Yetkisiz Temsilci İmzalı Senede İtiraz Dilekçesi

İcra ve hukuk süreçleri, borç takibi ve hukuki danışmanlık forumu. Sorularınızı sorun, uzmanlardan yanıt alın.

SaffronCadence

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 1
Çözümler 0
Katılım
26 Tem 2026
Mesajlar
420
Tepkime puanı
0
SaffronCadence
Bak şimdi, karşındaki adam elinde bir senetle gelmiş, altında da senin adına atılmış bir imza var. Ama o imzayı sen atmadın, vallahi de atmadın, billahi de. Senin yerine bir başkası, belki bir tanıdığın, belki de hiç görmediğin biri, senin adına o kağıdı imzalamış. İşte tam bu noktada ne yapacağını bilmen lazım çünkü bu işin şakası yok, kambiyo senetleri dediğin şey, adı üstünde, kambiyo... Yani alacaklı dediğin kişi bu kağıdı cebine koyup icraya verdiği anda sen kendini bir anda borçlu hanesinde bulursun, üstelik hiçbir şey yapmamış olsan bile.

Önce şu işin temel mantığını kafana oturtalım, çünkü itiraz dilekçesi yazmak dediğin şey aslında bir satranç hamlesidir. Bir senede imza atan kişi, o senedin üzerinde ismi yazan kişi olmak zorundadır; bu işin en temel kuralıdır, tartışılmaz kuralıdır. Eğer senin adın orada yazıyorsa ama imzayı atan kişi sen değilsen, ortada yetkisiz bir temsilci var demektir. Peki bu durumda sen ne yapıyorsun? O senede itiraz ediyorsun, hem de hiç vakit kaybetmeden, çünkü bu işlerde süreler acımasızdır, insanın uykusunu kaçıran cinsten kısa sürelerdir. On günün var, on gün içinde icra dairesine gidip ya da postayla itirazını bildirmezsen o senet kesinleşir, arkasından mal varlığına haciz gelir, maaşına haciz gelir, kapına dayanırlar.

Şimdi gelelim o dilekçenin nasıl yazılacağına, ya da daha doğrusu nasıl yazılması gerektiğine çünkü burada dikkat etmen gereken bazı püf noktalar var. Her şeyden önce dilekçenin başında icra dairesinin numarasını, dosya numarasını, alacaklının adını, borçlu olarak senin bilgilerini eksiksiz yazmalısın, abi bunları atlarsan dilekçen havada kalır, muhatabını bulamaz. Sonra asıl önemli kısma geliyorsun, işin özüne, yani senet altındaki imzanın sana ait olmadığını çok net bir şekilde, kısa ve öz bir dille ifade edeceksin. Uzun uzun anlatma, "ben o tarihte evdeydim, şunu yapıyordum" diye hikaye anlatma, çünkü icra memuru senin hikayeni değil, hukuki itirazını dinler. "Tarafıma ait olmayan imza nedeniyle borca ve imzaya itiraz ediyorum" de, yeter, gerisini bilirkişi halleder, mahkeme halleder.

Bir de şu var, sadece imzaya itiraz etmekle kalmayıp borcun kendisine de itiraz etmelisin, çünkü bazen adamlar sahiden imzanı taklit eder, bazen de ortada hiçbir ticari ilişki yokken sahte bir senet düzenlerler. Sen "ben bu parayı hiç almadım, bu adamı da tanımıyorum, bu senet düzmecedir" diye borca itiraz ettiğinde, aslında alacaklıya diyorsun ki: "Gel bakalım, bu işi mahkemede ispat et bakalım." Alacaklı da senin bu itirazın üzerine icra mahkemesine başvurup itirazın kaldırılmasını isteyebilir, işte o zaman işin rengi değişir, işin boyutu büyür ve bilirkişi devreye girer, elinde o imzanın gerçekten sana ait olup olmadığını incelemek üzere o kağıdı alıp gider.

Bilirkişi dediğimiz adam, elinde büyüteçle imzanı inceler, senin el yazınla karşılaştırır, o kalem baskısına, imzanın süratiyle oluşan çizgilere bakar... İşte o yüzden sakın ha sakın o dilekçeyi yazarken "benim imzam buna benzemiyor ama yine de kabul edeyim" deme, çünkü sen kabul ettiğin anda işler sarpa sarar. Eğer o imza sana ait değilse, bu gerçekten çok net bir durumsa, arkasında dur, sonuna kadar git, çünkü bu senetler, bu kambiyo senetleri, hukuk dünyasının en katı kurallarına tabidir ama katı kurallar bazen de seni korur, yeter ki doğru hamleleri yap.

