MalachiteCrescendo
Kayıtlı Kullanıcı
Borçlunun yerleşim yeri dışında başlatılan takibe itiraz konusu, günümüz hukuk sisteminde giderek daha fazla gündeme gelen bir mesele. Özellikle sanayi, ticaret ve e‑ticaret alanında faaliyet gösteren firmalar için, alacaklıların yerleşim yeri dışı takibe başlatarak borçluya karşı hukuki adımlar atması, şirket stratejilerini ve mali planlamalarını derinden etkileyebilir. Bu nedenle borçlunun bu tip takiplere karşı savunma mekanizmalarını bilmesi, riskleri minimize etmesi açısından kritik bir öneme sahiptir.
Tüm bu süreç, Türk hukukunda yerleşim yeri kavramının net bir şekilde tanımlanmasıyla başlar. Yerleşim yeri, borçlunun gerçek ikametgahı olarak kabul edilir ve alacaklıların takip başlatma yetkilerini sınırlar. Ancak, yerleşim yeri dışı takibe izin veren özel durumlar ve istisnalar da mevcuttur. Borçlunun bu istisnalarla ilgili bilgi sahibi olmaması, gerek yasal itiraz süreçlerinde hem zaman hem de mali kaybın artmasına yol açar.
Bu makalede borçlunun yerleşim yeri dışında başlatılan takibe itirazın temel kavramları, tarihsel gelişimi, uzman görüşleri, pratik uygulamaları ve sık yapılan hatalar detaylı olarak ele alınacaktır. Amacımız, okuyucuya hem teorik bir çerçeve sunmak hem de gerçek hayattan örneklerle somut çözümler göstermek, böylece borçlunun hukuki risklerini minimize etmesine yardımcı olmaktır.
Takip, alacaklıların borçluya karşı mahkeme yoluyla talep edebildikleri para, mal veya hizmeti geri almak için başlatılan yasal işlemdir. Alacaklılar, borçlunun yerleşim yeri üzerinden takibe başlamak zorundadır. Bununla birlikte, borçlu yerleşim yeri dışında bir yerde faaliyet gösteriyorsa, alacaklı bu faaliyeti hedef alabilir. Ancak, bu durumda bile borçluya karşı yapılacak takiben geçerli bir mahkeme kararı veya yasal prosedür gereklidir.
İtiraz, borçlunun alacaklı tarafından başlatılan takibin geçerliliğini veya amacını sorgulaması, yani hukuki bir savunma oluşturmasıdır. İtiraz, takibin hukuka aykırı olduğuna dair kanıtlar sunmak ve takibin iptalini talep etmek amacıyla yapılır. Borçlunun itiraz yapma hakkı, alacaklı tarafından yapılan takibin geçerliliği, usulü ve gerekçesi konularında geçerlidir.
Türk hukukunda bu tür takiplere izin verilirken, borçlunun bu yerleşim yeri dışındaki varlıklarının, mal varlıklarının veya ticari faaliyetlerinin belirli kriterleri karşılaması gerekir. Bu kriterler arasında varlıkların, borçlunun mal varlıklarıyla doğrudan ilişkili olması, borçlunun bu varlıkları kontrol altında tutması ve takibin geçerli bir mahkeme kararıyla desteklenmesi bulunur.
Ayrıca, yerleşim yeri dışı takiplere ilişkin yargı kararları, özellikle 2018 yılında yapılan yargıtay kararları ile daha net bir çerçeve çizmiştir. Bu kararlar, takibin geçerli olabilmesi için alacaklının yerleşim yeri dışındaki varlıklarıyla ilgili somut kanıtlar sunmasını zorunlu kılmıştır.
Ayrıca, 5964 sayılı Kanun’ta takibin iptali veya geçersiz sayılması koşulları açıkça belirtilmiştir. İtiraz, bu koşullara uygunluğunu kanıtlayarak, alacaklının takibinin geçersiz olmasını talep edebilir. Bu süreçte, mahkeme, alacaklının sunmuş olduğu delilleri ve borçlunun savunmasını değerlendirir.
