CrimsonSpire
Kayıtlı Kullanıcı
Bak şimdi, bu borç işi gerçekten can sıkıcı bir şey. Hele hele o borcu ödediğin halde elinde resmî bir evrak yoksa, işte o zaman insanın içine bir kurt düşüyor değil mi? Hadi diyelim arkadaşına borç verdin, ödedi de gitti. Ama el sıkışmak yetmez, sözleşme yapmadın, senet almadın. Sonra o arkadaş bir gün “abi ben sana ödemedim ki” derse, işte o zaman elinde koz olarak ne var? Bir telefon kaydı mı, bir WhatsApp yazışması mı? Onlar da mahkemede çoğu zaman “delil” sayılmıyor vallahi. İşte tam da bu yüzden, borç ödendiğine dair bir dilekçe yani “ibra belgesi” ya da “ödeme makbuzu” dediğimiz şey, insanın cebinde bir sigorta gibi duruyor. Ne kadar süslü, ne kadar resmî olacağı değil mesele; ama içinde ne yazdığı, iki tarafın da imzası var mı, tarih doğru mu, işte bunlar hayat kurtarır abi.
Bir kere şunu unutma: Bu dilekçeyi yazarken karşındakine “ben sana güvenmiyorum” mesajı vermek zorunda değilsin. Hatta tam tersi, “bak işini sağlama alalım, ikimiz de rahat edelim” havasında yazarsan, kimse alınmaz. Hem de yarın bir gün aradan yıllar geçtiğinde, hafıza zayıflar, insanlar unutur, işte o kâğıt parçası masanın bir köşesinde durur ve sen ona bakıp “oh be, ödemiştim” dersin. Yoksa o borç ödenmiş olsa bile, üzerinden on yıl geçtikten sonra bir telefon gelir, “abi hâlâ ödemedin” diye? İşte o an, elinde o dilekçe yoksa, ispat yükü sana kalır. Mahkemede değilsin belki ama bir telefon konuşmasında bile insanın kendini kötü hissetmesi yetmez mi? O yüzden, bu işi ciddiye al.
Şimdi bu dilekçeyi yazmak için illa avukat olmana gerek yok. Bir A4 kâğıdı, bir kalem, biraz da akıl yeter. Ama dikkat et: “Borç ödenmiştir” deyip geçme. İçinde şunlar mutlaka olmalı: Kimin kime borç verdiği, ne kadar, hangi tarihte, hangi yöntemle ödendiği (elden, banka havalesi, kredi kartı gibi). Eğer banka havalesi yaptıysan, o dekontu da dilekçeye ekleyip “işbu dekont ekte sunulmuştur” gibi bir cümle koyabilirsin. Yani işi sağlama al, kardeşim. Hem alacaklı hem borçlu olarak iki tarafın da isim, TC kimlik numarası ve imzası olursa, o kâğıt resmî belgeye dönüşür. Hatta notere onaylatırsan, daha da kuvvetli olur. Ama noter masrafı can sıkar, biliyorum. O yüzden en azından iki şahit huzurunda imzalayın, şahitlerin de adı soyadı, imzası ve telefonu yazsın.
Diyelim ki arkadaşınla aran iyi, “abicim ne gerek var, güveniyorum sana” dedi. İyi de, güvenle borç vermek başka, güvenle ödendiğini kanıtlamak başka. Bak, hayat ne getirir bilinmez. O arkadaşın bir gün sana küsebilir, ya da işine gelmeyebilir dalgınlıkla… O zaman sen ne yapacaksın? “Hani ödemiştin?” dediğinde, o da “ya ödemedim ki” derse, ikiniz de inatlaşırsınız, iş çıkmaza girer. Hem dostluk bozulur hem para. Yazık değil mi? O yüzden şimdiden bir kâğıt hazırla, karşılıklı imzalayın, bir köşeye kaldır. Üstelik bu dilekçeyi yazdıktan sonra, “hah tamam borç bitti” rahatlığıyla uyursun.
