SaffronCadence
Kayıtlı Kullanıcı
Bilgi Kutusu
Bir borcun ödenmemesi durumunda alacaklının uğradığı zararın karşılanması ve borçlunun caydırılması amacıyla uygulanan faiz, İcra ve İflas Kanunu kapsamında oldukça spesifik kurallara bağlanmıştır. Kanun koyucu, alacaklının mağduriyetini gidermek isterken bir yandan da borçlunun ezilmemesi için hesaplama yöntemlerini ve oranları net bir çerçeveye oturtmuştur. İcra takibine konu olan bir alacakta faiz hesabı yapılırken, takip türüne, borcun niteliğine (adi, ticari, rehinli) ve ödeme emrinin tebliğ edildiği tarihe kadar dikkatle bakılması gerekir. Bu hesaplama sırasında yapılacak en ufak bir hata, takibin iptaline ya da alacaklının alacağının bir kısmını tahsil edememesine yol açabilir.
Bir alacaklının borcunu tahsil etmek için icra dairesine başvurduğu an ile borçlunun ödeme emrini tebellüğ ettiği an arasında geçen süre, faiz hesabının en kritik dilimini oluşturur. Kanun, bu sürede hangi oranın uygulanacağını, faizin ne zaman işlemeye başlayacağını ve hangi hallerde faiz durdurulacağını ayrıntılı biçimde düzenlemiştir. Özellikle iflas takiplerinde, iflas kararının kesinleşmesiyle birlikte faiz işlemesi durur; ancak konkordato sürecinde faizler ertelenir, silinmez. Bu incelikleri bilmeden yapılan bir hesaplama, icra müdürlüğü tarafından reddedilebilir veya mahkeme aşamasında ciddi itirazlarla karşılaşabilir.
Türk hukuk sisteminde temel kural, borçlunun temerrüde düşürülmesidir. Temerrüt, kural olarak borçlunun ifası gereken borcunu zamanında ödememesi ve alacaklının bu durumu ihtar etmesiyle gerçekleşir. Ancak İcra ve İflas Kanunu'nun 153. maddesi uyarınca, borçlu aleyhine icra takibi başlatılması da bir nevi ihtar yerine geçer ve faiz işlemeye başlar. Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus, takip talebinde faiz oranının ve başlangıç tarihinin doğru belirtilmesidir. Eğer alacaklı, ticari işlerde avans faizi mi yoksa adi işlerde yasal faiz mi talep edeceğini karıştırırsa, takibin bir kısmı reddedilebilir.
Faiz hesaplamasında kullanılan iki ana temel oran vardır: yasal faiz oranı ve avans faiz oranı. Yasal faiz, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 1. maddesinde düzenlenmiş olup, bugün itibarıyla %9’dur (her yıl ocak ve temmuz aylarında TCMB tarafından güncellenir). Avans faiz oranı ise TCMB'nin kısa vadeli avanslar için belirlediği orandır ve daha yüksektir (örneğin 2025 yılı Temmuz ayı itibarıyla %29 civarındadır). Ticari işlerde avans faizi, adi işlerde ise yasal faiz uygulanır. Hangi işin ticari sayılacağı ise Türk Ticaret Kanunu’na göre belirlenir. Bir esnafın veya bir şirketin faaliyetleri kapsamında doğan borçlar ticari sayılır. Bu ayrım çok kritiktir çünkü bir mobilyacının bir tüketiciye olan borcu ticari değil adi nitelikte olabilirken, aynı mobilyacının bir ağaç tüccarına olan borcu ticari sayılır.
Faiz oranının belirlenmesinde bir diğer önemli husus, sözleşmede faiz oranının kararlaştırılmış olmasıdır. Eğer taraflar arasında yazılı bir sözleşme varsa ve oran açıkça belirtilmişse, bu oran geçerlidir ancak aşırı faiz (gabin) veya faiz sınırlamaları (Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’daki %27,56 gibi) dikkate alınmalıdır. Sözleşmeli faiz oranı, kanuni sınırlar içinde kalmak kaydıyla uygulanır. Aksi takdirde sözleşme şartı geçersiz sayılır ve yasal faiz oranı uygulanır. Bu noktada mahkeme kararları da önem kazanır; Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, sözleşmeli faiz oranının açıkça yazılmadığı durumlarda avans faizinin uygulanabileceğine hükmetmiştir (Karar No: 2021/456). Uygulamada, alacaklıların en çok düştüğü tuzak, faiz oranını “yasal faiz” olarak yazıp ticari bir alacak için takip yapmaktır; bu durumda icra müdürü talebi aynen kabul eder ancak borçlu itiraz ettiğinde mahkeme oranı düşürebilir.
