İcra ve İflas Kanunu'nda Zamanaşımı Süreleri

İcra ve hukuk süreçleri, borç takibi ve hukuki danışmanlık forumu. Sorularınızı sorun, uzmanlardan yanıt alın.

MalachiteCrescendo

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 1
Çözümler 0
Katılım
26 Tem 2026
Mesajlar
416
Tepkime puanı
0
MalachiteCrescendo
Bir alacaklı olarak borçlunun mal varlığına hukuk yoluyla el koyma hakkınız hiçbir zaman sonsuz değildir. İcra ve İflas Kanunu, alacaklı ile borçlu arasındaki bu hassas dengeyi korumak için zamanaşımı müessesini getirmiştir. Borçlunun bir gün ödeyemez hale gelmesiyle veya ödeme gücünü kaybetmesiyle başlayan süreç, aslında bir hukuki savaştır. İşte bu savaşın en kritik cephelerinden biri, zamanı yakalamaktır.

Zamanaşımı, sadece bir süre kısıtlaması değildir; aynı zamanda hukuk düzeninin istikrarını, kayıtların güvenilirliğini ve borçlunun haklı beklentisini korur. Uzun yıllar boyunca hareketsiz kalan bir alacak hakkının, kanun tarafından tüketilmesine izin verilmez. Peki ama bu süre ne kadar? İcra takibinde hangi adımda durur, hangi adımda yeniden başlar? Kambiyo senedi ile adi alacak arasında nasıl bir fark var? Bu sorular yanıtlanmadığında, haklı alacaklı mağdur olabilir veya borçlu haksız bir baskı altında kalmaya devam edebilir.

Her gün binlerce icra dosyası açılıyor, ancak bunların önemli bir kısmı zamanaşımı nedeniyle kapanıyor. Bu nedenle gerek avukatlar gerekse bireysel alacaklılar, zamanaşımı sürelerini bilmek ve bu sürelere uygun hareket etmek zorundadır. Sadece bir günlük gecikme bile, yıllar süren emeğin boşa gitmesine yol açabilir. İşte bu makalede, İcra ve İflas Kanunu’ndaki zamanaşımı sürelerini adım adım, somut örneklerle ve güncel yargı kararları ışığında ele alacağız.

Temel Kavramlar ve Tanım​


İcra ve İflas Kanunu (İİK) bağlamında zamanaşımı, alacaklının belirli bir süre içinde hakkını talep etmemesi halinde, borçlunun bu sürenin geçtiğini ileri sürerek ifa yükümlülüğünden kurtulmasını sağlayan bir hukuki kurumdur. Bu süreler, alacak türüne (adi alacak, kambiyo senedi, ilama bağlı alacak vb.) göre değişir ve hem maddi hukuk (Türk Borçlar Kanunu) hem de usul hukuku (İİK) tarafından düzenlenir.

Zamanaşımı, borcu ortadan kaldırmaz; sadece borçluya bir defi hakkı verir. Yani borçlu dava veya takip sırasında zamanaşımı itirazında bulunmazsa, alacaklı yine alacağını tahsil edebilir. Ancak itiraz halinde mahkeme veya icra dairesi zamanaşımını re’sen dikkate almaz; bu bir savunma aracıdır. Örneğin, 10 yıl önce düzenlenmiş bir çekin ibraz edilmemesi halinde, çek alacaklısı ancak kambiyo senetlerine özgü 3 yıllık zamanaşımı süresi içinde takip başlatmalıdır. Aksi takdirde borçlu, “bu çek zamanaşımına uğramıştır” diyerek takibin iptalini isteyebilir.

Önemli bir ayrım: İcra takibi sırasında takip zamanaşımı (İİK m.39) ve alacak zamanaşımı (TBK’daki süreler) farklı kavramlardır. Takip zamanaşımı, icra dairesindeki işlemlerin (örneğin ö
deme emri tebliği, haciz talebi veya satış talebi) belirli bir süre içinde yenilenmemesi halinde takibin düşmesi anlamına gelir. İİK m.39’a göre, bir icra takibinde son işlem tarihinden itibaren bir yıl içinde yeni bir işlem yapılmazsa, takip zamanaşımına uğrar ve dosya işlemden kaldırılır. Bu süre, alacaklının takibi canlı tutma yükümlülüğüdür; aksi halde borçlu, takibin düşmesini talep edebilir. Ancak bu, alacağın kendisinin zamanaşımına uğradığı anlamına gelmez; alacaklı, yeni bir takip başlatma hakkını kaybetmez (Tabii alacak zamanaşımı süresi de dolmamışsa).

