. Sözlü anlaşmalar hukuken geçerli olsa da ispat zorluğu nedeniyle yazılı belge şarttır. Noter huzurunda veya avukat eşliğinde hazırlamak en sağlıklısıdır.

2. İcra edilebilirlik şerhi almayı unutmayın. Protokolün noter tarafından düzenlenmesi, icra edilebilirlik şerhi verilmesini sağlar. Bu sayede borçlu ödemezse doğrudan icra yoluna gidebilirsiniz.

3. Ödeme planını netleştirin. Taksit tarihleri, miktarları ve ödeme yöntemi (banka havalesi veya elden) açıkça belirtilmelidir. “Her ay ödeme yapacak” gibi muğlak ifadelerden kaçınma.

4. İhlal şartını ekleyin. En az bir taksit geciktiğinde tüm borcun muaccel hale gelmesi hükmünü protokole koyun. Bu, alacaklı için en büyük teminattır.

5. Vergisel boyutu ihmal etmeyin. Borç indirimi yapılıyorsa, alacaklı için şüpheli alacak kaydı, borçlu için ise indirimden doğan vergi yükümlülüğü söz konusu olabilir. Bir mali müşavire danışın.

6. Tarafların tam kimlik bilgilerini yazın. VKN/TCKN, adres, telefon gibi bilgiler protokolün kimler arasında yapıldığını netleştirir. Eksik bilgi halinde icra takibinde sorun yaşanabilir.

7. Avukat veya hukuk danışmanı eşliğinde hareket edin. Borçlar hukuku incelikleri çok sayıdadır. Dengeyi sağlamak ve tuzaklardan kaçınmak için profesyonel destek alın.

8. Protokolü icra dosyasına ibraz edin. Takip devam ederken yapılan protokol, icra müdürlüğüne sunulmadıkça takip durmaz. Sunulduğunda ise takibin tatili veya kaldırılması sağlanır.

9. Ödeme takibi yapın. Protokol imzalandıktan sonra borçlunun ödemelerini
izlemeli, gecikmelerde erken uyarı yapmalı ve gerektiğinde yeniden müzakereye açık olmalıdır. Unutmayın, protokol dostane bir çözüm aracıdır, düşmanlık değil.

10. Protokolü zamanında yenileyin. Ödeme planı uzun vadeli ise ekonomik koşullar değişebilir. Borçlu ödeme güçlüğü çekiyorsa, yeni bir protokol yaparak mevcut anlaşmayı güncellemek daha akıllıcadır, aksi halde ihlal kaçınılmaz olur.

Sıkça Sorulan Sorular​


Sulh protokolü noterde yapılmak zorunda mı?​

Hayır, noter şartı yoktur. Ancak noterde yapılan protokol, icra edilebilirlik şerhi alınmasını sağlar ve ispat kolaylığı sunar. Ayrıca resmi senet niteliği kazandığı için alacaklı açısından daha güvenlidir.

Borçlu, protokole rağmen ödeme yapmazsa ne olur?​

Protokoldeki ihlal şartı devreye girer. Alacaklı, kalan tüm borcun muaccel hale geldiğini ileri sürerek icra takibine devam edebilir veya doğrudan icra yoluna başvurabilir. Ayrıca cezai şart ve gecikme faizi talep edilebilir.

Sulh protokolü icra takibini tamamen durdurur mu?​

Evet, protokol icra müdürlüğüne sunulursa takip durur. Ancak protokolün ihlali halinde takip kaldığı yerden devam eder. Bu nedenle protokolün ihlal şartını doğru kurgulamak önemlidir.

Protokolde borcun tamamı silinebilir mi?​

Teorik olarak taraflar borcun tamamını veya bir kısmını karşılıklı anlaşarak silebilir. Ancak uygulamada alacaklı genellikle anaparanın tamamını veya büyük bir kısmını tahsil etmek ister. Tamamen silme, vergisel sonuçlar doğurabilir (bağışlama).

İcra takibi devam ederken sulh protokolü yapılabilir mi?​

Evet, her aşamada yapılabilir. Hacizden sonra bile taraflar anlaşarak haczi kaldırtabilir ve satışı önleyebilir. Protokolün icra dosyasına ibraz edilmesi gerekir.

Sulh protokolü için avukat zorunlu mu?​

Zorunlu değildir, ancak özellikle karmaşık borç ilişkilerinde, taksitlendirme, faiz ve masraf hesaplamaları gibi konularda hata yapmamak için avukat desteği almak tavsiye edilir.

Sonuç​


Borçlu ile sulh protokolü, hem alacaklı hem de borçlu için adeta bir can simididir. Ekonomik kriz dönemlerinde, tarafların birbirine karşı tahammülü azalır; ancak hukuk, uzlaşma kültürünü teşvik eder. Doğru hazırlanmış bir protokol, yargı yükünü hafifletir, ticari ilişkileri korur ve her iki tarafın da menfaatine hizmet eder.

Unutulmamalıdır ki sulh protokolü bir son değil, bir başlangıçtır. İmzalanan belge, tarafların iyi niyetini ve anlaşma arzusunu simgeler. Ancak bu anlaşmanın ayakta kalması, hem borçlunun ödeme disiplinine hem de alacaklının esnekliğine bağlıdır. Her iki taraf da protokolü bir fırsat olarak görmeli ve ilişkilerini sürdürülebilir kılmalıdır. Sonuç olarak, borçlu ile sulh protokolü, yalnızca bir hukuki belge değil, aynı zamanda bir iletişim ve güven köprüsüdür. Bu köprüyü sağlam temeller üzerine kurmak, uzun vadede herkesin kazanmasını sağlayacaktır.
 
Geri