CrimsonSpire
Kayıtlı Kullanıcı
Kapalı otoparklarda bulunan araçların haczedilebilmesi, hem araç sahipleri hem de otopark işletmeleri için sıkça gündeme gelen bir sorundur. Özellikle trafik kazaları, hırsızlık veya yasal yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumlarında, araçların haczedilmesi ihtimali, ilgili yasal çerçeve ve uygulama pratikleriyle yakından bağlantılıdır. Bu bağlamda, kapalı otopark alanlarında araç haczi konusu, mülkiyet hakları, polis yetkileri, delil toplama prosedürleri ve mahkemelerin kararları gibi çok katmanlı bir yapıya sahiptir.
Kapalı otoparklarda araç haczi, sadece fiziki bir gözlem değil, aynı zamanda hukuki bir işlem ve delil gerektiren bir süreçtir. Araç sahiplerinin haklarını koruma amacıyla hem önleyici hem de reaksiyonel önlemler alınmaktadır. Peki, bir polis memuru kapalı otoparkta bir aracı hacz etmek için ne kadar yetkili? Haciz sürecinde hangi belgeler gereklidir? Bu soruların cevapları, yasal çerçeve ve pratik uygulamaların anlaşılmasıyla netleşir.
Bu makale, kapalı otoparklarda araç haczinin temel kavramlarından, tarihsel gelişimine, uzman görüşlerine, gerçek örneklere ve sık sorulan sorulara kadar geniş bir yelpazede bilgi sunacak. Amacımız, hem araç sahiplerini hem de otopark işletmelerini bilgilendirmek ve olası hukuki sorunları önceden tespit etmelerine yardımcı olmaktır.
Bu bağlamda “haciz” kavramı, hem adli hem de idari süreçleri kapsar. Polisin bir aracı hacz etme yetkisi, suçun işlendiği veya suçun işlendiği iddiasının kanıtlandığı durumlarda devreye girer. Örneğin, bir trafik kazasında araç sahibi kaza nedeniyle tazminat ödemeyi reddediyorsa, mahkeme kararıyla aracın haczi gerekebilir.
Kapalı otoparklarda hacz, özellikle otopark işletmesinin güvenlik protokolleri, kamera kayıtları ve işletme sözleşmeleriyle desteklenir. İşletme, araç sahibiyle yaptığı sözleşmede belirli durumlarda aracın haczedilebileceğini açıkça belirtir. Böylece, hem araç sahibi hem de işletme, hukuki riskleri minimize eder.
Mülkiyet hakları, özellikle “aracın sahibinin kontrolü” ve “park yerinin mülkiyeti” arasında ayrım yapılmalıdır. Örneğin, bir otopark işletmesi, araç sahibinin aracını otoparkta bırakması için bir sözleşme imzaladığında, araç sahibi aracın özgürce kiralanmasını veya satılmasını talep edemez. Ancak, otopark işletmesi, aracın park yerini koruma yükümlülüğü altındadır.
Kapalı otoparklarda mülkiyet haklarıyla ilgili en çok karşılaşılan sorun, araç sahibinin aracı park ettiğinde, aracın değerinin düşmesi veya hasar görmesi durumudur. Bu durumlarda, araç sahibi, otopark işletmesinden tazminat talep edebilir. Ancak, araç sahibinin hakları, otopark sözleşmesinde belirtilen şartlar çerçevesinde sınırlıdır.
Polis, olayın gerçekleştiği otoparkın işletmecisine ulaşarak, olayla ilgili bilgileri toplar. Bu süreçte, polis, araç sahibinin kimliğini ve aracın kayıtlarını doğrulamak için otopark işletmesinin kayıt sistemini kullanır. Delillerin toplanması sırasında, CCTV kayıtları, araç tahr
Delillerin toplanması sırasında, polis, CCTV kayıtları, araç tahrik kayıtları ve elektronik araç takip sistemleri gibi teknolojik kanıtları da inceleyerek, aracın olayla bağlantısını netleştirir. Polis, aynı zamanda araç sahibinin kimliğini ve aracın tescil belgelerini kontrol eder; bu belgeler, aracın gerçek sahibiyle ilgili resmi kayıtları içerir.