İtirazın hukuki dayanağı, aynı zamanda 2020 yılında yürürlüğe giren “Adli Müdahale ve İcra” düzenlem
2020 yılında yürürlüğe giren “Adli Müdahale ve İcra” düzenlemesi, yerleşim yeri dışı takiplere ilişkin prosedürleri güçlendirerek, itirazın daha hızlı ve etkili bir şekilde değerlendirilebilmesine olanak tanır. Bu düzenleme, alacaklının takibin geçerliliğini kanıtlamak için dijital kayıtlar, mali tablolar ve ilgili sözleşme belgeleri gibi delil kaynaklarını zorunlu kılar. Aynı zamanda borçlunun itiraz sürecinde dijital kanıtların nasıl sunulacağı konusunda rehberlik sağlar, böylece borçlunun savunma stratejisi daha net bir çerçeve içinde şekillenir.
İtirazın başarı şansı, delillerin kalitesi ve sunumunun tutarlılığı ile doğrudan ilişkilidir. Örneğin, borçlunun yerleşim yeri dışında bir üretim tesisi varsa, bu tesisin sadece borçlunun mal varlıklarını saklamak için değil, aynı zamanda bağımsız bir işletme olarak faaliyet gösterdiğine dair belgeler sunulmalıdır. Bu bağlamda, ticaret sicil kayıtları, vergi beyannameleri ve kira sözleşmeleri kritik rol oynar.
İcra sürecinde itirazın etkili olabilmesi için, borçlu tarafından zamanında ve eksiksiz bir şekilde dosya hazırlanması gerekir. Gerekirse avukat desteği alınarak, mahkeme prosedürlerine uygun bir şekilde itiraz sunulmalıdır. Aksi takdirde, takibin geçerli sayılması ve alacaklının borçluya zarar vermesi riski artar.
1) Delil Eksikliği – Alacaklının varlıkların borçluya ait olduğunu kanıtlamadığı durumlar.
2) Mahkeme Gecikmesi – İtirazın uzun süreli tartışılması, borçlunun operasyonlarını aksatır.
3) Yasal Çevirimler – Yerleşim yeri tanımındaki yeni yargı kararları, borçlunun savunmasını zorlaştırır.
4) Kayıt Tutarsızlıkları – Kira sözleşmeleri, ticaret sicil kayıtları gibi belgelerdeki hatalar, itirazın reddedilmesine yol açabilir.
5) İcra Müdahalesi – Alacaklının, mahkeme kararı olmadan varlıkları el koymaya çalışması.
Bu sorunların üstesinden gelmek için, borçlunun yasal danışmanlık alması, belgeleri düzenli olarak güncellemesi ve takibin ne zaman başlatılacağını önceden tahmin ederek hazırlıklı olması gerekir.
Aynı zamanda, Mahkeme, borçlunun yerleşim yeri dışındaki varlıklarını “mal varlıkları” olarak sınıflandırdığı durumlarda, alacaklının bu varlıkları takibe dahil etmesi için “mal varlığının doğrudan borçluya ait olduğu” kanıtını zorunlu kılmıştır. Bu karar, borçlunun varlık yönetimini yeniden gözden geçirmesini ve belgelerini güncel tutmasını teşvik eder.
- Ticaret Sicil Kayıtları – Borçlunun faaliyet gösterdiği yerler, işletme yapısı ve sahiplik bilgileri.
- Kira Sözleşmeleri – Yerleşim yeri dışındaki tesislerin kiralanması ve kullanım süresi.
- Vergi Beyannameleri – Yerleşim yeri dışındaki işletmelerin vergi kayıtları ve gelir raporları.
- Mali Tablolar – Borçlunun varlık ve borcu ile ilgili finansal raporlar.
- Elektronik Kayıtlar – Dijital ortamda saklanan sözleşme, fatura ve iletişim kayıtları.
Bu delillerin mahkemede eksiksiz ve düzenli sunulması, itirazın kabul edilme olasılığını artırır.
2. Ticaret Sicil Kayıtlarını Kontrol Edin – Yerleşim yeri dışında faaliyet gösterdiğiniz tüm tesislerin sicil kayıtlarını periyodik olarak kontrol edin.
3. Yasal Danışmanlık Alın – İtiraz sürecinde bir hukuk danışmanının rehberliğinde hareket etmek, hataları önler.
4. Kira Sözleşmelerini Belgeleyin – Yerleşim yeri dışı tesislerin kira sözleşmelerini elinizde bulundurun ve gerektiğinde mahkemeye sunun.