Zamanaşımı kavramının doğru anlaşılması, pratikte en sık yapılan hataların önüne geçer. Örneğin, bir alacaklı elinde 2018 yılında imzalanmış bir adi senet bulunduruyorsa, bu senede dayalı takibi 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde başlatmalıdır. Aksi halde borçlu, "On yıl geçti, bu alacak zamanaşımına uğradı" diyerek takibin iptalini sağlayabilir. Benzer şekilde, bir çekin ibraz süresi ve zamanaşımı süresi ayrı ayrı hesaplanmalıdır. Çekin bankaya ibrazı 10 gün içinde yapılmazsa, çekin kambiyo vasfı kaybolur; ancak alacak hala adi alacak olarak varlığını sürdürebilir. İşte bu nüansları bilmek, alacaklıyı mağduriyetten kurtarır.

Adi Alacaklarda Zamanaşımı Süreleri​


Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesi uyarınca, kanunda aksine bir düzenleme bulunmayan her alacak, on yıllık zamanaşımına tabidir. Adi senetler, sözlü sözleşmeler, haksız fiilden doğan alacaklar (2 yıl ve 10 yıl gibi farklı süreler olsa da), kira alacakları (5 yıl) gibi durumlarda süreler farklılık gösterir. Ancak en yaygın olanı, herhangi bir özel süre öngörülmemiş adi alacakların 10 yılda zamanaşımına uğramasıdır.

Bu sürenin başlangıcı, alacağın muaccel (istenebilir) hale geldiği andır. Örneğin, bir mal satışı sözleşmesinde teslimat tarihi 1 Mart 2020 ise ve ödeme koşulu "teslimatta peşin" ise, alacak 1 Mart 2020’de muaccel olur ve zamanaşımı süresi de o tarihten itibaren işlemeye başlar. 10 yıl sonra, yani 1 Mart 2030’da zamanaşımı tamamlanır. Borçlu, bu tarihten sonra açılacak bir davada zamanaşımı def’i ileri sürebilir.

Ancak bu süre, borçlunun alacağı ikrar etmesi, kısmi ödeme yapması veya faiz ödemesi gibi hallerde kesilir ve yeniden işlemeye başlar. Kesilme anı, sürenin sıfırlanması anlamına gelmez; mevcut sürenin işlemesi durur ve kesilme sebebinin ortadan kalkmasıyla kaldığı yerden devam eder. Örneğin, 8 yıl geçtikten sonra borçlu 100 TL’lik bir ödeme yaparsa, bu ödeme zamanaşımını keser ve kalan 2 yıllık süre yeniden başlar. Bu noktada dikkat edilmesi gereken, ödemenin borcun tamamına ilişkin olup olmadığıdır; kısmi ödeme dahi zamanaşımını keser.

Kambiyo Senetlerinde Zamanaşımı Süreleri (Çek, Bono, Poliçe)​


Kambiyo senetleri, ticari hayatın en hızlı ve güvenilir araçlarıdır. Bu nedenle zamanaşımı süreleri daha kısadır. Çeklerde düzenleme tarihinden itibaren 3 yıl (TTK m.732), bonolarda (emre muharrer senet) vade tarihinden itibaren 3 yıl (TTK m.662), poliçelerde ise yine 3 yıllık bir zamanaşımı süresi bulunur. Ancak bu süreler, senedin kambiyo vasfını koruduğu sürece geçerlidir.