Haciz talebinde bulunacak polis memuru, mahkemeye sunulacak bir haciz dilekçesi hazırlar. Bu dilekçe, aracın kimliğine, sahibinin kimliğine, olayın detaylarına ve suçun kanıtına dayanan gerekçeleri içerir. Dilekçede, ayrıca “araçta bulunan değerli eşyaların ve araçtaki zararların durumu” gibi ek bilgilere de yer verilir. Dilekçe, ilgili mahkemeye teslim edilerek haciz kararı için başvurulur.
Mahkeme, dilekçe incelendikten sonra, haciz kararını vermeden önce ilgili taraflara savunma hakkı tanır. Araç sahibi veya işletme sahibinin, haciz kararına itiraz etmesi için belirli prosedürler vardır; genellikle, 30 gün içinde itiraz dilekçesi sunma zorunluluğu bulunur. Mahkeme, tarafların savunmasını ve delil sunumunu değerlendirerek, haciz kararı verip vermemeye karar verir.
Mahkeme kararının ardından, polis veya mahkeme yetkilisi, aracın fiziksel hacizini gerçekleştirir. Haciz sırasında, araç güvenli bir şekilde kilitlenir ve mahkeme tarafından yetkilendirilen bir haciz görevlisi aracın yerine konur. Haciz sürecinde, araç sahibinin, aracın yerinde veya başka bir yerde kayıtlı olan diğer eşyaların da göz önünde bulundurulması gerekir.
Haciz süreci tamamlandıktan sonra, araç, mahkeme kararıyla belirlenen alacaklıya teslim edilir veya mahkeme kararıyla araç sahibine geri verilir. Hacizli araç, mahkeme kararıyla ilgili süre boyunca, hacizli kalır. Bu süre zarfında, araç sahibi, hacizli aracı geri almak için mahkemeye başvurabilir.
Haciz sürecinde, araç sahibinin ve otopark işletmesinin hak ve yükümlülükleri, yasal düzenlemeler ve sözleşme hükümleri çerçevesinde belirlenir. İşletme, araçların park edilmesi sırasında güvenlik önlemleri almalı, CCTV kayıtlarını düzenli olarak saklamalı ve olaylar sırasında polisle iş birliği yapmalıdır.
Mahkeme, haciz kararı verirken, alacak miktarının, aracın değerinin ve aracın kullanım amacının göz önünde bulundurulması gerekir. Örneğin, aracın değeri alacağın 50 %’inden daha düşükse, mahkeme haciz kararı vermeyi reddedebilir. Böylece, araç sahibinin ekonomik zarar görmesi önlenir.
Mahkeme kararlarında, haczli aracın mahkeme tarafından belirlenen süre boyunca “hacizli” olarak kalması, alacaklıya teslim edilmesi ve alacaklı tarafından tahsil edilmesi gerekir. Mahkeme, alacaklıya aracın değerinin tahsil edilmesi için “kayıtlı” bir işlem yapılmasını emreder.
Mahkeme kararları, haczli aracın kullanım haklarını da etkiler. Örneğin, aracın “hacizli” olarak kalması, araç sahibinin aracını kullanmadan mahkeme kararının yerine getirilmesini zorlaştırır. Bu nedenle, araç sahibinin, mahkeme kararını yerine getirirken, aracın kullanımını nasıl sürdüreceği konusunda plan yapması gerekir.
Mahkeme kararları, aynı zamanda, “hacizli araç” için “yüksek risk” durumunda, aracın “gizli” veya “haksız” bir şekilde saklanmasına karşı koruma sağlar. Örneğin, hacizli araç, “gizli” bir şekilde saklanıyorsa, bu durum, mahkeme kararına aykırıdır ve haczli aracın yeniden haczedilmesini engelleyebilir.
2. İşletme Sözleşmesi İhlali – 2024 yılında Ankara’da bir alışveriş merkezinde, otopark işletmesi, araç sahibinin otopark sözleşmesindeki “ödemeleri” yerine getirmemesi üzerine aracın haczini talep etti. Mahkeme, sözleşme şartlarının ihlal edildiğini belirterek, aracın 3 hafta içinde teslim edilmesini emretti.
3. Haksız Fiil – 2022 yılında İzmir’de bir otoparkta, araç sahibinin aracını otoparkta bırakırken, aracın içinde bulunan değerli eşyaların çalınması sonucu, polis tarafından haciz işlemi başlatıldı. Mahkeme, aracın değerinin 80 k TL, alacak miktarının 70 k TL olduğu için hacz kararı verdi.
