ObsidianResonance
Kayıtlı Kullanıcı
Bir sabah uyandığınızda, vefat eden bir yakınınızın size beklenmedik bir borç mirası bıraktığını öğrenseniz ne yapardınız? Hele ki bu borç, elinde imzası olan bir senetle belgelenmişse ve alacaklı tüm ısrarla sizden bu parayı talep ediyorsa. İşte bu soru, Türkiye'de her yıl binlerce aileyi derinden etkileyen, hem hukuki hem de duygusal boyutları olan karmaşık bir meselenin tam kalbinde yer alıyor. Senet borcu mirasçılara geçer mi sorusu, yalnızca bir hukuk sorusu değil; aynı zamanda aile içi ilişkileri, maddi planlamaları ve gelecek kaygılarını doğrudan etkileyen hayati bir konudur.
Türk hukuk sisteminde miras kavramı, ölen kişinin (muris) sadece mal varlığını değil, aynı zamanda borçlarını da içerir. Bu durum, halk arasında sıkça yanlış bilinen "ölümle her şey biter" algısının tam aksine, mirasçılar için önemli yükümlülükler doğurur. Ancak bu yükümlülükler sınırsız değildir ve kanun koyucu, mirasçıları korumak adına çeşitli mekanizmalar geliştirmiştir. Özellikle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, senet borçlarının miras yoluyla intikalini düzenleyen temel yasal çerçeveyi oluşturur. Bu makalede, bir senet borcunun mirasçılara geçip geçmeyeceği sorusunu tüm yönleriyle, güncel yargı kararları ve pratik uygulamalar ışığında derinlemesine inceleyeceğiz.
Senet borcu murise ait bir borçtur ve murisin ölümüyle birlikte bu borç, mal varlığıyla birlikte mirasçılara intikal eder. Burada kilit kavram, "mirasın kabulü" veya "reddi"dir. Mirasçılar, murisin ölümünden itibaren üç ay içinde mirası reddetme hakkına sahiptir. Mirası reddeden bir mirasçı, murisin borçlarından sorumlu olmaz. Ancak mirası reddetmeyip kabul eden veya mirası fiilen kullanan mirasçı (örneğin murisin evinde oturmaya devam eden), murisin tüm borçlarından, dolayısıyla senet borcundan da sorumlu hale gelir.
Örneğin Ali Bey vefat ettiğinde geriye 200.000 TL değerinde bir ev ve bir bankaya olan 50.000 TL sen
borcu bırakıyor. Ali Bey’in oğlu Mehmet, mirası reddetmezse, babasının evini alır ancak aynı zamanda 50.000 TL’lik senet borcunu da üstlenmek zorunda kalır. İşte bu noktada senet borcunun mirasçılara geçip geçmeyeceği sorusunun cevabı, mirasçının iradesine ve yasal süreçlere bağlı olarak şekillenir. Mirasçı, eğer borçlar mal varlığından fazlaysa mirası reddederek kendini koruyabilir. Ancak bu karar, üç aylık süre içinde yetkili sulh hukuk mahkemesine yapılacak yazılı bir başvuru ile mümkündür.
Senet, kambiyo senetleri olarak bilinen bono, poliçe ve çek gibi kıymetli evrakları kapsar. Bu senetler, alacaklıya karşı bağımsız bir hak sağlar ve genellikle imzanın sahteliği dışında itiraz edilmesi zordur. Miras hukukunda ise senet borcu, murisin ölüm anındaki mevcut borcu olarak kabul edilir. Mirasçılar, bu borçtan şahsen sorumlu olurlar, ancak sorumluluk miras paylarıyla sınırlı değildir; aksine, mirası kabul eden her mirasçı, murisin tüm borçlarından müteselsilen sorumludur. Yani alacaklı, istediği mirasçıdan borcun tamamını talep edebilir. Bu durum, özellikle aile içinde büyük huzursuzluklara yol açabilir. Örneğin, üç kardeşten biri mirası kabul edip senet borcunun tamamını ödemek zorunda kalabilir, ardından diğer kardeşlere rücu edebilir.