Pratikte en sık karşılaşılan sorun, çeklerin ibraz edilmemesidir. Bir çek düzenlendikten sonra 10 gün içinde bankaya ibraz edilmezse, çek kambiyo senedi olma özelliğini kaybeder ve adi alacak haline dönüşür. Bu durumda zamanaşımı süresi 3 yıl değil, 10 yıl olur mu? Hayır. Bu noktada Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, ibraz süresi geçirilmiş bir çek, sadece adi alacak belgesi haline gelir ve alacak 10 yıllık zamanaşımına tabi olur. Ancak çekin arkasında "ciro" varsa, cirantalar için durum farklı olabilir. Örneğin, 2018’de düzenlenmiş bir çek 2020’de bankaya ibraz edilmişse, bu süre içinde ibraz edildiği için çek kambiyo vasfını korur ve zamanaşımı süresi 2020’den itibaren 3 yıl olur.

Bonolarda (bono) durum biraz daha esnektir. Bono vadesi bellidir; vade tarihinden itibaren 3 yıl boyunca kambiyo takibi yapılabilir. Vade geçtikten sonra 3 yıl dolduğunda, sadece kambiyo takibi düşer; alacaklı yine adi takip yapabilir. Ancak bu sefer süre, TBK’daki 10 yıllık süreye tabi olur. Bu nedenle elinde bono bulunan alacaklı, önce kambiyo takibini denemeli, eğer zamanaşımı süresi geçmişse adi takip yoluna başvurmalıdır. Avukatlar sıklıkla bu iki yol arasında tercih yaparken, süreleri dikkatlice hesaplamak zorundadır.

İlama Bağlı Alacaklarda (Mahkeme Kararı) Zamanaşımı​


Mahkeme kararıyla sabit hale gelmiş alacaklar (ilam), diğer alacaklara göre daha güçlüdür. İlamlı takip, İİK m.32 uyarınca 10 yıl boyunca herhangi bir zamanaşımına tabi olmaksızın yapılabilir. Ancak bu, alacağın sonsuza kadar zamanaşımına uğramayacağı anlamına gelmez. TBK m.156 uyarınca, ilama bağlı alacaklar da 10 yıllık zamanaşımına tabidir, ancak bu süre ilamın kesinleştiği tarihten değil, alacağın muaccel olduğu andan itibaren işler. Uygulamada Yargıtay, ilamlı takiplerde zamanaşımı süresini 10 yıl olarak kabul etmektedir.

Örneğin, bir mahkeme kararıyla 100.000 TL’lik alacağa hükmedilmiş ve karar 2015 yılında kesinleşmişse, alacaklı 2025 yılına kadar ilamlı takip yapabilir. 2025’ten sonra yapılacak takipte, borçlu zamanaşımı def’i ileri sürebilir. Ancak burada önemli bir nokta, ilamlı takiplerde borçlunun itiraz hakkının sınırlı olmasıdır. Borçlu, ancak ilamın kesinleşmesinden sonraki ödemeleri veya ibrayı ileri sürebilir; alacağın esasına ilişkin itirazda bulunamaz.

İlamlı takiplerde zamanaşımının kesilmesi, normal takiplere göre daha kolaydır. Alacaklının icra dairesine yapacağı herhangi bir talep (haciz, satış, ödeme emri tebliği) süreyi keser. Bu nedenle avukatlar, müvekkillerinin alacaklarını canlı tutmak için periyodik olarak icra dosyasına işlem yapmalarını önerir. Aksi halde, 10 yıl boyunca hiçbir işlem yapılmamış bir ilam, zamanaşımına uğrar ve borçlu bu def’i ile takibi durdurabilir.

İcra Takibinde Zamanaşımı (İİK m.39)​


İcra takibinin kendine özgü bir zamanaşımı vardır. İİK m.39, "Takip zamanaşımı" başlığını taşır ve şu kuralı getirir: Bir icra takibinde son işlem tarihinden itibaren bir yıl içinde yeni bir işlem yapılmazsa, takip zamanaşımına uğrar. Bu durumda icra müdürü dosyayı işlemden kaldırır. Ancak alacaklı, zamanaşımı süresi dolmamışsa (yani alacağın esasına ilişkin süre henüz geçmemişse) yeni bir takip başlatabilir.

Bu bir yıllık süre, pratikte sıklıkla gözden kaçar. Özellikle büyük hacimli dosyalarda, alacaklı veya vekili bir yıl boyunca hiçbir işlem yapmazsa, takip kendiliğinden düşer. Ne yazık ki bu, borçluya bir avantaj sağlar; çünkü yeni bir takip başlatmak için yeniden harç ve masraf ödenmesi gerekir. Ayrıca, yeni takipte borçlu yeniden itiraz edebilir ve bu itirazın kaldırılması için yeniden dava açılması gerekebilir. Bu nedenle icra takibinde "son işlem" kavramını iyi bilmek gerekir.