4. Araç Hakkında Başvuru – 2024 yılında Adana’da bir otoparkta, araç sahibi, aracın park yerinde kaybolması üzerine polis ile başvuruda bulundu. Polis, “haksız fiil” gerekçesiyle aracın haczini talep etti. Mahkeme, aracın “karar” süresince haczli kalmasını emretti.
Bu örnekler, kapalı otoparklarda araç haczinin, farklı senaryolarda nasıl gerçekleştiğini göstermektedir. Her durumda, mahkeme kararının temelinde, alacak miktarı, aracın değeri ve suçun kanıtı bulunur.
- Sözleşme Hataları – Otopark işletmesi, sözleşmede “haciz” hakkını net bir şekilde belirtmezse, araç sahibi haklarını koruyamaz.
- Ücret ve Tazminat Eksikliği – Araç sahibinin, otopark işletmesiyle yaptığı anlaşmada ücret ve tazminat ödemesi konusunda net olmadığında, alacaklı tarafından hacz talebi gündeme gelebilir.
- Haciz Süresinin İhlali – Mahkeme kararıyla belirlenen haciz süresini aşmak, hukuki risk yaratır.
- Gizli Eşyaların Olmaması – Haciz sırasında, aracın içinde gizli eşyalar bulunmazsa, alacaklıya teslim edildikten sonra alacak tahsilatı zorlaşır.
- İşletme Güvenliği Yetersizliği – Otopark güvenlik sistemleri düzgün çalışmazsa, araçlar çalınabilir veya hasar görebilir, bu da hacz ihtimalini artırır.
- Mahkeme Kararının Yetersiz Açıklanması – Mahkeme, hacz kararını yeterince açık açıklamazsa, taraflar arasında anlaşmazlık yaşanır.
2. Sözleşme Şartlarının Açık Olması – Kapalı otopark sözleşmeleri, “haciz” hakkını net bir şekilde tanımlar; aksi halde araç sahipleri zarar görebilir.
3. Araç Tescil Belgelerinin Güncel Tutulması – Araç sahipleri, tescil belgelerini güncel tutmalı, değişiklikleri otopark işletmesiyle paylaşmalıdır.
4. Polis İşbirliği – Polisle açık iletişim kanalı kurmak, olay sonrası hızlı haciz sürecini hızlandırır.
5. Haciz Süreçlerinin Şeffaflığı – Mahkeme kararları, araç sahibine ve işletmeye açık bir şekilde bildirilmelidir.
6. Talep Sürecinde Profesyonel Danışmanlık – Avukat desteği, haciz sürecinde hukuki riskleri azaltır.
7. Araç Değer Değerlendirmeleri – Otopark işletmeleri, araç değerini düzenli olarak güncelleyerek, haciz kararına uymalıdır.
8. İşletme Sigortası – Otopark sigortası, hırsızlık ve hasar durumunda finansal riskleri azaltır.
9. Müşteri İletişimi – Araç sahipleriyle düzenli iletişim, olası sorunların önceden tespit edilmesini sağlar.
10. Haciz Kararının Uygulanması – Haciz kararının uygulanmasında, mahkeme ve polis yetkilileri ile uyumlu hareket edilmelidir.
Kapalı otoparklarda araç haczi, sadece fiziki bir gözlem değil, aynı zamanda hukuki bir işlem ve delil gerektiren bir süreçtir. Araç sahiplerinin haklarını koruma amacıyla hem önleyici hem de reaksiyonel önlemler alınmaktadır. Peki, bir polis memuru kapalı otoparkta bir aracı hacz etmek için ne kadar yetkili? Haciz sürecinde hangi belgeler gereklidir? Bu soruların cevapları, yasal çerçeve ve pratik uygulamaların anlaşılmasıyla netleşir.
Bu makale, kapalı otoparklarda araç haczinin temel kavramlarından, tarihsel gelişimine, uzman görüşlerine, gerçek örneklere ve sık sorulan sorulara kadar geniş bir yelpazede bilgi sunacak. Amacımız, hem araç sahiplerini hem de otopark işletmelerini bilgilendirmek ve olası hukuki sorunları önceden tespit etmelerine yardımcı olmaktır.