Tarihsel gelişime bakıldığında, Türk hukuku 1926 tarihli Medeni Kanun'dan bu yana mirasın küllî halefiyet ilkesini benimsemiştir. Yani mirasçı, murisin yerine geçer ve onun tüm hak ve borçlarını devralır. Günümüzde ise 2002'de yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu'nda mirasın reddi, resmî defter tutma ve mirasçıların sorumluluğunu sınırlandıran daha esnek hükümler bulunmaktadır. Özellikle Yargıtay’ın son yıllardaki içtihatları, mirasçıların aşırı borç yükü altına girmemesi için koruyucu bir yaklaşım sergilemektedir.
Bir senet borcunun mirasçılara geçebilmesi için öncelikle borcun geçerli bir şekilde doğmuş olması gerekir. Senet üzerindeki imza murise ait değilse veya senet zamanaşımına uğramışsa, mirasçılar bu durumu ileri sürerek borcu reddedebilir. Türk Ticaret Kuralları’na göre, bono ve poliçelerde zamanaşımı süresi vade tarihinden itibaren üç yıldır. Vadesi belirtilmeyen senetlerde ise düzenleme tarihinden itibaren üç yıl içinde alacaklının takip başlatması gerekir. Eğer bu süre geçmişse, mirasçılar zamanaşımı def’inde bulunarak borcu ödemekten kurtulabilir. Örneğin, 2019 yılında vadesi dolan bir senet için 2023’te alacaklı mirasçılara başvurursa, mirasçılar zamanaşımını ileri sürebilir.
Bir diğer önemli faktör, murisin ölüm anında senet borcunun doğmuş olup olmamasıdır. Muris sağlığında senet düzenlemiş ancak vadesi henüz gelmemişse, bu borç da miras yoluyla geçer. Ancak murisin ölümünden sonra düzenlenen bir senet elbette geçersizdir. Mirasçılar, böyle bir durumda sahte senet iddiasıyla suç duyurusunda bulunabilir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2021 tarihli bir kararında, murisin ölümünden sonra tarih atılarak düzenlenen bir bononun mirasçıları bağlamayacağı hükme bağlanmıştır.
Mirasçılar, mirasın kendilerine geçtiğini öğrendikleri tarihten itibaren üç ay içinde sulh hukuk mahkemesine başvurarak mirası reddedebilir. Bu süre hak düşürücüdür ve kaçırılması halinde miras kesin olarak kabul edilmiş sayılır. Ancak önemli bir istisna: Mirasçı, mirası reddetmeden önce murisin borçlarını öderse veya mal varlığını kullanırsa, bu fiili kabul olarak değerlendirilir ve mirası reddetme hakkını kaybeder. Örneğin, ölen babasının arabasını kullanmaya devam eden bir mirasçı, daha sonra mirası reddetmek istese bile mahkeme bu talebi reddedebilir.
Mirasın reddi, tüm mirasçılar tarafından yapılabileceği gibi, sadece bir mirasçı da kendi payına düşen kısmı reddedebilir. Reddeden mirasçı, o andan itibaren murisin hiçbir borcundan sorumlu olmaz. Ancak dikkat: Mirası reddeden mirasçı, kendi altsoyuna (çocuklarına) miras hakkını da kaybettirir. Yani reddeden kişinin çocukları, dedelerinin mirasından pay alamaz.
Bir başka koruma mekanizması ise mirasın resmî defter tutularak kabulüdür. Bu yöntemde mirasçı, murisin mal varlığını ve borçlarını mahkeme aracılığıyla resmî bir deftere kaydettirir. Defter sonucunda borçlar mal varlığından fazla çıkarsa, mirasçı sadece mal varlığı ölçüsünde borçtan sorumlu olur. Bu, özellikle büyük ve karmaşık miraslarda tercih edilen bir yoldur. Örneğin, bir işletme sahibi olan murisin hem 1 milyon TL mal varlığı hem de 1,5 milyon TL senet borcu varsa, mirasçı resmî defter tutarak sadece 1 milyon TL’lik kısmı öder, kalan 500 bin TL’lik borçtan kurtulur. Bu süreç, üç aylık süre içinde mahkemeye başvurarak başlatılır ve genellikle üç ila altı ay sürer.
