CoralTempo
Kayıtlı Kullanıcı
İhtiyati haciz talep dilekçesi… Kulağa resmî geliyor, değil mi? Oysa arka planda dönen şey tamamen bir güvence arayışı. Alacağını tahsil edememe korkusuyla yazılan bu belge, aslında bir nevi “kaçmasın, satmasın, yok etmesin” diye çekilen set. Mahkemeden istediğin şey: borçlunun mal varlığına el koy, ama kesin karar çıkana kadar. İhtiyati haciz işte bu ara durak. Geçici bir tedbir, ama sonuçları ağır olabiliyor.
Dilekçeyi yazarken abi, en kritik şey “yaklaşık ispat” denen olgu. Yani alacağın varlığını ve tehlikede olduğunu makul delillerle göstermen lazım. Vallahi, tek bir fatura ya da imzalı bir sözleşme bile bazen yetiyor… Ama ya yetmezse? O zaman mahkeme “hadi canım sen de” deyip reddediyor. O yüzden delilleri sıralarken hem öz hem de ikna edici olmak zorundasın. Birkaç tane kesme şeker gibi delil koy, fazla abartma.
Bir de şu var: dilekçeyi yazarken borçlunun mal kaçırma ihtimalini hissettirmelisin. Mesela “borçlu son günlerde mal varlığını devrediyor” gibi bir ifade işe yarar. Yoksa “abi ben alacağımı alamıyorum” demek yetmez. Mahkeme somut bir şey arar. Geçmişteki ödeme alışkanlıkları, adres değişikliği, ticari sicil kayıtları… Bunları akıllıca harmanlamak gerek.
Peki ya teminat? İşte bu can sıkıcı kısım. Mahkeme genelde alacak miktarının yüzde 15’i kadar bir teminat mektubu ya da nakit ister. Ama bazı hallerde, mesela çek veya senet gibi kambiyo senetlerinde, teminat şartı aranmaz. Hanım abi, ticaretle uğraşıyorsan cebinde bir teminat mektubu bulunsun derim. Yarın öbür gün ihtiyati haciz isteyecek olursan elin boş kalmaz.
Dilekçenin formatı da cabası. İcra Dairesi’ne değil, yetkili Asliye Ticaret Mahkemesi’ne hitap edeceksin. Yetki kısmını sakın atlama. Borçlunun yerleşim yeri neresi? Sözleşme nerede imzalanmış? Bu soruların cevabı mahkemenin kapısını açar. Yoksa dosya elden dolaşır durur…
Son olarak, bu dilekçe ihtiyati haciz kararı çıkmadan önceki aşamada kalır. Karar çıkınca zaten icra takibi başlar. Ama o ayrı bir hikâye. Şimdilik yapman gereken, alacağın kadar değil, belki biraz daha fazla dikkatle yazmak. Çünkü mahkeme heyeti senin samimiyetini ve ciddiyetini tartar. Vallahi, bir virgül bile fark ettirir bazen…
Dilekçeyi yazarken abi, en kritik şey “yaklaşık ispat” denen olgu. Yani alacağın varlığını ve tehlikede olduğunu makul delillerle göstermen lazım. Vallahi, tek bir fatura ya da imzalı bir sözleşme bile bazen yetiyor… Ama ya yetmezse? O zaman mahkeme “hadi canım sen de” deyip reddediyor. O yüzden delilleri sıralarken hem öz hem de ikna edici olmak zorundasın. Birkaç tane kesme şeker gibi delil koy, fazla abartma.
Bir de şu var: dilekçeyi yazarken borçlunun mal kaçırma ihtimalini hissettirmelisin. Mesela “borçlu son günlerde mal varlığını devrediyor” gibi bir ifade işe yarar. Yoksa “abi ben alacağımı alamıyorum” demek yetmez. Mahkeme somut bir şey arar. Geçmişteki ödeme alışkanlıkları, adres değişikliği, ticari sicil kayıtları… Bunları akıllıca harmanlamak gerek.
Peki ya teminat? İşte bu can sıkıcı kısım. Mahkeme genelde alacak miktarının yüzde 15’i kadar bir teminat mektubu ya da nakit ister. Ama bazı hallerde, mesela çek veya senet gibi kambiyo senetlerinde, teminat şartı aranmaz. Hanım abi, ticaretle uğraşıyorsan cebinde bir teminat mektubu bulunsun derim. Yarın öbür gün ihtiyati haciz isteyecek olursan elin boş kalmaz.
Dilekçenin formatı da cabası. İcra Dairesi’ne değil, yetkili Asliye Ticaret Mahkemesi’ne hitap edeceksin. Yetki kısmını sakın atlama. Borçlunun yerleşim yeri neresi? Sözleşme nerede imzalanmış? Bu soruların cevabı mahkemenin kapısını açar. Yoksa dosya elden dolaşır durur…
Son olarak, bu dilekçe ihtiyati haciz kararı çıkmadan önceki aşamada kalır. Karar çıkınca zaten icra takibi başlar. Ama o ayrı bir hikâye. Şimdilik yapman gereken, alacağın kadar değil, belki biraz daha fazla dikkatle yazmak. Çünkü mahkeme heyeti senin samimiyetini ve ciddiyetini tartar. Vallahi, bir virgül bile fark ettirir bazen…