Bonoya Dayalı Ödeme Emrine İtiraz Dilekçesi

İcra ve hukuk süreçleri, borç takibi ve hukuki danışmanlık forumu. Sorularınızı sorun, uzmanlardan yanıt alın.

ObsidianLagoon

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 1
Çözümler 0
Katılım
26 Tem 2026
Mesajlar
421
Tepkime puanı
0
ObsidianLagoon
Düşün bir kere, kapına bir tebligat geliyor, imzalamanı istiyorlar. O an elin titriyor, aklından bin bir soru geçiyor, değil mi? Çoğu insan ilk defa böyle bir kağıt gördüğünde ne yapacağını şaşırıyor, hatta bir kısmı hiç umursamıyor, "lanet olsun, bakarız" deyip bir kenara atıyor. Ama bu öyle bir şey ki, üzerinde "Bonoya Dayalı Ödeme Emri" yazıyorsa, işler sandığından çok daha ciddi, vallahi billahi söylüyorum, bu kağıdı görmezden gelmek demek, önüne konmuş bir çukura gözü kapalı yürümek demek. Çünkü o an hiçbir şey yapmazsan, karşındaki alacaklı diye tabir ettiğimiz kişi, elindeki bu belgeyle senin maaşına, arabana, hatta babanızdan kalma evin üzerindeki hisseye bile el koydurtabilir. Abi, bu bir tehdit değil, bu bir gerçek, hem de çok acı bir gerçek.

Şimdi şöyle düşün, senin imzanı taşıyan bir kağıt parçası var, ama o imza sence sahte veya borç senin tarafından ödenmiş olabilir mi? Her şey olabilir, hayat bu, bir sürü ihtimal var. Önemli olan, bu ihtimalleri mahkemeye nasıl anlatacağın ve bunu hangi süre içinde yapman gerektiğidir. Bonoya dayalı ödeme emrinde itiraz süresi, sana tebliğ edildiği tarihten itibaren beş gündür, yani beş gün, o kadar, uzun bir süre değil, ama bu beş gün içinde itiraz dilekçeni ilgili icra mahkemesine vermen gerekiyor, yoksa kapına dayanan haciz memurunu görünce, "başımıza ne geldi" diye dövünür durursun. Bu beş gün içinde itirazını ikiye ayırmak lazım, birisi borca itiraz, diğeri imzaya itiraz, işte bu ikisini birbirine karıştırırsan, bütün işler sarpa sarabilir.

Borca itiraz ettiğinde, "ben bu parayı ödedim" veya "bu borç benim değil" diyorsun, ama bunu söylerken elinde belge mi var, makbuz mu var, havale mi var, yoksa tanık mı dinleteceksin, bunların hepsini düşünmen lazım. Hadi diyelim ki imzaya itiraz ediyorsun, o zaman işin rengi değişiyor, çünkü "bu imza benim değil" dediğin anda mahkeme senin imzanı bilirkişiye gönderir, adli tıp kurumuna yollar, yazınla birlikte karşılaştırma yaparlar. Ve asıl önemli olan şu, imzaya itiraz ile borca itirazın süreleri bile farklı, onu da bir yerden duymuşsundur belki, ama teyit edeyim, imzaya itiraz için on beş günlük ek bir süre daha var, yani sen önce beş gün içinde genel bir itiraz yapıp, ardından on beş gün içinde ayrıntılı imza itirazını mahkemeye sunabilirsin. Ama sakın bu on beş günü "bol bol var" diye boş geçirme, çünkü o süre de bir o kadar kritik, günler su gibi akıp gidiyor.

Peki, bu dilekçeyi yazarken nelere dikkat edeceksin? Öncelikle soğukkanlı olmayı dene, korkma, çünkü korkarsan yanlış şeyler yazarsın, sonra da "ben bunu neden böyle yazdım" diye pişman olursun. Dilekçenin en üstüne icra mahkemesinin adını yazacaksın, sonra dosya numarasını, alacaklının adını, borçlu yani senin bilgilerini, ve en önemlisi, itiraz sebebini açık ve net bir şekilde anlatacaksın. Ben şahsen şunu görd
üm, insanlar bu dilekçede duygularını anlatıyor, "ben mağdurum, benim haberim bile yoktu" diyor, oysa mahkeme duyguya değil, hukuki sebebe bakar. Senin yazman gereken şey, imzanın kime ait olduğu, borcun ödenip ödenmediği ya da zamanaşımına uğrayıp uğramadığı gibi somut, elle tutulur gerekçelerdir. Mesela diyelim ki o bono karşılığında mal aldın ama ayıplı çıktı, ya da parayı zaten elden ödedin ama makbuz alamadın, işte bunları anlatmalısın, hem de net cümlelerle, "ben bu parayı şu tarihte elden teslim ettim" gibi. Eğer elinde banka dekontu varsa, onun fotokopisini dilekçenin ekinde sunman şart, yoksa söz senin olsa da ispat mevzusu ayrı bir dert, çünkü mahkemede "ben ödedim, sözüm senedir" diye bir şey yok maalesef.

Bir de şu var, itiraz dilekçenle birlikte icra takibinin durdurulmasını da talep edebilirsin, hatta etmelisin, çünkü itiraz ettiğin andan itibaren takip durabilir, ama teminat yatırman gerekebilir, o da ayrı bir konu. Kimi zaman mahkeme, "itirazı kabul ediyorum ama alacaklının zarar görmemesi için yüzde yirmi teminat yatır" diyebilir, işte o teminatı yatıramazsan takip devam eder, o yüzden dilekçeni yazarken bir avukattan destek almakta fayda var, yoksa "ben bunu internetten öğrendim, kendim halledeyim" deyip işin içinden çıkılmaz bir hale sokabilirsin. Abi, bu işler öyle tahmin ettiğin gibi kolay değil, her şeyin bir usulü var, bir de süreleri var, o süreleri kaçırdın mı gemi limandan kalkmış gibi oluyor, ardından bakıyorsun haciz gelmiş, kapına da dayanmış.

Şimdi sana küçük bir tüyo vereyim, dilersen not al, dilekçenin en kritik cümlesi şudur: "İş bu bonodaki imza bana ait değildir, bu sebeple imzaya ve borca itiraz ediyorum." Bu cümleyi kurduğun anda işin rengi değişiyor, çünkü imzaya itiraz edilen bonolarda ispat yükü alacaklıya geçiyor, yani artık o kişi uğraşacak, sen değil. Ama dikkat et, bu cümleyi kurarken samimi olmalısın, gerçekten imza sana ait değilse, yoksa bilirkişi incelemesi ortaya çıkarır, sonra da "yalan beyan" derler, işin daha da kötüye gider.

Velhasıl kelam, önündeki o tebligat bir kâbus değil, bir uyarı niteliğinde, eğer zamanında ve doğru bir şekilde itiraz edersen, daha işin başındayken bu işi bitirebilirsin. Sakın ha "benim başıma gelmez" deme, çünkü hayat sürprizlerle dolu, bir bakmışsın senin de kapına böyle bir kağıt gelmiş, o an ne yapacağını bilmek için bu yazdıklarımı hatırlarsın belki. İtiraz süresi beş gün, imzaya itiraz için ek on beş gün, dilekçeni de ver, gerisini mahkemeye bırak, ama sakın ola ki bu işi ciddiye almayıp "abi bir şey olmaz" diye düşünme, çünkü olur, hem de çok olur.
 
Geri