Mirası kabul eden birden fazla mirasçı varsa, alacaklı bu mirasçılardan herhangi birine başvurarak senet borcunun tamamını talep edebilir. Borcu ödeyen mirasçı, diğer mirasçılara payları oranında rücu edebilir. Ancak bu rücu hakkı, mirasçılar arasında yapılan anlaşmaya veya miras paylarına göre belirlenir. Uygulamada, bir mirasçının senet borcunun tamamını ödemesi durumunda diğer kardeşlerine dava açması sıkça görülür. Mahkemeler, rücu davalarında mirasçıların paylarını dikkate alarak karar verir.
Örneğin, üç kardeşin 300 bin TL’lik bir senet borcu varsa ve her birinin miras payı eşitse, borcu ödeyen kardeş diğerlerinden 100’er bin TL talep edebilir. Eğer diğer kardeşler ödeme yapmazsa, icra takibi başlatılabilir. Bu durum aile içi çatışmaları daha da derinleştirebilir, bu nedenle birçok aile miras paylaşımı sırasında noter huzurunda anlaşma yapmayı tercih eder.
Mirasçıların sorumluluğu, senet borcunun kaynağına göre değişmez. İster bir bankaya olan ticari bir kredi senedi, ister bir arkadaşa olan şahsi bir borç senedi olsun, her iki durumda da mirasçılar aynı şekilde sorumludur. Ancak uygulamada, ticari senetlerde alacaklılar daha profesyonel ve hızlı hareket eder. Bankalar, mirasçılara doğrudan ihtarname gönderir ve kısa sürede icra takibi başlatır. Şahsi senetlerde ise alacaklı genellikle daha anlayışlı olabilir veya uzlaşma yoluna gidebilir.
Bir diğer önemli nokta, senet borcunun eşe geçip geçmediğidir. Medeni Kanun’a göre, eşler arasındaki mal rejimi önemlidir. Edinilmiş mallara katılma rejiminde, murisin ölümüyle birlikte sağ kalan eş, mirasçı sıfatıyla borçtan sorumlu olur. Ancak eş, kendi mal varlığıyla değil, muristen kalan miras payıyla sınırlı olarak sorumludur. Bu konuda Yargıtay’ın 2019 tarihli bir kararı, sağ kalan eşin sadece muristen kalan mal varlığı oranında borçtan sorumlu olduğunu vurgulamıştır.
1. Vefat haberi alır almaz hemen bir avukata danışın. İlk üç ay kritik bir süredir; mirasın reddi için bu süre içinde harekete geçmeniz gerekir. Profesyonel bir hukuki destek, doğru adımları atmanızı sağlar.
2. Murisin tüm borçlarını ve alacaklarını bir liste halinde çıkarın. Senet borçlarını, noter veya banka kayıtlarını toplayın. Borç miktarını ve senetlerin vadesini bilmek, doğru karar vermenize yardımcı olur.
3. Mirasın reddi için yazılı başvuruyu sulh hukuk mahkemesine şahsen veya avukat aracılığıyla yapın. Sözlü beyan geçerli değildir. Dilekçenizde mirası reddettiğinizi açıkça belirtin.
4. Mirası reddetmeden önce murisin mal varlığını kullanmaktan kaçının. Evde oturmak, arabayı kullanmak veya bankadaki parayı çekmek fiili kabul sayılabilir ve reddetme hakkınızı kaybedersiniz.
5. Eğer borçlar mal varlığından fazla değilse, mirası kabul etmek mantıklı olabilir. Ancak bilançoyu dikkatlice hesaplayın; bazı borçlar tahmin ettiğinizden daha büyük olabilir.
6. Resmî defter tutma yöntemini mutlaka değerlendirin. Özellikle işletme sahibi murislerde bu yöntem borçların sadece mal varlığı kadar ödenmesini sağlar.
7. Alacaklılarla iletişime geçmeden önce hukuki durumunuzu netleştirin. Borcu kabul etmiş görünmek, mirası reddetme hakkınızı zedeleyebilir.
8. Senet borcunun zamanaşımına uğrayıp uğramadığını kontrol edin. Vade tarihinden itibaren üç yıl geçmişse, mahkemede zamanaşımı def’inde bulunabilirsiniz.
9. Mirasçılar arasında anlaşma yaparak borcu paylaşın ve noter huzurunda bir sözleşme düzenleyin. Bu, ilerideki rücu davalarını önler.