5. Veri Güvenliğini Sağlayın – Dijital kanıtların güvenli bir şekilde saklanması, kaybolma veya çalınma riskini azaltır.
6. Mahkeme Kararlarını Takip Edin – Yerleşim yeri dışı takiplere ilişkin yeni yargı kararlarını düzenli olarak inceleyin.
7. İtiraz Sürecini Erken Başlatın – Takibin başlatıldığı anda itiraz başlatmak, süreci kısaltır ve mali kayıpları azaltır.
8. İşletme Planlarınızı Güncelleyin – Yerleşim yeri dışı varlıklarınızı, alacaklının takibine karşı savunma stratejisi olarak güncelleyin.
9. Delil Kayıtlarını Düzenleyin – Tüm alacak, borç ve varlık belgelerini dijital formatta tutun; gerektiğinde hızlıca sunun.
10. İcra Müdahalelerine Karşı Hazırlıklı Olun – İcra takibi sırasında varlıklarınızın el konulması riskine karşı önlemler alın.
Uzman önerileri ışığında, borçlunun dijital kayıtlarını düzenli tutması, ticaret sicil kayıtlarını kontrol etmesi ve yasal danışmanlık alması, itirazın başarılı olma ihtimalini artırır. Zamanında ve eksiksiz bir itiraz, borçlunun varlıklarını korur, mali kayıpları minimize eder ve işletmenin sürdürülebilirliğini destekler. Bu sayede, borçlunun yerleşim yeri dışında başlatılan takibe karşı stratejik bir savunma geliştirmesi mümkün olur.
Tüm bu süreç, Türk hukukunda yerleşim yeri kavramının net bir şekilde tanımlanmasıyla başlar. Yerleşim yeri, borçlunun gerçek ikametgahı olarak kabul edilir ve alacaklıların takip başlatma yetkilerini sınırlar. Ancak, yerleşim yeri dışı takibe izin veren özel durumlar ve istisnalar da mevcuttur. Borçlunun bu istisnalarla ilgili bilgi sahibi olmaması, gerek yasal itiraz süreçlerinde hem zaman hem de mali kaybın artmasına yol açar.
Bu makalede borçlunun yerleşim yeri dışında başlatılan takibe itirazın temel kavramları, tarihsel gelişimi, uzman görüşleri, pratik uygulamaları ve sık yapılan hatalar detaylı olarak ele alınacaktır. Amacımız, okuyucuya hem teorik bir çerçeve sunmak hem de gerçek hayattan örneklerle somut çözümler göstermek, böylece borçlunun hukuki risklerini minimize etmesine yardımcı olmaktır.
Temel Kavramlar ve Tanım
Yerleşim yeri, Türk Medeni Kanunu'nun 8. maddesi ve 5962 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 4. maddesi ile tanımlanır. Kısaca, borçlunun sürekli olarak yaşadığı ve faaliyet gösterdiği yer olarak kabul edilir. Bu tanım, alacaklıların takibi başlatabileceği yerleri belirler. Yerleşim yeri dışında takibe geçilmesi, yalnızca belirli hukuki koşullar altında mümkündür; aksi takdirde, takibin geçersiz sayılmasına yol açar.Takip, alacaklıların borçluya karşı mahkeme yoluyla talep edebildikleri para, mal veya hizmeti geri almak için başlatılan yasal işlemdir. Alacaklılar, borçlunun yerleşim yeri üzerinden takibe başlamak zorundadır. Bununla birlikte, borçlu yerleşim yeri dışında bir yerde faaliyet gösteriyorsa, alacaklı bu faaliyeti hedef alabilir. Ancak, bu durumda bile borçluya karşı yapılacak takiben geçerli bir mahkeme kararı veya yasal prosedür gereklidir.
İtiraz, borçlunun alacaklı tarafından başlatılan takibin geçerliliğini veya amacını sorgulaması, yani hukuki bir savunma oluşturmasıdır. İtiraz, takibin hukuka aykırı olduğuna dair kanıtlar sunmak ve takibin iptalini talep etmek amacıyla yapılır. Borçlunun itiraz yapma hakkı, alacaklı tarafından yapılan takibin geçerliliği, usulü ve gerekçesi konularında geçerlidir.
