İlamsız İcra Takibine İtiraz Dilekçesi Örneği

İcra ve hukuk süreçleri, borç takibi ve hukuki danışmanlık forumu. Sorularınızı sorun, uzmanlardan yanıt alın.

CoralRhythm

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 1
Çözümler 0
Katılım
26 Tem 2026
Mesajlar
422
Tepkime puanı
0
CoralRhythm
Diyelim ki kapına bir ödeme emri geldi, üstünde “İlamsız İcra Takibi” yazıyor. Vallahi o an dünyanın başına yıkılması kadar kötü bir his, biliyorum. Ama bak, bu yazıyı okuduğuna göre daha iş işten geçmemiş demektir; çünkü asıl mesele bu kâğıdın eline ulaşması değil, ondan sonra ne yaptığın. O kâğıdı görür görmez borçlu olduğunu kabul etmek zorunda değilsin, abi. Haksız bir takip olabilir, borç miktarı yanlış olabilir, hatta o borç hiç sana ait olmayabilir. İşte tam burada devreye itiraz dilekçesi giriyor ve bu dilekçe, elindeki en kuvvetli silah. Şimdi sana bunu nasıl kullanacağını, hangi sürelerin seni beklediğini ve dilekçenin nasıl yazılması gerektiğini en sade haliyle anlatacağım.

Önce şu “ilamsız” kelimesine takılma, kulağa teknik geliyor ama aslında çok basit: ortada henüz bir mahkeme kararı yok, yani icra dairesi alacaklının tek taraflı beyanıyla harekete geçmiş demektir. Alacaklı diyor ki “bana şu kadar borcu var”, icra dairesi de sana bir ödeme emri gönderiyor ve diyor ki “ya borcunu öde ya da itiraz et”. İşte bu itiraz hakkını kullanmak için ödeme emrinin tebliğinden itibaren tam yedi günün var, hafta sonu bayram demeden işleyen bir süre bu. Yedi günü kaçırırsan, ne yazık ki borcu olduğu gibi kabul etmiş sayılıyorsun ki bu en son isteyeceğin şey. O yüzden ilk işin takvime bakmak olmalı; süreyi hesapla, dilekçeni hazırla ve yedi gün dolmadan icra dairesine ver. Bir de şu var: dilekçeyi bizzat götürüp elden verebilirsin, hatta günümüzde UYAP üzerinden de gönderilebiliyor ama hang...ama hangi yöntemi seçersen seç, sakın süreyi son güne bırakma. Çünkü o yedi gün bitti mi, itiraz hakkın da bitti demektir; sonra ne kadar haklı olursan ol, borcu inkar edemezsin, malvarlığına haciz gelir, maaşına bloke konur... İşte o zaman “keşke” demekten başka çaren kalmaz. O yüzden daha bugünden, hatta şu an masaya oturup dilekçeyi yazman en doğrusu. Üşenme, erteleme, çünkü bu işler öyle “yarın hallederim” diye yürümez, abi. Yarın dediğin şey bazen pazartesiye, pazartesi de bir sonraki haftaya kayar... sonra bakmışsın ki süre dolmuş, iş işten geçmiş.

Gelelim dilekçenin içeriğine, çünkü birçok insan “hangi dilekçe?” diye panikliyor ama aslında göründüğü kadar karışık değil. Önce dosya numarasını, icra dairesinin adını, alacaklının ve senin adını yazacaksın; sonra konuya “itiraz” olduğunu belirtip kısa ve net bir şekilde borca itiraz ettiğini söyleyeceksin. Burada uzun uzun hikaye anlatmana gerek yok, vallahi billahi derdini anlatacaksın ama resmi bir üslupla. “Borçlu bulunmadığımı beyan ederim” gibi cümleler iş görür; illa avukat olmana gerek yok. İmzanı at, tarihi koy, adresini yaz ve dilekçeyi icra dairesine teslim et. Gerisi zaten kanunun işleyişine kalıyor.

Peki, itiraz ettikten sonra ne olacak, hiç merak ettin mi? Bir kere icra takibi o anda durur, yani haciz vs. yapılamaz, hiçbir şey satılamaz, maaşına dokunulmaz. Ama iş burada bitmiyor, çünkü alacaklı aslında senin itirazına itiraz edebilir; bu sefer dosya mahkemeye taşınır ve sen de artık orada ifade verirsin. O ayrı bir süreç, onu şimdi anlatmamın bir faydası yok; ama şunu bil ki itiraz etmekle aslında kendine zaman kazandın, nefes aldın ve haklıysan davayı kazanma şansın doğdu. Bazı insanlar “itiraz edersem başım daha çok derde girer” diye düşünüyor, yanılıyorlar; çünkü itiraz etmek senin hakkın, hem de anayasal bir hak. Kullanmamak, o borcu sırtına yüklenmek demek ki asıl tehlike o.

Bir de şu var: itiraz dilekçenin içinde sadece “borca itiraz” yazmak zorunda değilsin, dilersen yetkiye de itiraz edebilirsin. Mesela icra takibi İstanbul’da açılmış ama sen Ankara’da mı oturuyorsun? O zaman “yetkili icra dairesi benim oturduğum yerin icra dairesidir” diyerek takibin iptalini isteyebilirsin. Hatta borcun bir kısmına itiraz edebilirsin, tamamına değil; yani borcun yarısı seninse yarısını kabul edip yarısına itiraz edebilirsin. Ama dikkat et, bu işleri tek başına yaparken “ben biliyorum” deme, çünkü ufak bir detay her şeyi değiştirebilir. İmkanın varsa bir avukata danış, olmadı adliyedeki adli yardım bürosuna git, orada ücretsiz yol gösteriyorlar, vallahi doğru söylüyorum. Ben gazetecilik yıllarımda çok insan gördüm, bir dilekçe yüzünden yıllarca süren dosyalarla uğraştı; oysa ilk gün doğru yazılmış bir itiraz her şeyi kökten çözebilirdi. Şimdi kalk ve şu dilekçeyi hazırla, çünkü bekleyen her gün aleyhine işler. Ne demişler, “dava güneşi üzerine doğmaz”... öyle işte, hadi bakalım.
 
Geri