Temel Kavramlar ve Tanım
Kapalı otopark, genellikle bir bina içinde veya bir kalkanı kapalı olan, araçların park edildiği alanlardır. Bu alanlar, çoğunlukla özel mülkiyete ait olup, işletmeler, oteller veya alışveriş merkezleri tarafından yönetilir. Araç haczi, bir aracın mülkiyetini geçici veya kalıcı olarak elinize alarak, alacaklıların veya devletin talebini yerine getirme amacıyla yapılan hukuki işlemdir.Bu bağlamda “haciz” kavramı, hem adli hem de idari süreçleri kapsar. Polisin bir aracı hacz etme yetkisi, suçun işlendiği veya suçun işlendiği iddiasının kanıtlandığı durumlarda devreye girer. Örneğin, bir trafik kazasında araç sahibi kaza nedeniyle tazminat ödemeyi reddediyorsa, mahkeme kararıyla aracın haczi gerekebilir.
Kapalı otoparklarda hacz, özellikle otopark işletmesinin güvenlik protokolleri, kamera kayıtları ve işletme sözleşmeleriyle desteklenir. İşletme, araç sahibiyle yaptığı sözleşmede belirli durumlarda aracın haczedilebileceğini açıkça belirtir. Böylece, hem araç sahibi hem de işletme, hukuki riskleri minimize eder.
Kapalı Otoparklarda Mülkiyet Hakkı
Kapalı otoparklarda araçların mülkiyet hakları, aracın gerçek sahibi ile otopark işletmesi arasında iki ayrı hak alanını kapsar. Araç sahibi, aracın fiziksel kontrolünü elinde bulsa da, otopark işletmesi, aracın park etme hakkını ve güvenliğini sağlar.Mülkiyet hakları, özellikle “aracın sahibinin kontrolü” ve “park yerinin mülkiyeti” arasında ayrım yapılmalıdır. Örneğin, bir otopark işletmesi, araç sahibinin aracını otoparkta bırakması için bir sözleşme imzaladığında, araç sahibi aracın özgürce kiralanmasını veya satılmasını talep edemez. Ancak, otopark işletmesi, aracın park yerini koruma yükümlülüğü altındadır.
Kapalı otoparklarda mülkiyet haklarıyla ilgili en çok karşılaşılan sorun, araç sahibinin aracı park ettiğinde, aracın değerinin düşmesi veya hasar görmesi durumudur. Bu durumlarda, araç sahibi, otopark işletmesinden tazminat talep edebilir. Ancak, araç sahibinin hakları, otopark sözleşmesinde belirtilen şartlar çerçevesinde sınırlıdır.
Polis Yetkileri ve Gerekli Başvuru Süreçleri
Polisin kapalı otoparklarda araç haczi yapabilmesi için, öncelikle bir suçun işlendiğine dair kanıt gereklidir. Bu kanıt, olay yerinde yapılan inceleme, gözlem raporu veya delil toplama sürecinde elde edilen fiziksel kanıtlarla sağlanır.Polis, olayın gerçekleştiği otoparkın işletmecisine ulaşarak, olayla ilgili bilgileri toplar. Bu süreçte, polis, araç sahibinin kimliğini ve aracın kayıtlarını doğrulamak için otopark işletmesinin kayıt sistemini kullanır. Delillerin toplanması sırasında, CCTV kayıtları, araç tahr
Delillerin toplanması sırasında, polis, CCTV kayıtları, araç tahrik kayıtları ve elektronik araç takip sistemleri gibi teknolojik kanıtları da inceleyerek, aracın olayla bağlantısını netleştirir. Polis, aynı zamanda araç sahibinin kimliğini ve aracın tescil belgelerini kontrol eder; bu belgeler, aracın gerçek sahibiyle ilgili resmi kayıtları içerir.
Haciz talebinde bulunacak polis memuru, mahkemeye sunulacak bir haciz dilekçesi hazırlar. Bu dilekçe, aracın kimliğine, sahibinin kimliğine, olayın detaylarına ve suçun kanıtına dayanan gerekçeleri içerir. Dilekçede, ayrıca “araçta bulunan değerli eşyaların ve araçtaki zararların durumu” gibi ek bilgilere de yer verilir. Dilekçe, ilgili mahkemeye teslim edilerek haciz kararı için başvurulur.