Son işlem, ödeme emri tebliği, haciz talebi, satış talebi, kıymet takdiri talebi gibi takibin ilerlemesine yönelik her türlü işlemdir. Örneğin, 2023 Ocak ayında haciz yapılmış ve 2024 Ocak ayına kadar hiçbir
işlem yapılmamışsa, takip 2024 Ocak ayı sonunda zamanaşımına uğrar. Bu durumda borçlu, icra dairesine başvurarak takibin düşürülmesini talep edebilir. Alacaklı ise, alacak zamanaşımı süresi henüz dolmamışsa (örneğin 10 yıllık süre içindeyse), aynı alacak için yeni bir takip başlatabilir. Ancak bu yeni takip, eski takipteki hacizlerin ve sıranın kaybolması anlamına gelir; bu nedenle alacaklı, özellikle birden fazla alacaklının bulunduğu dosyalarda büyük zarar görebilir.

Takip zamanaşımının kesilmesi, alacaklının dosyaya yeni bir talep vermesiyle mümkündür. Örneğin, bir yıl dolmadan önce icra müdürlüğüne "borçlunun adres araştırması yapılması" talebi verilmesi, süreyi keser. Ancak sadece dosyaya yazılı bir dilekçe vermek yeterli değildir; bu talebin icra müdürü tarafından işleme konulması gerekir. Yargıtay, soyut talepleri değil, somut işlemleri esas alır. Bu nedenle avukatlar, müvekkillerinin dosyalarını düzenli olarak kontrol etmeli ve her yıl en az bir kez somut bir işlem (haciz talebi, satış talebi, kıymet takdiri talebi) yapmalıdır.

İflas Takibinde Zamanaşımı ve İflasın Ertelenmesi Süreleri​


İflas takibi, İcra ve İflas Kanunu’nun 154. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. İflas yoluna başvurmak için genel iflas yoluyla takipte, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde borçlunun itiraz etmemesi veya itirazın kaldırılması halinde iflas kararı istenebilir. Ancak iflasın zamanaşımı, alacaklının takip talebinde bulunmasıyla başlar ve takibin her aşamasında takip zamanaşımı (İİK m.39) geçerlidir.

İflasın ertelenmesi kurumu ise, borçlu şirketin mali durumunun düzeltilme umudu bulunması halinde mahkeme tarafından verilen bir süredir. Bu süre içinde alacaklıların takip yapması engellenir. İflasın ertelenmesi kararı, zamanaşımını keser ve erteleme süresi boyunca süre işlemez. Örneğin, bir şirket hakkında 2022 yılında iflasın ertelenmesi kararı verilmiş ve 2024 yılında bu karar kaldırılmışsa, aradaki 2 yıl zamanaşımı süresine eklenmez; süre kaldığı yerden devam eder. Bu, alacaklılar için önemli bir koruma sağlar.

İflasın tasfiyesi aşamasında ise alacaklıların kayıt yaptırma süresi (masaya kayıt süresi) genellikle 2 aydır. Bu süre içinde kayıt yaptırmayan alacaklı, iflas masasına başvurma hakkını kaybeder. Ancak bu durum, alacağın kendisinin zamanaşımına uğradığı anlamına gelmez; alacaklı, iflasın kapanmasından sonra da borçluya karşı takip yapabilir (borçlu iflas ettiği için genellikle bir anlam ifade etmez, ancak iflasın kalkması halinde mümkündür). İflas hukukunda zamanaşımı, adi takibe göre daha karmaşıktır ve mutlaka uzman bir avukatla çalışılması önerilir.

Tasarrufun İptali Davaları ve Zamanaşımı​


İcra ve İflas Kanunu’nun 277-284. maddeleri arasında düzenlenen tasarrufun iptali davası, borçlunun alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla yaptığı hukuki işlemlerin (bağış, satış, ipotek gibi) iptal edilmesini sağlar. Bu davanın zamanaşımı süresi, İİK m.284 uyarınca "dava konusu tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren 5 yıl"dır. Ancak bu süre, alacaklının borçluyu tanımasıyla başlamaz; nesnel bir süredir. Yani borçlu, 2018 yılında bir malını üçüncü kişiye satmışsa, alacaklı 2023 yılına kadar iptal davası açabilir.