İlamsız takiplerde faiz oranı da aynı kurallara tabidir; borcun niteliğine göre yasal faiz veya avans faizi uygulanır. Ancak bu takiplerde bir avantaj vardır: alacaklı, faiz oranını yanlış belirlese bile borçlu itiraz edene kadar takip devam eder. Borçlu itiraz etmezse, faiz oranı olduğu gibi kalır. Borçlu itiraz ederse, alacaklı itirazın iptali davası açmak zorundadır ve bu dava sırasında faiz oranı mahkeme tarafından yeniden belirlenir. Uygulamada, alacaklılar çoğunlukla faiz oranını avans faizi olarak yazıp ticari alacak olduğunu iddia eder; ancak mahkeme, borcun adi nitelikte olduğuna kanaat getirirse faiz oranı düşürülür. Bu nedenle ilamsız takiplerde faiz hesabı yaparken bir hukuk danışmanından destek almak akıllıca olacaktır.
Kambiyo senetlerinde faiz hesaplaması yaparken dikkat edilmesi gereken bir diğer husus, protesto çekme zorunluluğudur. Bono ve poliçelerde, vade tarihinden itibaren 10 gün içinde protesto çekilmezse, borçluya rücu hakkı kaybolmaz ancak faiz başlangıcı daha geç bir tarihe kalabilir. Çeklerde ise ibraz süresi içinde bankaya ibraz edilmezse, çek karşılıksız çıksa bile faiz başlangıcı ibraz tarihinden itibaren hesaplanır. Uygulamada en sık yapılan hata, çekin ibraz edilmeden doğrudan icra takibine konulmasıdır; bu durumda faiz başlangıcı takip tarihi olarak alınır, oysa ibraz tarihi esas alınmalıdır. Bu fark, aylar süren bir gecikmeye ve alacaklının zarara uğramasına yol açabilir.
İflas sürecinde dikkat edilmesi gereken bir diğer husus, konkordato talebidir. Konkordato, borçlunun iflastan kurtulmak için alacaklılarıyla anlaşmasıdır. Konkordato sürecinde faizler ertelenir; ancak silinmez. Yani konkordato süresi boyunca faiz i
işlemez, ancak borç silinmez. Konkordato süresi boyunca faizler birikmez; bu süre, alacaklılar için bir bekleme dönemidir. Konkordatonun başarısız olması halinde, faiz işlemesi kaldığı yerden devam eder. İflas takibinde faiz hesaplaması yaparken en dikkat edilmesi gereken nokta, iflas kararının kesinleşme tarihidir. Bu tarihi yanlış belirlemek, alacak miktarının eksik veya fazla gösterilmesine yol açar ve iflas masası tarafından reddedilebilir.
1. Takip Talebinde Faiz Oranını Açıkça Belirtin: İcra takibi başlatırken takip talebinde faiz oranını “yasal faiz” veya “avans faizi” olarak net bir şekilde yazın. “Kanuni faiz” gibi muğlak ifadeler kullanmayın; çünkü icra müdürü bu ifadeyi yasal faiz olarak yorumlar ve ticari bir alacak için eksik tahsilat yapmanıza neden olabilir.
2. Faiz Başlangıç Tarihini İspat Edin: Faizin hangi tarihten itibaren işleyeceğini belirlerken elinizde belge bulundurun. İhtar varsa noter tebligatını, sözleşme varsa vade tarihini gösteren imzalı belgeyi saklayın. İspatsız bir faiz başlangıcı, borçlu itirazında kolayca düşürülür.
3. Ticari İş Tanımını Doğru Yapın: Alacağınızın ticari mi yoksa adi mi olduğunu belirlerken acımasız olun. Bir şirketin kendi çalışanına olan maaş borcu ticari değil, işçi alacağıdır. Bu ayrımı yanlış yaparsanız, avans faizi talep ettiğinizde mahkeme talebi reddeder.