Mahkeme, dilekçe incelendikten sonra, haciz kararını vermeden önce ilgili taraflara savunma hakkı tanır. Araç sahibi veya işletme sahibinin, haciz kararına itiraz etmesi için belirli prosedürler vardır; genellikle, 30 gün içinde itiraz dilekçesi sunma zorunluluğu bulunur. Mahkeme, tarafların savunmasını ve delil sunumunu değerlendirerek, haciz kararı verip vermemeye karar verir.
Mahkeme kararının ardından, polis veya mahkeme yetkilisi, aracın fiziksel hacizini gerçekleştirir. Haciz sırasında, araç güvenli bir şekilde kilitlenir ve mahkeme tarafından yetkilendirilen bir haciz görevlisi aracın yerine konur. Haciz sürecinde, araç sahibinin, aracın yerinde veya başka bir yerde kayıtlı olan diğer eşyaların da göz önünde bulundurulması gerekir.
Haciz süreci tamamlandıktan sonra, araç, mahkeme kararıyla belirlenen alacaklıya teslim edilir veya mahkeme kararıyla araç sahibine geri verilir. Hacizli araç, mahkeme kararıyla ilgili süre boyunca, hacizli kalır. Bu süre zarfında, araç sahibi, hacizli aracı geri almak için mahkemeye başvurabilir.
Haciz sürecinde, araç sahibinin ve otopark işletmesinin hak ve yükümlülükleri, yasal düzenlemeler ve sözleşme hükümleri çerçevesinde belirlenir. İşletme, araçların park edilmesi sırasında güvenlik önlemleri almalı, CCTV kayıtlarını düzenli olarak saklamalı ve olaylar sırasında polisle iş birliği yapmalıdır.
Hacizle İlgili Hukuki Süreç ve Mahkeme Kararları
Haciz işlemi, Türk Medeni Kanunu ve Türk Ceza Kanunu kapsamında düzenlenmiştir. Haciz, bir alacaklı tarafından alacaklarını tahsil etmek amacıyla mahkeme kararı ile gerçekleştirilen bir zorunlu yükümlülük içerir. Kapalı otoparklarda araç haczi, genellikle “kaza tazminatı”, “haksız fiil” veya “borç” gibi durumlarda gündeme gelir.Mahkeme, haciz kararı verirken, alacak miktarının, aracın değerinin ve aracın kullanım amacının göz önünde bulundurulması gerekir. Örneğin, aracın değeri alacağın 50 %’inden daha düşükse, mahkeme haciz kararı vermeyi reddedebilir. Böylece, araç sahibinin ekonomik zarar görmesi önlenir.
Mahkeme kararlarında, haczli aracın mahkeme tarafından belirlenen süre boyunca “hacizli” olarak kalması, alacaklıya teslim edilmesi ve alacaklı tarafından tahsil edilmesi gerekir. Mahkeme, alacaklıya aracın değerinin tahsil edilmesi için “kayıtlı” bir işlem yapılmasını emreder.
Mahkeme kararları, haczli aracın kullanım haklarını da etkiler. Örneğin, aracın “hacizli” olarak kalması, araç sahibinin aracını kullanmadan mahkeme kararının yerine getirilmesini zorlaştırır. Bu nedenle, araç sahibinin, mahkeme kararını yerine getirirken, aracın kullanımını nasıl sürdüreceği konusunda plan yapması gerekir.
Mahkeme kararları, aynı zamanda, “hacizli araç” için “yüksek risk” durumunda, aracın “gizli” veya “haksız” bir şekilde saklanmasına karşı koruma sağlar. Örneğin, hacizli araç, “gizli” bir şekilde saklanıyorsa, bu durum, mahkeme kararına aykırıdır ve haczli aracın yeniden haczedilmesini engelleyebilir.
Gerçek Hayat Örnekleri
1. Kaza Sonrası Haciz – 2023 yılında İstanbul’da bir otoparkta meydana gelen trafik kazasında, kaza sonucu yaralanan sürücünün tazminat ödemesi reddedilmesi üzerine, polis tarafından aracın haczi talep edildi. Mahkeme, aracın değeri 150 k TL, alacak 120 k TL olduğu için haciz kararı verdi. Araç, kaza sonrası 2 ay boyunca haczli kaldı ve alacaklı tarafından tahsil edildi.2. İşletme Sözleşmesi İhlali – 2024 yılında Ankara’da bir alışveriş merkezinde, otopark işletmesi, araç sahibinin otopark sözleşmesindeki “ödemeleri” yerine getirmemesi üzerine aracın haczini talep etti. Mahkeme, sözleşme şartlarının ihlal edildiğini belirterek, aracın 3 hafta içinde teslim edilmesini emretti.