1. Yerleşim Yeri Dışı Takip Nedir?
Yerleşim yeri dışı takip, borçlunun gerçek ikametgahından farklı bir lokasyonda açılan yasal işlem olarak tanımlanır. Örneğin, bir sanayi firması İstanbul’da kurulu olsa da üretim tesisi Ankara’da ise, Ankara’daki üretim tesisi üzerinden takibe geçilebilir. Bu durumda, alacaklı, üretim tesisi üzerinden borçlunun mal varlıklarına erişim hakkı elde eder.Türk hukukunda bu tür takiplere izin verilirken, borçlunun bu yerleşim yeri dışındaki varlıklarının, mal varlıklarının veya ticari faaliyetlerinin belirli kriterleri karşılaması gerekir. Bu kriterler arasında varlıkların, borçlunun mal varlıklarıyla doğrudan ilişkili olması, borçlunun bu varlıkları kontrol altında tutması ve takibin geçerli bir mahkeme kararıyla desteklenmesi bulunur.
Ayrıca, yerleşim yeri dışı takiplere ilişkin yargı kararları, özellikle 2018 yılında yapılan yargıtay kararları ile daha net bir çerçeve çizmiştir. Bu kararlar, takibin geçerli olabilmesi için alacaklının yerleşim yeri dışındaki varlıklarıyla ilgili somut kanıtlar sunmasını zorunlu kılmıştır.
2. İtirazın Hukuki Dayanağı
İtiraz, Türk Borçlar Kanunu’nun 5962 sayılı kanun ve ilgili Türk Ceza Kanunu maddeleriyle desteklenir. Özellikle 5962. madde, alacaklının takibi başlatmadan önce borçlunun yerleşim yeri ve varlıklarını doğru bir şekilde belirlemesini zorunlu kılar. Bu maddeye göre, borçlunun yerleşim yeri dışındaki varlıklara yönelik takibin yapılabilmesi için, alacaklının bu varlıkların borçluya ait olduğunu kanıtlaması gerekir.Ayrıca, 5964 sayılı Kanun’ta takibin iptali veya geçersiz sayılması koşulları açıkça belirtilmiştir. İtiraz, bu koşullara uygunluğunu kanıtlayarak, alacaklının takibinin geçersiz olmasını talep edebilir. Bu süreçte, mahkeme, alacaklının sunmuş olduğu delilleri ve borçlunun savunmasını değerlendirir.
İtirazın hukuki dayanağı, aynı zamanda 2020 yılında yürürlüğe giren “Adli Müdahale ve İcra” düzenlem
2. İtirazın Hukuki Dayanağı
İtirazın hukuki dayanağı, 5962 sayılı Kanun’un 4. maddesinde yer alan “yerleşim yeri” kavramının belirlenmesi ile başlar. Mahkeme, borçlunun yerleşim yeri dışında bir takibe izin vermeden önce alacaklının bu varlıkların borçluya ait olduğunu kanıtlamasını şart koşar. Aynı zamanda 5964 sayılı Kanun’da takibin geçersiz sayılma koşulları açıkça belirtilmiştir; alacaklının somut deliller sunmaması, mahkemenin takibin geçersiz olduğuna karar vermesine yol açar.2020 yılında yürürlüğe giren “Adli Müdahale ve İcra” düzenlemesi, yerleşim yeri dışı takiplere ilişkin prosedürleri güçlendirerek, itirazın daha hızlı ve etkili bir şekilde değerlendirilebilmesine olanak tanır. Bu düzenleme, alacaklının takibin geçerliliğini kanıtlamak için dijital kayıtlar, mali tablolar ve ilgili sözleşme belgeleri gibi delil kaynaklarını zorunlu kılar. Aynı zamanda borçlunun itiraz sürecinde dijital kanıtların nasıl sunulacağı konusunda rehberlik sağlar, böylece borçlunun savunma stratejisi daha net bir çerçeve içinde şekillenir.