4. Kambiyo Senetlerinde Protesto Süresini Kaçırmayın: Bono ve poliçelerde vade tarihinden itibaren 10 gün içinde protesto çekilmezse, faiz başlangıcı daha geç bir tarihe kalabilir. Protesto süresini takvimde işaretleyin ve noter aracılığıyla zamanında yaptırın.
5. İflas Takibinde Faiz Durumunu Unutmayın: İflas kararı kesinleştikten sonra faiz işlemez; bu nedenle alacak miktarınızı iflas kararı anındaki güncel faiziyle birlikte bildirin. Faizi sonradan eklemek, iflas masası tarafından kabul edilmez.
6. Konkordato Sürecinde Faizleri Ertelenmiş Sayın: Konkordato süresince faiz işlemeyeceği için alacak miktarınızda herhangi bir artış olmaz. Ancak konkordato başarısız olursa faiz kaldığı yerden işlemeye başlar; bu nedenle konkordato dosyasını takip edin.
7. Sözleşmeli Faiz Oranını Belgeleyin: Eğer taraflar arasında yazılı bir sözleşme varsa ve faiz oranı belirlenmişse, bu sözleşmeyi icra dosyasına ekleyin. Sözlü anlaşmalar veya mesajlaşmalar ispat gücü zayıf olduğu için mahkemede geçersiz sayılabilir.
8. Faiz Hesaplamasını Otomatik Araçlarla Kontrol Edin: El ile yapılan faiz hesaplamalarında hata oranı yüksektir. Türkiye Barolar Birliği’nin veya icra müdürlüklerinin sunduğu online faiz hesaplama araçlarını kullanarak sonucu teyit edin. Bu araçlar, güncel oranları otomatik olarak alır.
9. Birden Fazla Borç Varsa Öncelik Sırasını Belirleyin: Borçlunun size birden fazla borcu varsa, ödemelerin önce faize mi yoksa anaparaya mı mahsup edileceğini belirleyin. Kanunen, kısmi ödemeler önce faize sonra anaparaya mahsup edilir. Bu kuralı tersine çeviremezsiniz.
10. Avukat Danışmanlığı Alın: Faiz hesaplaması teknik bir konudur ve yanlış bir hesaplama alacak miktarınızı önemli ölçüde etkileyebilir. Özellikle büyük meblağlı alacaklarda veya karmaşık iflas süreçlerinde bir avukattan destek almak, uzun vadede zaman ve para kaybını önler.
Bir borcun ödenmemesi durumunda alacaklının uğradığı zararın karşılanması ve borçlunun caydırılması amacıyla uygulanan faiz, İcra ve İflas Kanunu kapsamında oldukça spesifik kurallara bağlanmıştır. Kanun koyucu, alacaklının mağduriyetini gidermek isterken bir yandan da borçlunun ezilmemesi için hesaplama yöntemlerini ve oranları net bir çerçeveye oturtmuştur. İcra takibine konu olan bir alacakta faiz hesabı yapılırken, takip türüne, borcun niteliğine (adi, ticari, rehinli) ve ödeme emrinin tebliğ edildiği tarihe kadar dikkatle bakılması gerekir. Bu hesaplama sırasında yapılacak en ufak bir hata, takibin iptaline ya da alacaklının alacağının bir kısmını tahsil edememesine yol açabilir.
Bir alacaklının borcunu tahsil etmek için icra dairesine başvurduğu an ile borçlunun ödeme emrini tebellüğ ettiği an arasında geçen süre, faiz hesabının en kritik dilimini oluşturur. Kanun, bu sürede hangi oranın uygulanacağını, faizin ne zaman işlemeye başlayacağını ve hangi hallerde faiz durdurulacağını ayrıntılı biçimde düzenlemiştir. Özellikle iflas takiplerinde, iflas kararının kesinleşmesiyle birlikte faiz işlemesi durur; ancak konkordato sürecinde faizler ertelenir, silinmez. Bu incelikleri bilmeden yapılan bir hesaplama, icra müdürlüğü tarafından reddedilebilir veya mahkeme aşamasında ciddi itirazlarla karşılaşabilir.