10. Sahte senet şüphesi varsa, hemen savcılığa suç duyurusunda bulunun. Adli tıp incelemesi ile imzanın murise ait olmadığı kanıtlanabilir.
Kardeşim mirası reddetti, ben kabul ettim. Senet borcunun tamamını ben mi ö
Türk hukuk sisteminde miras kavramı, ölen kişinin (muris) sadece mal varlığını değil, aynı zamanda borçlarını da içerir. Bu durum, halk arasında sıkça yanlış bilinen "ölümle her şey biter" algısının tam aksine, mirasçılar için önemli yükümlülükler doğurur. Ancak bu yükümlülükler sınırsız değildir ve kanun koyucu, mirasçıları korumak adına çeşitli mekanizmalar geliştirmiştir. Özellikle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, senet borçlarının miras yoluyla intikalini düzenleyen temel yasal çerçeveyi oluşturur. Bu makalede, bir senet borcunun mirasçılara geçip geçmeyeceği sorusunu tüm yönleriyle, güncel yargı kararları ve pratik uygulamalar ışığında derinlemesine inceleyeceğiz.
Temel Kavramlar ve Tanım
Senet borcu murise ait bir borçtur ve murisin ölümüyle birlikte bu borç, mal varlığıyla birlikte mirasçılara intikal eder. Burada kilit kavram, "mirasın kabulü" veya "reddi"dir. Mirasçılar, murisin ölümünden itibaren üç ay içinde mirası reddetme hakkına sahiptir. Mirası reddeden bir mirasçı, murisin borçlarından sorumlu olmaz. Ancak mirası reddetmeyip kabul eden veya mirası fiilen kullanan mirasçı (örneğin murisin evinde oturmaya devam eden), murisin tüm borçlarından, dolayısıyla senet borcundan da sorumlu hale gelir.
Örneğin Ali Bey vefat ettiğinde geriye 200.000 TL değerinde bir ev ve bir bankaya olan 50.000 TL sen
borcu bırakıyor. Ali Bey’in oğlu Mehmet, mirası reddetmezse, babasının evini alır ancak aynı zamanda 50.000 TL’lik senet borcunu da üstlenmek zorunda kalır. İşte bu noktada senet borcunun mirasçılara geçip geçmeyeceği sorusunun cevabı, mirasçının iradesine ve yasal süreçlere bağlı olarak şekillenir. Mirasçı, eğer borçlar mal varlığından fazlaysa mirası reddederek kendini koruyabilir. Ancak bu karar, üç aylık süre içinde yetkili sulh hukuk mahkemesine yapılacak yazılı bir başvuru ile mümkündür.
Temel Kavramlar ve Tanım (Devam)
Senet, kambiyo senetleri olarak bilinen bono, poliçe ve çek gibi kıymetli evrakları kapsar. Bu senetler, alacaklıya karşı bağımsız bir hak sağlar ve genellikle imzanın sahteliği dışında itiraz edilmesi zordur. Miras hukukunda ise senet borcu, murisin ölüm anındaki mevcut borcu olarak kabul edilir. Mirasçılar, bu borçtan şahsen sorumlu olurlar, ancak sorumluluk miras paylarıyla sınırlı değildir; aksine, mirası kabul eden her mirasçı, murisin tüm borçlarından müteselsilen sorumludur. Yani alacaklı, istediği mirasçıdan borcun tamamını talep edebilir. Bu durum, özellikle aile içinde büyük huzursuzluklara yol açabilir. Örneğin, üç kardeşten biri mirası kabul edip senet borcunun tamamını ödemek zorunda kalabilir, ardından diğer kardeşlere rücu edebilir.
Tarihsel gelişime bakıldığında, Türk hukuku 1926 tarihli Medeni Kanun'dan bu yana mirasın küllî halefiyet ilkesini benimsemiştir. Yani mirasçı, murisin yerine geçer ve onun tüm hak ve borçlarını devralır. Günümüzde ise 2002'de yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu'nda mirasın reddi, resmî defter tutma ve mirasçıların sorumluluğunu sınırlandıran daha esnek hükümler bulunmaktadır. Özellikle Yargıtay’ın son yıllardaki içtihatları, mirasçıların aşırı borç yükü altına girmemesi için koruyucu bir yaklaşım sergilemektedir.