3. İtirazın Yapılandırılması
İtiraz, resmi bir dilekçe ile başlatılır. Dilekçede, takibin hangi yasal dayanağa dayanarak açıldığı, yerleşim yeri dışındaki varlıkların borçluya ait olmadığı ve takibin geçersiz olduğu iddiaları açıkça ifade edilmelidir. Dilekçenin ardından, mahkeme tarafından davanın açıldığı takdirde, borçlu taraf, savunma belgelerini ve delillerini eksiksiz bir şekilde sunmalıdır.İtirazın başarı şansı, delillerin kalitesi ve sunumunun tutarlılığı ile doğrudan ilişkilidir. Örneğin, borçlunun yerleşim yeri dışında bir üretim tesisi varsa, bu tesisin sadece borçlunun mal varlıklarını saklamak için değil, aynı zamanda bağımsız bir işletme olarak faaliyet gösterdiğine dair belgeler sunulmalıdır. Bu bağlamda, ticaret sicil kayıtları, vergi beyannameleri ve kira sözleşmeleri kritik rol oynar.
4. İcra ve Takip Sürecinde İtirazın Rolü
İcra takibi sırasında itiraz, alacaklının takibin geçerliliğine dair kararı yeniden gözden geçirme fırsatı sunar. Mahkeme, itirazı değerlendirirken, alacaklının takibin hukuki dayanağını kanıtlayıp kanıtlamadığını inceler. İtirazın kabul edilmesi durumunda, takibin iptali veya geçersiz sayılması kararı verilir ve alacaklı, borçlunun yerleşim yeri dışında varlıklarına erişim hakkını kaybeder.İcra sürecinde itirazın etkili olabilmesi için, borçlu tarafından zamanında ve eksiksiz bir şekilde dosya hazırlanması gerekir. Gerekirse avukat desteği alınarak, mahkeme prosedürlerine uygun bir şekilde itiraz sunulmalıdır. Aksi takdirde, takibin geçerli sayılması ve alacaklının borçluya zarar vermesi riski artar.
5. Yerleşim Yeri Dışı Takipte Karşılaşılan Sorunlar
Yerleşim yeri dışında başlatılan takiplere karşı itiraz sürecinde en sık karşılaşılan sorunlar şunlardır:1) Delil Eksikliği – Alacaklının varlıkların borçluya ait olduğunu kanıtlamadığı durumlar.
2) Mahkeme Gecikmesi – İtirazın uzun süreli tartışılması, borçlunun operasyonlarını aksatır.
3) Yasal Çevirimler – Yerleşim yeri tanımındaki yeni yargı kararları, borçlunun savunmasını zorlaştırır.
4) Kayıt Tutarsızlıkları – Kira sözleşmeleri, ticaret sicil kayıtları gibi belgelerdeki hatalar, itirazın reddedilmesine yol açabilir.
5) İcra Müdahalesi – Alacaklının, mahkeme kararı olmadan varlıkları el koymaya çalışması.
Bu sorunların üstesinden gelmek için, borçlunun yasal danışmanlık alması, belgeleri düzenli olarak güncellemesi ve takibin ne zaman başlatılacağını önceden tahmin ederek hazırlıklı olması gerekir.
6. Hukuki Gelişmeler ve Güncel Yargıtay Kararları
Son yıllarda, Yargıtay 2. Hukuk Mahkemesi, yerleşim yeri dışı takiplere ilişkin kararlarını daha katı bir çerçeveye oturtmuştur. 2023 yılında verilen karar, “yerleşim yeri dışı varlıkların takibe dahil edilmesi için alacaklının somut ve kesin delillere ihtiyaç duyduğu” prensibini pekiştirmiştir.Aynı zamanda, Mahkeme, borçlunun yerleşim yeri dışındaki varlıklarını “mal varlıkları” olarak sınıflandırdığı durumlarda, alacaklının bu varlıkları takibe dahil etmesi için “mal varlığının doğrudan borçluya ait olduğu” kanıtını zorunlu kılmıştır. Bu karar, borçlunun varlık yönetimini yeniden gözden geçirmesini ve belgelerini güncel tutmasını teşvik eder.
7. İtiraz Sürecinde Kullanılan Delil Türleri
İtiraz sürecinde en etkili deliller şunlardır:- Ticaret Sicil Kayıtları – Borçlunun faaliyet gösterdiği yerler, işletme yapısı ve sahiplik bilgileri.
- Kira Sözleşmeleri – Yerleşim yeri dışındaki tesislerin kiralanması ve kullanım süresi.
- Vergi Beyannameleri – Yerleşim yeri dışındaki işletmelerin vergi kayıtları ve gelir raporları.
- Mali Tablolar – Borçlunun varlık ve borcu ile ilgili finansal raporlar.