Bu süre, takip türüne göre değişiklik gösterebilir. Aciz vesikasına bağlı alacaklarda, aciz vesikasının düzenlenmesinden itibaren 1 yıl içinde dava açılması gerekir (İİK m.280). Ancak bu 1 yıllık süre, 5 yıllık genel süre ile birlikte değerlendirilir. Uygulamada sık yapılan bir hata, alacaklının aciz vesikası aldıktan sonra uzun süre beklemesi ve 1 yıllık süreyi kaçırmasıdır. Örneğin, 2020 yılında aciz vesikası alan bir alacaklı, 2022 yılında tasarrufun iptali davası açtığında, mahkeme bu davayı "1 yıllık süre geçtiği için" reddedebilir.

Tasarrufun iptali davasının zamanaşımı süresi, dava açılmakla kesilir. Ancak davanın reddedilmesi halinde, kalan süre işlemeye devam eder. Bu nedenle alacaklı, mümkün olan en kısa sürede dava açmalı ve süreyi riske atmamalıdır. Yargıtay, bu davalarda sürelerin dar yorumlanması gerektiğini vurgulamaktadır; bu nedenle bir günlük gecikme bile davanın kaybedilmesine yol açabilir.

İstihkak Davaları ve Zamanaşımı​


İstihkak davası, haczedilen bir malın borçluya değil, üçüncü bir kişiye ait olduğu iddiasıyla açılan bir davadır. İcra ve İflas Kanunu’nun 96-99. maddeleri arasında düzenlenen bu davanın zamanaşımı süresi, haciz tarihinden itibaren 1 yıldır. Üçüncü kişi, haczin tebliğinden itibaren 7 gün içinde icra dairesine başvurarak istihkak iddiasında bulunmalı ve ardından 1 yıl içinde dava açmalıdır.

Bu süreler oldukça kısadır ve pratikte sıklıkla kaçırılır. Özellikle ticari işletmelerde, bir malın kime ait olduğu konusunda tereddütler yaşanabilir. Örneğin, bir iş makinesi borçlu şirketin deposunda bulunuyorsa, ancak kira sözleşmesiyle başka bir şirkete aitse, üçüncü kişi haczin tebliğinden itibaren 7 gün içinde icra dairesine itiraz etmeli ve ardından 1 yıl içinde mahkemede istihkak davası açmalıdır. Aksi halde, mal borçluya aitmiş gibi işlem görür ve satışa çıkarılabilir.

İstihkak davasının zamanaşımı, dava açılmakla kesilir. Mahkeme süreci devam ederken süre işlemez. Ancak davanın reddedilmesi halinde, kalan süre kaldığı yerden devam eder. Bu nedenle üçüncü kişinin, iddiasını kanıtlayacak delilleri (satış sözleşmesi, fatura, kira sözleşmesi gibi) dava açarken sunması gerekir. Avukatların çoğu, bu davalar için "haciz tarihinden itibaren 1 yıl" kuralını bir takvim uyarısı olarak kaydeder.

Olağanüstü Zamanaşımı ve Uzun Süreli Dava Süreçleri​


Bazı durumlarda, zamanaşımı süreleri olağanüstü şekilde uzayabilir veya kısalabilir. Örneğin, taksirle öldürme veya yaralamadan doğan tazminat davalarında 2 yıllık zamanaşımı süresi (TBK m.72) varken, ceza zamanaşımına bağlı olarak bu süre 5 yıla kadar uzayabilir. İcra hukukunda ise en sık karşılaşılan olağanüstü durum, borçlunun yurt dışına çıkması veya mal kaçırmasıdır. Bu durumlarda, zamanaşımı süresi işlemez (TBK m.158). Ancak bu istisna, alacaklının sürekli olarak takip yapamadığı durumlar için geçerlidir.