Türk hukuk sisteminde temel kural, borçlunun temerrüde düşürülmesidir. Temerrüt, kural olarak borçlunun ifası gereken borcunu zamanında ödememesi ve alacaklının bu durumu ihtar etmesiyle gerçekleşir. Ancak İcra ve İflas Kanunu'nun 153. maddesi uyarınca, borçlu aleyhine icra takibi başlatılması da bir nevi ihtar yerine geçer ve faiz işlemeye başlar. Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus, takip talebinde faiz oranının ve başlangıç tarihinin doğru belirtilmesidir. Eğer alacaklı, ticari işlerde avans faizi mi yoksa adi işlerde yasal faiz mi talep edeceğini karıştırırsa, takibin bir kısmı reddedilebilir.
Temel Kavramlar ve Tanım
İcra ve İflas Kanunu'na göre faiz hesaplaması, bir alacağın icra dairesi veya iflas masası aracılığıyla tahsili sırasında, anapara üzerinden işletilecek faizin hangi oranda, hangi tarihten itibaren ve hangi yöntemle hesaplanacağını düzenleyen hukuki bir süreçtir. Bu sürecin temelinde yatan kavram temerrüt faizidir. Borçlu, borcunu vadesinde ödemediği takdirde alacaklının uğradığı zararı karşılamak üzere yasa gereği belirlenen bir faiz türüdür. İcra takibi başlatılırken alacaklı, takip talebinde faiz talep ettiğini açıkça belirtmelidir; aksi halde icra müdürlüğü yalnızca anaparayı esas alarak haciz veya satış işlemlerine yönelir. İcra takibinin türü (ilaçlı takip, ilamsız takip, kambiyo takibi) de faiz hesaplamasını doğrudan etkiler. Örneğin, ilâmlı takiplerde faiz, mahkeme kararında belirtilen oran ve tarih üzerinden işler; ilamsız takiplerde ise alacaklının ihtarının tebliğ edildiği tarih esas alınır.Faiz hesaplamasında kullanılan iki ana temel oran vardır: yasal faiz oranı ve avans faiz oranı. Yasal faiz, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 1. maddesinde düzenlenmiş olup, bugün itibarıyla %9’dur (her yıl ocak ve temmuz aylarında TCMB tarafından güncellenir). Avans faiz oranı ise TCMB'nin kısa vadeli avanslar için belirlediği orandır ve daha yüksektir (örneğin 2025 yılı Temmuz ayı itibarıyla %29 civarındadır). Ticari işlerde avans faizi, adi işlerde ise yasal faiz uygulanır. Hangi işin ticari sayılacağı ise Türk Ticaret Kanunu’na göre belirlenir. Bir esnafın veya bir şirketin faaliyetleri kapsamında doğan borçlar ticari sayılır. Bu ayrım çok kritiktir çünkü bir mobilyacının bir tüketiciye olan borcu ticari değil adi nitelikte olabilirken, aynı mobilyacının bir ağaç tüccarına olan borcu ticari sayılır.
İcra Takibinde Faiz Başlangıç Tarihi Nasıl Belirlenir?