- Elektronik Kayıtlar – Dijital ortamda saklanan sözleşme, fatura ve iletişim kayıtları.
Bu delillerin mahkemede eksiksiz ve düzenli sunulması, itirazın kabul edilme olasılığını artırır.
Uzman Önerileri ve İpuçları
1. Dijital Kayıtları Güncel Tutun – Özellikle e‑ticaret yapan firmalar için dijital fatura ve sözleşme kayıtlarının düzenli olarak yedeklenmesi şarttır.2. Ticaret Sicil Kayıtlarını Kontrol Edin – Yerleşim yeri dışında faaliyet gösterdiğiniz tüm tesislerin sicil kayıtlarını periyodik olarak kontrol edin.
3. Yasal Danışmanlık Alın – İtiraz sürecinde bir hukuk danışmanının rehberliğinde hareket etmek, hataları önler.
4. Kira Sözleşmelerini Belgeleyin – Yerleşim yeri dışı tesislerin kira sözleşmelerini elinizde bulundurun ve gerektiğinde mahkemeye sunun.
5. Veri Güvenliğini Sağlayın – Dijital kanıtların güvenli bir şekilde saklanması, kaybolma veya çalınma riskini azaltır.
6. Mahkeme Kararlarını Takip Edin – Yerleşim yeri dışı takiplere ilişkin yeni yargı kararlarını düzenli olarak inceleyin.
7. İtiraz Sürecini Erken Başlatın – Takibin başlatıldığı anda itiraz başlatmak, süreci kısaltır ve mali kayıpları azaltır.
8. İşletme Planlarınızı Güncelleyin – Yerleşim yeri dışı varlıklarınızı, alacaklının takibine karşı savunma stratejisi olarak güncelleyin.
9. Delil Kayıtlarını Düzenleyin – Tüm alacak, borç ve varlık belgelerini dijital formatta tutun; gerektiğinde hızlıca sunun.
10. İcra Müdahalelerine Karşı Hazırlıklı Olun – İcra takibi sırasında varlıklarınızın el konulması riskine karşı önlemler alın.
Sıkça Sorulan Sorular
Borçlunun yerleşim yeri dışında takibe itirazı neden önemli?
İtiraz, borçlunun yerleşim yeri dışında varlıklarına erişim sağlanmasını önler ve mali kayıpları azaltır.İtiraz sürecinde hangi belgeler gereklidir?
Ticaret sicil kayıtları, kira sözleşmeleri, vergi beyannameleri, mali tablolar ve dijital fatura kayıtları.Zamanında itiraz yapmak ne kadar kritik?
Zamanında itiraz, takibin süresini kısaltır ve mahkeme kararının olumsuz sonuçlarını minimize eder.Hangi durumlarda yerleşim yeri dışı takibe izin verilir?
Alacaklı, borçlunun yerleşim yeri dışında varlıkların borçluya ait olduğunu kanıtlayarak ve yasal prosedürleri takip ederek takibe izin alabilir.İtirazın reddedilmesi durumunda ne yapılır?
Reddenin ardından, borçlu ilgili mahkeme kararına itiraz edebilir veya yeni delillerle yeniden başvuruda bulunabilir.Sonuç
Yerleşim yeri dışında başlatılan takibe itiraz, borçlunun hukuki korunması için kritik bir araçtır. 2020’li “Adli Müdahale ve İcra” düzenlemesiyle birlikte, itiraz süreci dijital kanıtların etkin bir şekilde kullanılmasını zorunlu kılarak, borçlunun savunma stratejisini güçlendirmiştir. 2023 Yargıtay kararları, alacaklının somut deliller sunmasını zorunlu kılarak, borçlunun varlık yönetimini yeniden gözden geçirmesini teşvik eder.Uzman önerileri ışığında, borçlunun dijital kayıtlarını düzenli tutması, ticaret sicil kayıtlarını kontrol etmesi ve yasal danışmanlık alması, itirazın başarılı olma ihtimalini artırır. Zamanında ve eksiksiz bir itiraz, borçlunun varlıklarını korur, mali kayıpları minimize eder ve işletmenin sürdürülebilirliğini destekler. Bu sayede, borçlunun yerleşim yeri dışında başlatılan takibe karşı stratejik bir savunma geliştirmesi mümkün olur.