Bir diğer olağanüstü durum ise, alacaklının küçük olması, kısıtlı olması veya ehliyetsiz olmasıdır. Bu hallerde zamanaşımı süresi, ehliyetin kazanıldığı veya kısıtlılığın kalktığı tarihe kadar işlemez. Örneğin, bir çocuğa ait alacak 10 yıllık süreye tabiyse, bu süre çocuğun 18 yaşına girdiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Avukatlar, bu tür istisnai durumlarda müvekkillerinin mağdur olmaması için süreyi dikkatlice hesaplamalıdır.

Uzman Önerileri ve İpuçları​


1. Dosya takvimini dijital olarak tutun: Her icra dosyası için ayrı bir takvim oluşturun. Takip zamanaşımı (1 yıl) ve alacak zamanaşımı (genellikle 10 yıl veya 3 yıl) için uyarılar ekleyin. Aylık kontroller yapmak, sürelerin kaçırılmasını önler.

2. Kambiyo senedi alacaklarında süreyi asla ihmal etmeyin: Çek, bono ve poliçelerde 3 yıllık süre çok kısadır. Senedin vade tarihinden itibaren en geç 2,5 yıl içinde takip başlatın. İbraz süresi geçmişse, adi takip yolunu değerlendirin.

3. İlamlı takiplerde periyodik işlem yapın: Mahkeme kararı aldıktan sonra her yıl en az bir kez icra dosyasına somut bir talep (haciz, satış, adres araştırması) verin. Bu, takip zamanaşımını keser ve dosyayı canlı tutar.

4. Zamanaşımı def’ine karşı hazırlıklı olun: Borçlu zamanaşımı itirazında bulunduğunda, itirazın geçersiz olduğunu kanıtlamak için ödeme belgeleri, icra dosyasındaki işlemler veya yazılı ikrarları toplayın. Mahkemeye sunulacak delilleri önceden hazırlayın.

5. Tasarrufun iptali davasında 5 yılı beklemeyin: Borçlunun mal kaçırdığını öğrendiğiniz anda dava açın. Aciz vesikası aldıysanız 1 yıl içinde harekete geçin. Gecikme, davanın reddine yol açar.

6. İstihkak davasında 7 günlük süreyi unutmayın: Haciz tebliğ alındığında hemen icra dairesine başvurun ve 1 yıl içinde dava açın. Bu süreler kaçırılırsa, malınız satılabilir.

7. Kısmi ödemeleri belgeleyin: Borçlu yaptığı her kısmi ödeme, zamanaşımını keser. Bu ödemelerin banka dekontlarını, havale belgelerini veya yazılı makbuzları mutlaka saklayın. Dijital ortamda yedekleyin.

8. Yurt dışı kaynaklı alacaklarda süreleri kontrol edin: Yurt dışındaki borçlular için zamanaşımı süreleri farklı olabilir. Uluslararası sözleşmeler ve yabancı mahkeme kararlarının tenfizi gibi durumlarda mutlaka uzman bir avukattan destek alın.

9. İflas takibinde uzmanlaşın: İflas süreci, adi takibe göre daha karmaşıktır. İflasın ertelenmesi, masaya kayıt süreleri ve sıra cetveli gibi konuları iyi bilin. Borçlu şirketin mali durumu hakkında bilirkişi raporu alın.

10. Dosya kapanmış olsa bile süreyi takip edin: Takip zamanaşımına uğrayan dosyalar kapanabilir, ancak alacak zamanaşımı süresi henüz dolmamışsa yeni bir takip başlatabilirsiniz. Bu nedenle her alacak için ayrı bir süre takvimi tutun.

Sıkça Sorulan Sorular​


Bir icra takibinde zamanaşımı süresi ne kadar?​

İcra takibinin kendisine özgü zamanaşımı süresi 1 yıldır (İİK m.39). Son işlem tarihinden itibaren 1 yıl içinde yeni bir işlem yapılmazsa takip düşer. Ancak alacak zamanaşımı (TBK’daki süreler) farklıdır; bu süreler alacak türüne göre 3 yıl, 5 yıl veya 10 yıl olabilir.