İcra takibinde faiz başlangıç tarihi, borcun muaccel hale geldiği tarihtir. Muacceliyet, borcun ifa edilmesi gereken günün gelmiş olması anlamına gelir. Vadeli bir sözleşmede vade tarihi, vadesiz bir borçta ise alacaklının borçluya gönderdiği ihtarın tebliğ edildiği tarih muacceliyeti sağlar. İcra takibi başlatıldığında, takip talebinin borçluya tebliğ edildiği tarih de faiz başlangıcı olarak kabul edilebilir; çünkü İcra ve İflas Kanunu’nun 153. maddesine göre icra takibi ihtar yerine geçer. Ancak bu kuralın istisnaları vardır: Örneğin, kambiyo senetlerinde (çek, bono, poliçe) faiz başlangıç tarihi senedin vadesidir; ayrıca bir ihtar aranmaz. Uygulamada en sık yapılan hatalardan biri, alacaklının faiz başlangıcını takip tarihi olarak değil de borcun doğduğu ilk gün olarak belirlemesidir. Oysa borçlunun temerrüde düştüğü an ispatlanmalıdır. Örneğin, 1 Ocak’ta doğan bir borç 31 Ocak’ta vadesi geldiği halde alacaklı 1 Şubat’ta ihtar çekmişse, faiz 1 Şubat’tan itibaren işler. Bu tarihi yanlış girerseniz, icra takibi reddedilmese bile borçlu itiraz ederek faiz miktarını düşürebilir.Faiz Türleri ve Oranların Belirlenmesi
İcra ve İflas Kanunu’na göre faiz hesaplamasında kullanılan iki temel faiz türü vardır: temerrüt faizi ve avans faizi. Temerrüt faizi, borçluya yapılan ihtarın tebliğinden itibaren işler ve oranı 3095 sayılı Kanun’a göre belirlenir. Bu oran, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 6 ayda bir açıkladığı değişken oranlardır. 2025 yılı ikinci yarısı için yasal temerrüt faizi %9, avans faizi ise %29’dur. Hangi oranın uygulanacağı, borcun niteliğine bağlıdır. Ticari işlerde avans faizi, adi işlerde ise yasal faiz uygulanır. Ticari iş tanımı, Türk Ticaret Kanunu’nun 3. maddesinde yapılmıştır: “Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari iştir.” Bu nedenle bir avukatın müvekkiline kestiği fatura ticari sayılırken, bir doktorun hastasına kestiği fatura ticari sayılmaz. Oran seçiminde yapılacak bir hata, takibin kısmen veya tamamen iptaline yol açabilir. Örneğin, bir esnaf, bir tüketiciden olan alacağı için avans faizi talep ederse, bu talep reddedilir; çünkü tüketici işlemleri adi niteliktedir. Aynı şekilde, bir şirketin başka bir şirkete olan borcunda yasal faiz talep edilmesi de eksik talep sayılır ve alacaklı zarara uğrar.Faiz oranının belirlenmesinde bir diğer önemli husus, sözleşmede faiz oranının kararlaştırılmış olmasıdır. Eğer taraflar arasında yazılı bir sözleşme varsa ve oran açıkça belirtilmişse, bu oran geçerlidir ancak aşırı faiz (gabin) veya faiz sınırlamaları (Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’daki %27,56 gibi) dikkate alınmalıdır. Sözleşmeli faiz oranı, kanuni sınırlar içinde kalmak kaydıyla uygulanır. Aksi takdirde sözleşme şartı geçersiz sayılır ve yasal faiz oranı uygulanır. Bu noktada mahkeme kararları da önem kazanır; Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, sözleşmeli faiz oranının açıkça yazılmadığı durumlarda avans faizinin uygulanabileceğine hükmetmiştir (Karar No: 2021/456). Uygulamada, alacaklıların en çok düştüğü tuzak, faiz oranını “yasal faiz” olarak yazıp ticari bir alacak için takip yapmaktır; bu durumda icra müdürü talebi aynen kabul eder ancak borçlu itiraz ettiğinde mahkeme oranı düşürebilir.
İlamsız Takip ve Faiz Hesaplamasındaki Farklılıklar
İlamsız takipler, mahkeme kararına dayanmadan başlatılan icra takipleridir. Bu tür takiplerde alacaklı, borcun varlığını ve miktarını ispat etmekle yükümlüdür. Faiz hesaplaması ise tamamen alacaklının beyanına dayanır. Ancak bu beyanın gerçekçi olması gerekir; aksi takdirde borçlu itiraz edebilir. İlamsız takiplerde faiz başlangıcı, alacaklının borçluya gönderdiği ihtarın tebliğ tarihidir. Eğer ihtar yoksa, takip talebinin tebliğ tarihi esas alınır. Burada kritik bir nokta, ihtarın usulüne uygun şekilde yapılmış olmasıdır. Noter aracılığıyla gönderilen ihtar, tebliğ edilmediği sürece geçersizdir. Örneğin, alacaklı ihtarını taahhütlü mektupla göndermiş ancak borçlu adreste bulunamamışsa, ihtarın tebliğ edildiği kabul edilmez ve faiz başlamaz. Bu durumda alacaklı, icra takibini yeniden başlatmak zorunda kalır.İlamsız takiplerde faiz oranı da aynı kurallara tabidir; borcun niteliğine göre yasal faiz veya avans faizi uygulanır. Ancak bu takiplerde bir avantaj vardır: alacaklı, faiz oranını yanlış belirlese bile borçlu itiraz edene kadar takip devam eder. Borçlu itiraz etmezse, faiz oranı olduğu gibi kalır. Borçlu itiraz ederse, alacaklı itirazın iptali davası açmak zorundadır ve bu dava sırasında faiz oranı mahkeme tarafından yeniden belirlenir. Uygulamada, alacaklılar çoğunlukla faiz oranını avans faizi olarak yazıp ticari alacak olduğunu iddia eder; ancak mahkeme, borcun adi nitelikte olduğuna kanaat getirirse faiz oranı düşürülür. Bu nedenle ilamsız takiplerde faiz hesabı yaparken bir hukuk danışmanından destek almak akıllıca olacaktır.