Yazacağın dilekçenin sonunda, alt kısımda, "İşbu itirazımın kabulüne, takibin durdurulmasına, haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle alacaklının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini vekaleten/arzi ederim" şeklinde bir talep sonucu yazmayı da unutma. Bu kısım çok önemli bak, çünkü sadece itiraz etmek bir şey değildir, ne talep ettiğini de açıkça belirtmen gerekir, hem de yürütmeyi durdurmak için. Ayrıca imzanın kime ait old
olduğunu tespit ettirmek için bilirkişi incelemesi talep edebilirsin, hatta bu dilekçende açıkça yazman iyi olur. Çünkü sen sadece "bu imza benim değil" deyip geçersen, alacaklı itirazın kaldırılmasını ister ve maalesef bazı durumlarda senin imzayı inkar etmen tek başına yetmez, işin bilirkişiye gitmesi gerekir. Bilirkişi raporu geldiğinde eğer imza gerçekten sana ait değilse, işte o zaman alacaklı zor durumda kalır, hatta kötü niyetli takip tazminatına mahkum edilebilir, sen de rahat bir nefes alırsın.

Ama burada çok kritik bir şey var, sakın gözden kaçırma: itiraz dilekçesini verirken süreyi kaçırma. İcra dairesinin gönderdiği ödeme emri eline ulaştığı andan itibaren on gün içinde itiraz etmen lazım, on gün dediğim süre bayram tatili, hafta sonu derken bir bakmışsın akmış gitmiş. O yüzden ilk işin bu dilekçeyi yazmak olmalı, sonra işin aslını araştırırsın, kim yaptı bu işi, neden yaptı, arkasında ne var... On günü geçirirsen senet kesinleşir, itiraz hakkın yanar, abi o zaman yapılan işlemi geri almak çok daha zor olur, hem de kat kat zor.

Dilekçeni yazarken bir de şunu düşün, bu işin sonunda mahkemeye gidebilirsin, yani itirazın ardından alacaklı sana dava açarsa, o davada senin lehine karar çıkması için sadece "imza bana ait değil" demen yetmez, bunu ispat etmen gerekir. İşte o yüzden dilekçene, o tarihte nerede olduğunu, neden orada olamayacağını ya da hiç tanımadığın bu kişiyle nasıl bir ilişkin olmadığını kısaca yazabilirsin, ama bu bir mazeret değil, sadece yol gösterici bir bilgi gibi yaz. Yani hakime işini kolaylaştıracak ipuçları ver, o kadar.

Bir şey daha var, dilekçeni evrak kayıt numarasıyla birlikte imzalayıp vermen lazım, bazen insanlar avukat tutmadan kendi başlarına halledebileceklerini sanıyor ama bu işler öyle değil. Avukat tutmak bir ayrıcalık değil, bir zarurettir, çünkü senet işleri teknik işlerdir, ufak bir kelime hatası, eksik bir talep sonucu, yanlış bir merci, her şeyi alt üst edebilir. Vallahi diyorum sana, bu dilekçeyi bir avukatla birlikte yaz, en azından avukatına götür, bir gözden geçirsin, çünkü senin samimi anlatımınla hukuki anlatım çok farklıdır, hakim karşısında duygusal değil, teknik olman gerekir.

Neyse ki bu dertlerle uğraşmamak için en baştan dikkatli olmak lazım da, iş işten geçtikten sonra yapılacak en doğru şey o dilekçeyi yazmak. Senin yerine imza atan o kişi, o "yetkisiz temsilci" denilen adam, aslında sana büyük bir yük bindirmiş ama hukuk sana bu yükü kaldırmak için bir kapı aralamış. O kapıyı sonuna kadar zorla, itirazını yap, süreleri kaçırma, belgelerini topla, gerekirse bilirkişiye kadar git...

Sonunda bakacaksın ki o kağıt parçası bir kabusa dönüşmekten çıkmış, sen de sadece doğru hamleyi yapmanın rahatlığıyla arkanı yaslanmışsın. Adamların elinde her türlü oyun var ama senin elinde de hukuk var, yeter ki doğru kapıyı çal, yeter ki vakit kaybetme.
 
Geri