Bir de şu var: Bu dilekçenin bir örneğini kendine, bir örneğini de borçlu olan kişiye ver. Hatta bir tane de şahide ver, o da cebinde dursun, ne bileyim işte. Çünkü bazen insanın kendi evrakı bile kaybolabiliyor, taşınırken, bir yerden bir yere giderken… İnan, başıma geldi, bir alacak senedi bulamadım, mecburen borçluya güvendim, o da iyi niyetli çıktı da ödedi. Ama ya kötü niyetli olsaydı? İşte o zaman keşke bir kopya daha koysaymışım dersin. O yüzden sana tavsiyem, bu işi ciddiye al, üşenme, bir dosya aç, içine koy. “Ne olacak canım” deme, hayat sürprizlerle dolu.
Son olarak, bu dilekçeyi yazarken üslubu da ayarla. “Ben falan filan, falana şu tarihte şu kadar borç vermiştim, kendisi tarafından tamamen ödenmiştir” gibi resmî ama samimi bir dil kullan. Ne çok soğuk ol, ne de çok laubali. Mesela “arkadaşım” diye hitap etme, “borçlu” ya da “alacaklı” demek daha doğru. Ama içinde “kardeşim, valla ödedi” gibi ifadeler de olmaz, o naifliğe kaçma. Orta yolu bul, işte o zaman hem hukuken geçerli, hem insan ilişkilerini zedelemeyen bir belge çıkar ortaya. Şimdi bir örnek vereyim mi? Tamam, veriyorum:
“Ben, (alacaklının adı soyadı, TC no), (borçlunun adı soyadı, TC no)’ya (tarih) tarihinde, (miktar) TL borç vermiş bulunmaktayım. Söz konusu borç, (borçlu) tarafından (ödenme tarihi) tarihinde, (ödeme yöntemi: örn. elden/ha vale) olarak tarafıma tamamen ödenmiştir. Bu nedenle, borçlu (isim) üzerinde hiçbir alacağım kalmamıştır. İşbu belge, iki nüsha olarak düzenlenmiş, taraflarca imzalanmıştır.” İşte bu kadar basit. Sonra altına imzalar, şahitler falan.
Unutma, bu dilekçe senin için değil, aslında borçlu olan kişi için de bir güvence. Çünkü o da “ödedim” dediği halde ileride bir daha istenirse, işte o belge onu da kurtarır. Yani ikiniz için de kazanç. O yüzden “aman boşver” deme, bir kâğıt al, kalemi eline, hadi yaz bakalım. İleride “ah keşke yazsaydım” demektense, şimdi beş dakikanı ayır, bitir gitsin. Vallahi de billahi de, bu işin şakası yok.
Bir kere şunu unutma: Bu dilekçeyi yazarken karşındakine “ben sana güvenmiyorum” mesajı vermek zorunda değilsin. Hatta tam tersi, “bak işini sağlama alalım, ikimiz de rahat edelim” havasında yazarsan, kimse alınmaz. Hem de yarın bir gün aradan yıllar geçtiğinde, hafıza zayıflar, insanlar unutur, işte o kâğıt parçası masanın bir köşesinde durur ve sen ona bakıp “oh be, ödemiştim” dersin. Yoksa o borç ödenmiş olsa bile, üzerinden on yıl geçtikten sonra bir telefon gelir, “abi hâlâ ödemedin” diye? İşte o an, elinde o dilekçe yoksa, ispat yükü sana kalır. Mahkemede değilsin belki ama bir telefon konuşmasında bile insanın kendini kötü hissetmesi yetmez mi? O yüzden, bu işi ciddiye al.