Senet Borcunun Mirasçılara Geçişinde Kritik Faktörler
Bir senet borcunun mirasçılara geçebilmesi için öncelikle borcun geçerli bir şekilde doğmuş olması gerekir. Senet üzerindeki imza murise ait değilse veya senet zamanaşımına uğramışsa, mirasçılar bu durumu ileri sürerek borcu reddedebilir. Türk Ticaret Kuralları’na göre, bono ve poliçelerde zamanaşımı süresi vade tarihinden itibaren üç yıldır. Vadesi belirtilmeyen senetlerde ise düzenleme tarihinden itibaren üç yıl içinde alacaklının takip başlatması gerekir. Eğer bu süre geçmişse, mirasçılar zamanaşımı def’inde bulunarak borcu ödemekten kurtulabilir. Örneğin, 2019 yılında vadesi dolan bir senet için 2023’te alacaklı mirasçılara başvurursa, mirasçılar zamanaşımını ileri sürebilir.
Bir diğer önemli faktör, murisin ölüm anında senet borcunun doğmuş olup olmamasıdır. Muris sağlığında senet düzenlemiş ancak vadesi henüz gelmemişse, bu borç da miras yoluyla geçer. Ancak murisin ölümünden sonra düzenlenen bir senet elbette geçersizdir. Mirasçılar, böyle bir durumda sahte senet iddiasıyla suç duyurusunda bulunabilir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2021 tarihli bir kararında, murisin ölümünden sonra tarih atılarak düzenlenen bir bononun mirasçıları bağlamayacağı hükme bağlanmıştır.
Mirasın Reddi ve Sorumluluktan Kurtulma Yolları
Mirasçılar, mirasın kendilerine geçtiğini öğrendikleri tarihten itibaren üç ay içinde sulh hukuk mahkemesine başvurarak mirası reddedebilir. Bu süre hak düşürücüdür ve kaçırılması halinde miras kesin olarak kabul edilmiş sayılır. Ancak önemli bir istisna: Mirasçı, mirası reddetmeden önce murisin borçlarını öderse veya mal varlığını kullanırsa, bu fiili kabul olarak değerlendirilir ve mirası reddetme hakkını kaybeder. Örneğin, ölen babasının arabasını kullanmaya devam eden bir mirasçı, daha sonra mirası reddetmek istese bile mahkeme bu talebi reddedebilir.
Mirasın reddi, tüm mirasçılar tarafından yapılabileceği gibi, sadece bir mirasçı da kendi payına düşen kısmı reddedebilir. Reddeden mirasçı, o andan itibaren murisin hiçbir borcundan sorumlu olmaz. Ancak dikkat: Mirası reddeden mirasçı, kendi altsoyuna (çocuklarına) miras hakkını da kaybettirir. Yani reddeden kişinin çocukları, dedelerinin mirasından pay alamaz.
Mirasın Resmî Defter Tutularak Kabulü
Bir başka koruma mekanizması ise mirasın resmî defter tutularak kabulüdür. Bu yöntemde mirasçı, murisin mal varlığını ve borçlarını mahkeme aracılığıyla resmî bir deftere kaydettirir. Defter sonucunda borçlar mal varlığından fazla çıkarsa, mirasçı sadece mal varlığı ölçüsünde borçtan sorumlu olur. Bu, özellikle büyük ve karmaşık miraslarda tercih edilen bir yoldur. Örneğin, bir işletme sahibi olan murisin hem 1 milyon TL mal varlığı hem de 1,5 milyon TL senet borcu varsa, mirasçı resmî defter tutarak sadece 1 milyon TL’lik kısmı öder, kalan 500 bin TL’lik borçtan kurtulur. Bu süreç, üç aylık süre içinde mahkemeye başvurarak başlatılır ve genellikle üç ila altı ay sürer.
Müteselsil Sorumluluk ve Rücu Hakkı
Mirası kabul eden birden fazla mirasçı varsa, alacaklı bu mirasçılardan herhangi birine başvurarak senet borcunun tamamını talep edebilir. Borcu ödeyen mirasçı, diğer mirasçılara payları oranında rücu edebilir. Ancak bu rücu hakkı, mirasçılar arasında yapılan anlaşmaya veya miras paylarına göre belirlenir. Uygulamada, bir mirasçının senet borcunun tamamını ödemesi durumunda diğer kardeşlerine dava açması sıkça görülür. Mahkemeler, rücu davalarında mirasçıların paylarını dikkate alarak karar verir.