Kambiyo Senetlerinde Faiz Hesaplaması
Kambiyo senetleri (çek, bono, poliçe) ile ilgili icra takiplerinde faiz hesaplaması, klasik takiplerden farklıdır. Öncelikle, kambiyo senetlerinde faiz başlangıcı senet vadesidir; ayrıca bir ihtar aranmaz. Vade tarihi senedin üzerinde yazılıdır. Örneğin, 15 Mayıs 2025 vadeli bir bonoda, borçlu 15 Mayıs’ta ödeme yapmazsa, 16 Mayıs’tan itibaren faiz işlemeye başlar. İcra takibi ise bu tarihten sonra başlatılabilir. Kambiyo senetlerinde bir diğer özellik, faiz oranının senedin üzerinde yazılı olmasıdır. Eğer senedin üzerinde faiz oranı belirtilmişse, bu oran geçerlidir; ancak kanuni sınırlar aşılmamalıdır. Senedin üzerinde faiz oranı yazılı değilse, yasal faiz oranı uygulanır; ticari işlerde avans faizi uygulanmaz (kambiyo senetleri için özel düzenleme vardır). Yargıtay, kambiyo senetlerinde avans faizinin ancak ticari işlerde ve senedin üzerinde açıkça belirtilmişse uygulanabileceğine hükmetmiştir.Kambiyo senetlerinde faiz hesaplaması yaparken dikkat edilmesi gereken bir diğer husus, protesto çekme zorunluluğudur. Bono ve poliçelerde, vade tarihinden itibaren 10 gün içinde protesto çekilmezse, borçluya rücu hakkı kaybolmaz ancak faiz başlangıcı daha geç bir tarihe kalabilir. Çeklerde ise ibraz süresi içinde bankaya ibraz edilmezse, çek karşılıksız çıksa bile faiz başlangıcı ibraz tarihinden itibaren hesaplanır. Uygulamada en sık yapılan hata, çekin ibraz edilmeden doğrudan icra takibine konulmasıdır; bu durumda faiz başlangıcı takip tarihi olarak alınır, oysa ibraz tarihi esas alınmalıdır. Bu fark, aylar süren bir gecikmeye ve alacaklının zarara uğramasına yol açabilir.
İflas Takibinde Faiz Durumu
İflas takibi, bir borçlunun tüm mal varlığının iflas masası tarafından tasfiye edilmesi sürecidir. Bu süreçte faiz hesaplaması, iflas kararının kesinleştiği tarihe kadar işler. İflas kararı kesinleştikten sonra faiz işlemesi durur; çünkü iflas masası, alacakları birleştirir ve sadece iflas kararı anındaki miktar üzerinden dağıtım yapar. Bu kuralın istisnası, iflas masasına kayıtlı olmayan ve iflastan sonra tahsil edilen alacaklardır; bunlarda faiz işlemeye devam edebilir. İflas takibinde faiz oranı, borcun niteliğine göre belirlenir; ancak iflas masası alacakları sıralarken faizleri de dikkate alır. İflas masası tarafından yapılan dağıtımda, önce imtiyazlı alacaklar (işçi alacakları, vergi alacakları) sonra adi alacaklar ödenir; faizler de bu sıraya tabidir.İflas sürecinde dikkat edilmesi gereken bir diğer husus, konkordato talebidir. Konkordato, borçlunun iflastan kurtulmak için alacaklılarıyla anlaşmasıdır. Konkordato sürecinde faizler ertelenir; ancak silinmez. Yani konkordato süresi boyunca faiz i
işlemez, ancak borç silinmez. Konkordato süresi boyunca faizler birikmez; bu süre, alacaklılar için bir bekleme dönemidir. Konkordatonun başarısız olması halinde, faiz işlemesi kaldığı yerden devam eder. İflas takibinde faiz hesaplaması yaparken en dikkat edilmesi gereken nokta, iflas kararının kesinleşme tarihidir. Bu tarihi yanlış belirlemek, alacak miktarının eksik veya fazla gösterilmesine yol açar ve iflas masası tarafından reddedilebilir.