Şimdi bu dilekçeyi yazmak için illa avukat olmana gerek yok. Bir A4 kâğıdı, bir kalem, biraz da akıl yeter. Ama dikkat et: “Borç ödenmiştir” deyip geçme. İçinde şunlar mutlaka olmalı: Kimin kime borç verdiği, ne kadar, hangi tarihte, hangi yöntemle ödendiği (elden, banka havalesi, kredi kartı gibi). Eğer banka havalesi yaptıysan, o dekontu da dilekçeye ekleyip “işbu dekont ekte sunulmuştur” gibi bir cümle koyabilirsin. Yani işi sağlama al, kardeşim. Hem alacaklı hem borçlu olarak iki tarafın da isim, TC kimlik numarası ve imzası olursa, o kâğıt resmî belgeye dönüşür. Hatta notere onaylatırsan, daha da kuvvetli olur. Ama noter masrafı can sıkar, biliyorum. O yüzden en azından iki şahit huzurunda imzalayın, şahitlerin de adı soyadı, imzası ve telefonu yazsın.
Diyelim ki arkadaşınla aran iyi, “abicim ne gerek var, güveniyorum sana” dedi. İyi de, güvenle borç vermek başka, güvenle ödendiğini kanıtlamak başka. Bak, hayat ne getirir bilinmez. O arkadaşın bir gün sana küsebilir, ya da işine gelmeyebilir dalgınlıkla… O zaman sen ne yapacaksın? “Hani ödemiştin?” dediğinde, o da “ya ödemedim ki” derse, ikiniz de inatlaşırsınız, iş çıkmaza girer. Hem dostluk bozulur hem para. Yazık değil mi? O yüzden şimdiden bir kâğıt hazırla, karşılıklı imzalayın, bir köşeye kaldır. Üstelik bu dilekçeyi yazdıktan sonra, “hah tamam borç bitti” rahatlığıyla uyursun.
Bir de şu var: Bu dilekçenin bir örneğini kendine, bir örneğini de borçlu olan kişiye ver. Hatta bir tane de şahide ver, o da cebinde dursun, ne bileyim işte. Çünkü bazen insanın kendi evrakı bile kaybolabiliyor, taşınırken, bir yerden bir yere giderken… İnan, başıma geldi, bir alacak senedi bulamadım, mecburen borçluya güvendim, o da iyi niyetli çıktı da ödedi. Ama ya kötü niyetli olsaydı? İşte o zaman keşke bir kopya daha koysaymışım dersin. O yüzden sana tavsiyem, bu işi ciddiye al, üşenme, bir dosya aç, içine koy. “Ne olacak canım” deme, hayat sürprizlerle dolu.
Son olarak, bu dilekçeyi yazarken üslubu da ayarla. “Ben falan filan, falana şu tarihte şu kadar borç vermiştim, kendisi tarafından tamamen ödenmiştir” gibi resmî ama samimi bir dil kullan. Ne çok soğuk ol, ne de çok laubali. Mesela “arkadaşım” diye hitap etme, “borçlu” ya da “alacaklı” demek daha doğru. Ama içinde “kardeşim, valla ödedi” gibi ifadeler de olmaz, o naifliğe kaçma. Orta yolu bul, işte o zaman hem hukuken geçerli, hem insan ilişkilerini zedelemeyen bir belge çıkar ortaya. Şimdi bir örnek vereyim mi? Tamam, veriyorum:
“Ben, (alacaklının adı soyadı, TC no), (borçlunun adı soyadı, TC no)’ya (tarih) tarihinde, (miktar) TL borç vermiş bulunmaktayım. Söz konusu borç, (borçlu) tarafından (ödenme tarihi) tarihinde, (ödeme yöntemi: örn. elden/ha vale) olarak tarafıma tamamen ödenmiştir. Bu nedenle, borçlu (isim) üzerinde hiçbir alacağım kalmamıştır. İşbu belge, iki nüsha olarak düzenlenmiş, taraflarca imzalanmıştır.” İşte bu kadar basit. Sonra altına imzalar, şahitler falan.
Unutma, bu dilekçe senin için değil, aslında borçlu olan kişi için de bir güvence. Çünkü o da “ödedim” dediği halde ileride bir daha istenirse, işte o belge onu da kurtarır. Yani ikiniz için de kazanç. O yüzden “aman boşver” deme, bir kâğıt al, kalemi eline, hadi yaz bakalım. İleride “ah keşke yazsaydım” demektense, şimdi beş dakikanı ayır, bitir gitsin. Vallahi de billahi de, bu işin şakası yok.