Örneğin, üç kardeşin 300 bin TL’lik bir senet borcu varsa ve her birinin miras payı eşitse, borcu ödeyen kardeş diğerlerinden 100’er bin TL talep edebilir. Eğer diğer kardeşler ödeme yapmazsa, icra takibi başlatılabilir. Bu durum aile içi çatışmaları daha da derinleştirebilir, bu nedenle birçok aile miras paylaşımı sırasında noter huzurunda anlaşma yapmayı tercih eder.
Senet Borcunun Kaynağı: Ticari mi, Şahsi mi?
Mirasçıların sorumluluğu, senet borcunun kaynağına göre değişmez. İster bir bankaya olan ticari bir kredi senedi, ister bir arkadaşa olan şahsi bir borç senedi olsun, her iki durumda da mirasçılar aynı şekilde sorumludur. Ancak uygulamada, ticari senetlerde alacaklılar daha profesyonel ve hızlı hareket eder. Bankalar, mirasçılara doğrudan ihtarname gönderir ve kısa sürede icra takibi başlatır. Şahsi senetlerde ise alacaklı genellikle daha anlayışlı olabilir veya uzlaşma yoluna gidebilir.
Bir diğer önemli nokta, senet borcunun eşe geçip geçmediğidir. Medeni Kanun’a göre, eşler arasındaki mal rejimi önemlidir. Edinilmiş mallara katılma rejiminde, murisin ölümüyle birlikte sağ kalan eş, mirasçı sıfatıyla borçtan sorumlu olur. Ancak eş, kendi mal varlığıyla değil, muristen kalan miras payıyla sınırlı olarak sorumludur. Bu konuda Yargıtay’ın 2019 tarihli bir kararı, sağ kalan eşin sadece muristen kalan mal varlığı oranında borçtan sorumlu olduğunu vurgulamıştır.
Uzman Önerileri ve İpuçları
1. Vefat haberi alır almaz hemen bir avukata danışın. İlk üç ay kritik bir süredir; mirasın reddi için bu süre içinde harekete geçmeniz gerekir. Profesyonel bir hukuki destek, doğru adımları atmanızı sağlar.
2. Murisin tüm borçlarını ve alacaklarını bir liste halinde çıkarın. Senet borçlarını, noter veya banka kayıtlarını toplayın. Borç miktarını ve senetlerin vadesini bilmek, doğru karar vermenize yardımcı olur.
3. Mirasın reddi için yazılı başvuruyu sulh hukuk mahkemesine şahsen veya avukat aracılığıyla yapın. Sözlü beyan geçerli değildir. Dilekçenizde mirası reddettiğinizi açıkça belirtin.
4. Mirası reddetmeden önce murisin mal varlığını kullanmaktan kaçının. Evde oturmak, arabayı kullanmak veya bankadaki parayı çekmek fiili kabul sayılabilir ve reddetme hakkınızı kaybedersiniz.
5. Eğer borçlar mal varlığından fazla değilse, mirası kabul etmek mantıklı olabilir. Ancak bilançoyu dikkatlice hesaplayın; bazı borçlar tahmin ettiğinizden daha büyük olabilir.
6. Resmî defter tutma yöntemini mutlaka değerlendirin. Özellikle işletme sahibi murislerde bu yöntem borçların sadece mal varlığı kadar ödenmesini sağlar.
7. Alacaklılarla iletişime geçmeden önce hukuki durumunuzu netleştirin. Borcu kabul etmiş görünmek, mirası reddetme hakkınızı zedeleyebilir.
8. Senet borcunun zamanaşımına uğrayıp uğramadığını kontrol edin. Vade tarihinden itibaren üç yıl geçmişse, mahkemede zamanaşımı def’inde bulunabilirsiniz.
9. Mirasçılar arasında anlaşma yaparak borcu paylaşın ve noter huzurunda bir sözleşme düzenleyin. Bu, ilerideki rücu davalarını önler.
10. Sahte senet şüphesi varsa, hemen savcılığa suç duyurusunda bulunun. Adli tıp incelemesi ile imzanın murise ait olmadığı kanıtlanabilir.