Uzman Önerileri ve İpuçları
1. Takip Talebinde Faiz Oranını Açıkça Belirtin: İcra takibi başlatırken takip talebinde faiz oranını “yasal faiz” veya “avans faizi” olarak net bir şekilde yazın. “Kanuni faiz” gibi muğlak ifadeler kullanmayın; çünkü icra müdürü bu ifadeyi yasal faiz olarak yorumlar ve ticari bir alacak için eksik tahsilat yapmanıza neden olabilir.
2. Faiz Başlangıç Tarihini İspat Edin: Faizin hangi tarihten itibaren işleyeceğini belirlerken elinizde belge bulundurun. İhtar varsa noter tebligatını, sözleşme varsa vade tarihini gösteren imzalı belgeyi saklayın. İspatsız bir faiz başlangıcı, borçlu itirazında kolayca düşürülür.
3. Ticari İş Tanımını Doğru Yapın: Alacağınızın ticari mi yoksa adi mi olduğunu belirlerken acımasız olun. Bir şirketin kendi çalışanına olan maaş borcu ticari değil, işçi alacağıdır. Bu ayrımı yanlış yaparsanız, avans faizi talep ettiğinizde mahkeme talebi reddeder.
4. Kambiyo Senetlerinde Protesto Süresini Kaçırmayın: Bono ve poliçelerde vade tarihinden itibaren 10 gün içinde protesto çekilmezse, faiz başlangıcı daha geç bir tarihe kalabilir. Protesto süresini takvimde işaretleyin ve noter aracılığıyla zamanında yaptırın.
5. İflas Takibinde Faiz Durumunu Unutmayın: İflas kararı kesinleştikten sonra faiz işlemez; bu nedenle alacak miktarınızı iflas kararı anındaki güncel faiziyle birlikte bildirin. Faizi sonradan eklemek, iflas masası tarafından kabul edilmez.
6. Konkordato Sürecinde Faizleri Ertelenmiş Sayın: Konkordato süresince faiz işlemeyeceği için alacak miktarınızda herhangi bir artış olmaz. Ancak konkordato başarısız olursa faiz kaldığı yerden işlemeye başlar; bu nedenle konkordato dosyasını takip edin.
7. Sözleşmeli Faiz Oranını Belgeleyin: Eğer taraflar arasında yazılı bir sözleşme varsa ve faiz oranı belirlenmişse, bu sözleşmeyi icra dosyasına ekleyin. Sözlü anlaşmalar veya mesajlaşmalar ispat gücü zayıf olduğu için mahkemede geçersiz sayılabilir.
8. Faiz Hesaplamasını Otomatik Araçlarla Kontrol Edin: El ile yapılan faiz hesaplamalarında hata oranı yüksektir. Türkiye Barolar Birliği’nin veya icra müdürlüklerinin sunduğu online faiz hesaplama araçlarını kullanarak sonucu teyit edin. Bu araçlar, güncel oranları otomatik olarak alır.
9. Birden Fazla Borç Varsa Öncelik Sırasını Belirleyin: Borçlunun size birden fazla borcu varsa, ödemelerin önce faize mi yoksa anaparaya mı mahsup edileceğini belirleyin. Kanunen, kısmi ödemeler önce faize sonra anaparaya mahsup edilir. Bu kuralı tersine çeviremezsiniz.
10. Avukat Danışmanlığı Alın: Faiz hesaplaması teknik bir konudur ve yanlış bir hesaplama alacak miktarınızı önemli ölçüde etkileyebilir. Özellikle büyük meblağlı alacaklarda veya karmaşık iflas süreçlerinde bir avukattan destek almak, uzun vadede zaman ve para kaybını önler.