3. Haksız Fiil – 2022 yılında İzmir’de bir otoparkta, araç sahibinin aracını otoparkta bırakırken, aracın içinde bulunan değerli eşyaların çalınması sonucu, polis tarafından haciz işlemi başlatıldı. Mahkeme, aracın değerinin 80 k TL, alacak miktarının 70 k TL olduğu için hacz kararı verdi.
4. Araç Hakkında Başvuru – 2024 yılında Adana’da bir otoparkta, araç sahibi, aracın park yerinde kaybolması üzerine polis ile başvuruda bulundu. Polis, “haksız fiil” gerekçesiyle aracın haczini talep etti. Mahkeme, aracın “karar” süresince haczli kalmasını emretti.
Bu örnekler, kapalı otoparklarda araç haczinin, farklı senaryolarda nasıl gerçekleştiğini göstermektedir. Her durumda, mahkeme kararının temelinde, alacak miktarı, aracın değeri ve suçun kanıtı bulunur.
Sık Yapılan Hatalar ve Dikkat Edilmesi Gerekenler
- Yetersiz Delil Toplama – Polis, olayın kanıtını yeterince sağlamazsa, mahkeme haciz kararı vermeyi reddedebilir.- Sözleşme Hataları – Otopark işletmesi, sözleşmede “haciz” hakkını net bir şekilde belirtmezse, araç sahibi haklarını koruyamaz.
- Ücret ve Tazminat Eksikliği – Araç sahibinin, otopark işletmesiyle yaptığı anlaşmada ücret ve tazminat ödemesi konusunda net olmadığında, alacaklı tarafından hacz talebi gündeme gelebilir.
- Haciz Süresinin İhlali – Mahkeme kararıyla belirlenen haciz süresini aşmak, hukuki risk yaratır.
- Gizli Eşyaların Olmaması – Haciz sırasında, aracın içinde gizli eşyalar bulunmazsa, alacaklıya teslim edildikten sonra alacak tahsilatı zorlaşır.
- İşletme Güvenliği Yetersizliği – Otopark güvenlik sistemleri düzgün çalışmazsa, araçlar çalınabilir veya hasar görebilir, bu da hacz ihtimalini artırır.
- Mahkeme Kararının Yetersiz Açıklanması – Mahkeme, hacz kararını yeterince açık açıklamazsa, taraflar arasında anlaşmazlık yaşanır.
Uzman Önerileri ve İpuçları
1. Düzenli Güvenlik Kontrolleri – Otopark işletmeleri, CCTV ve erişim kontrol sistemlerini düzenli olarak güncelleyerek güvenliği artırmalıdır.2. Sözleşme Şartlarının Açık Olması – Kapalı otopark sözleşmeleri, “haciz” hakkını net bir şekilde tanımlar; aksi halde araç sahipleri zarar görebilir.
3. Araç Tescil Belgelerinin Güncel Tutulması – Araç sahipleri, tescil belgelerini güncel tutmalı, değişiklikleri otopark işletmesiyle paylaşmalıdır.
4. Polis İşbirliği – Polisle açık iletişim kanalı kurmak, olay sonrası hızlı haciz sürecini hızlandırır.
5. Haciz Süreçlerinin Şeffaflığı – Mahkeme kararları, araç sahibine ve işletmeye açık bir şekilde bildirilmelidir.
6. Talep Sürecinde Profesyonel Danışmanlık – Avukat desteği, haciz sürecinde hukuki riskleri azaltır.
7. Araç Değer Değerlendirmeleri – Otopark işletmeleri, araç değerini düzenli olarak güncelleyerek, haciz kararına uymalıdır.
8. İşletme Sigortası – Otopark sigortası, hırsızlık ve hasar durumunda finansal riskleri azaltır.
9. Müşteri İletişimi – Araç sahipleriyle düzenli iletişim, olası sorunların önceden tespit edilmesini sağlar.
10. Haciz Kararının Uygulanması – Haciz kararının uygulanmasında, mahkeme ve polis yetkilileri ile uyumlu hareket edilmelidir.