Kambiyo senedinde (çek, bono) zamanaşımı süresi kaç yıldır?​

Çeklerde düzenleme tarihinden itibaren 3 yıl, bonolarda vade tarihinden itibaren 3 yıl, poliçelerde ise yine 3 yıldır (TTK m.662, 732). Bu süre kambiyo takibi için geçerlidir; süre geçtikten sonra adi takip yapılabilir.

İlamlı takiplerde zamanaşımı olur mu?​

Evet, ilamlı takiplerde de zamanaşımı olur. TBK m.156 uyarınca ilama bağlı alacaklar 10 yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre, alacağın muaccel olduğu andan itibaren işler. Ancak ilamlı takiplerde zamanaşımı def’i ileri sürüldüğünde, mahkeme alacağın esasına değil, süreye bakar.

Zamanaşımı süresini kesen işlemler nelerdir?​

Borçlunun alacağı ikrar etmesi, kısmi ödeme yapması, faiz ödemesi veya borçlu tarafından verilen yazılı taahhütler zamanaşımını keser. Ayrıca icra takibinde alacaklının yaptığı her resmi işlem (haciz talebi, satış talebi, ödeme emri) de süreyi keser. İcra dairesine yapılan soyut talepler değil, somut işlemler süreyi keser.

Tasarrufun iptali davasında zamanaşımı süresi ne kadar?​

İİK m.284 uyarınca, dava konusu tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren 5 yıldır. Aciz vesikasına bağlı alacaklarda ise aciz vesikasının düzenlenmesinden itibaren 1 yıl içinde dava açılmalıdır. Bu iki süre birlikte değerlendirilir.

İstihkak davası açma süresi kaç gün?​

Haciz tebliğ edildikten sonra 7 gün içinde icra dairesine başvurarak istihkak iddiasında bulunmalı, ardından 1 yıl içinde dava açmalısınız. Bu süreler hak düşürücü niteliktedir; kaçırılması halinde dava reddedilir.

Borçlu yurt dışına çıkarsa zamanaşımı durur mu?​

Evet, TBK m.158 uyarınca borçlunun yurt dışına çıkması, zamanaşımı süresinin işlemesini durdurmaz, ancak alacaklının takip yapamadığı durumlarda süre işlemez. Bu, mutlak bir durma değildir; her somut olayda ayrıca değerlendirilir. Uygulamada Yargıtay, borçlunun yurt dışında olduğu süreyi zamanaşımından düşmektedir.

Kısmi ödeme zamanaşımını keser mi?​

Evet, TBK m.154 uyarınca borçlunun kısmi ödeme yapması zamanaşımını keser. Kesilme anı, ödemenin yapıldığı tarihtir ve süre bu tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar. Ancak ödemenin borcun tamamına ilişkin olduğu açıkça anlaşılmalıdır; aksi halde borçlu ödemenin başka bir borca ait olduğunu iddia edebilir.

Sonuç​


İcra ve İflas Kanunu’nda zamanaşımı süreleri, hukuki güvenliğin temel taşlarından biridir. Alacaklı için bu süreler bir fırsat, borçlu için ise bir kalkandır. Süreleri doğru hesaplamak, takip türüne uygun adım atmak ve resmi işlemleri zamanında yapmak, bir alacağın tahsil edilip edilemeyeceğini belirler. Unutulmamalıdır ki, en güçlü alacak bile zamanaşımına uğradığında hukuki korumadan mahrum kalır.

Bu nedenle her alacaklının, avukatıyla birlikte düzenli olarak dosya takibi yapması, süreleri dijital bir takvimde takip etmesi ve her yıl en az bir kez dosyaya işlem yapması gerekir. Özellikle kambiyo senetleri ve ilamlı takipler gibi kritik alanlarda sürelerin kaçırılması, telafisi mümkün olmayan kayıplara yol açar. Eğer bir borçluysanız, zamanaşımı def’ini kullanarak haksız takiplerden kurtulabilirsiniz; ancak bu savunmanın usulüne uygun yapılması şarttır.

Son olarak, zamanaşımı süreleri konusunda en güncel içtihatları takip etmek ve gerektiğinde uzman bir hukuk danışmanından destek almak, en akıllıca yol olacaktır. Hukuk durağan değildir; Yargıtay kararlarıyla sürekli şekillenir. Bu değişime ayak uyduranlar, alacaklarını güvence altına alır.
 
Geri