CoralTempo
Kayıtlı Kullanıcı
Şimdi gelelim o meşhur belgeye… Tapu haczi kaldırma dilekçesi denince akla gelen ilk şey, bir avukat bulup ona binlerce lira dökmek zorunda mıyım sorusu, değil mi? Vallahi çoğu kişi öyle sanı
…ama aslında işin rengi biraz daha farklı. Kendi başına bir dilekçe yazıp, doğru mercie vermek, sandığından çok daha mümkün. Tabii ki borcun kaynağına, haczi koyan kuruma göre değişir bu işler. Mesela haciz bir icra dairesinden gelmişse, o zaman dilekçenin adresi belli: İcra Müdürlüğü. Ama vergi borcundan ötürüyse, işler biraz daha farklı bir kulvara kayıyor, orası ayrı bir hikâye.
Bir an durup düşün… Tapuda haciz var diye ne kadar çok şey bloke oluyor, değil mi? Satamazsın, devredemezsin, ipotek ettiremezsin, hatta bazen kiraya bile veremezsin. İnsanın eli kolu bağlanıyor resmen. Peki bu dilekçe işe yarıyor mu, yoksa sadece formalite mi? Vallahi yarıyor, abi, ama şartı var: Ya borcu kapatacaksın, ya taksitlendirme anlaşması yapacaksın, ya da hacze konu malın değerinin çok üzerinde başka bir teminat göstereceksin. Yoksa dilekçe havada kalır.
En kritik nokta şu: Dilekçeyi yazarken “şu nedenle haciz kaldırılsın” diye ukala bir üslup takınmamalısın. Resmi dilin sakin, net ve talebi açıkça ortaya koyan hali… İşte o. Bir de ekler meselesi var. Tapu kaydı, haciz şerhi, ödeme belgesi, taksitlendirme yazısı… Bunların hepsi dilekçenin arkasına iliştirilmeli. Eksik evrakla gidersen, ya dosyana işlemezler ya da “tamam bakarız” deyip seni aylarca oyalarlar.
Şimdi gelelim asıl can alıcı noktaya: Dilekçeyi kime veriyorsun? Bazen tapu müdürlüğüne gitmek gerekir, bazen icra dairesine, bazen de vergi dairesine. Hepsinin kendi prosedürü var. Abi, vallahi ben kendi başıma hallettim diyen çok gördüm, ama bir de “gittim tüm günüm gitti, yine olmadı” diyenler var. Fark şu: Kimi vatandaş dilekçesinde “haczi kaldırın” yazıp imzalıyor, ama kanuni dayanak belirtmiyor. O zaman memur “kardeşim hangi maddeye göre?” diye soruyor, adam kalakalıyor. O yüzden dilekçeye İcra İflas Kanunu’nun ilgili maddesini, mesela 85. maddeyi ya da 111. maddeyi eklemek, işi çok kolaylaştırıyor.
Bazen haciz kalkar ama tapuda bir de şerh kalır… O ayrı bir dert. Haciz kalktığı halde tapu kaydında silinmemişse, elin mahkemeye mi düşer yoksa tekrar dilekçe mi verirsin? Genelde tapu müdürlüğü icra dairesinin yazısıyla silme işlemini yapar. Ama aradan zaman geçtiyse, takip etmek gerek. Yani iş sadece dilekçeyle bitmiyor, arkasını da kollamak lazım.
Bir de şu var: Haciz kaldırma dilekçesi yazarken, “ben borcumu ödedim, işte dekont” demek yetmez. O dekontun karşı tarafta işlendiğine dair bir yazı, bir teyit de istenir. O yüzden ödeme yaptıktan sonra mutlaka alacaklıdan “borç ödenmiştir, haczi kaldırınız” diye bir yazı al. Yoksa dilekçen havada kalır, inan bana…
…ama aslında işin rengi biraz daha farklı. Kendi başına bir dilekçe yazıp, doğru mercie vermek, sandığından çok daha mümkün. Tabii ki borcun kaynağına, haczi koyan kuruma göre değişir bu işler. Mesela haciz bir icra dairesinden gelmişse, o zaman dilekçenin adresi belli: İcra Müdürlüğü. Ama vergi borcundan ötürüyse, işler biraz daha farklı bir kulvara kayıyor, orası ayrı bir hikâye.
Bir an durup düşün… Tapuda haciz var diye ne kadar çok şey bloke oluyor, değil mi? Satamazsın, devredemezsin, ipotek ettiremezsin, hatta bazen kiraya bile veremezsin. İnsanın eli kolu bağlanıyor resmen. Peki bu dilekçe işe yarıyor mu, yoksa sadece formalite mi? Vallahi yarıyor, abi, ama şartı var: Ya borcu kapatacaksın, ya taksitlendirme anlaşması yapacaksın, ya da hacze konu malın değerinin çok üzerinde başka bir teminat göstereceksin. Yoksa dilekçe havada kalır.
En kritik nokta şu: Dilekçeyi yazarken “şu nedenle haciz kaldırılsın” diye ukala bir üslup takınmamalısın. Resmi dilin sakin, net ve talebi açıkça ortaya koyan hali… İşte o. Bir de ekler meselesi var. Tapu kaydı, haciz şerhi, ödeme belgesi, taksitlendirme yazısı… Bunların hepsi dilekçenin arkasına iliştirilmeli. Eksik evrakla gidersen, ya dosyana işlemezler ya da “tamam bakarız” deyip seni aylarca oyalarlar.
Şimdi gelelim asıl can alıcı noktaya: Dilekçeyi kime veriyorsun? Bazen tapu müdürlüğüne gitmek gerekir, bazen icra dairesine, bazen de vergi dairesine. Hepsinin kendi prosedürü var. Abi, vallahi ben kendi başıma hallettim diyen çok gördüm, ama bir de “gittim tüm günüm gitti, yine olmadı” diyenler var. Fark şu: Kimi vatandaş dilekçesinde “haczi kaldırın” yazıp imzalıyor, ama kanuni dayanak belirtmiyor. O zaman memur “kardeşim hangi maddeye göre?” diye soruyor, adam kalakalıyor. O yüzden dilekçeye İcra İflas Kanunu’nun ilgili maddesini, mesela 85. maddeyi ya da 111. maddeyi eklemek, işi çok kolaylaştırıyor.
Bazen haciz kalkar ama tapuda bir de şerh kalır… O ayrı bir dert. Haciz kalktığı halde tapu kaydında silinmemişse, elin mahkemeye mi düşer yoksa tekrar dilekçe mi verirsin? Genelde tapu müdürlüğü icra dairesinin yazısıyla silme işlemini yapar. Ama aradan zaman geçtiyse, takip etmek gerek. Yani iş sadece dilekçeyle bitmiyor, arkasını da kollamak lazım.
Bir de şu var: Haciz kaldırma dilekçesi yazarken, “ben borcumu ödedim, işte dekont” demek yetmez. O dekontun karşı tarafta işlendiğine dair bir yazı, bir teyit de istenir. O yüzden ödeme yaptıktan sonra mutlaka alacaklıdan “borç ödenmiştir, haczi kaldırınız” diye bir yazı al. Yoksa dilekçen havada kalır, inan bana…