Alacak Tahsilatında Faiz Nasıl Hesaplanır?

İcra ve hukuk süreçleri, borç takibi ve hukuki danışmanlık forumu. Sorularınızı sorun, uzmanlardan yanıt alın.

ObsidianTempo

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 1
Çözümler 0
Katılım
26 Tem 2026
Mesajlar
429
Tepkime puanı
0
ObsidianTempo
Alacaklı olmak kadar tahsilat sürecini yönetmek de ayrı bir uzmanlık gerektirir. Bir alacağın zamanında ödenmemesi yalnızca nakit akışınızı bozmakla kalmaz, aynı zamanda enflasyon karşısında paranızın değer kaybetmesine de yol açar. İşte tam bu noktada faiz hesaplaması devreye girer. Alacak tahsilatında faiz, borçlunun temerrüde düştüğü andan itibaren işlemeye başlayan ve alacaklının uğradığı kaybı kısmen telafi eden bir hukuki araçtır. Ancak bu hesaplamayı doğru yapmak, hem mevzuata hâkim olmayı hem de güncel oranları takip etmeyi gerektirir.

Birçok kişi ve işletme, alacaklarını tahsil ederken faiz talebinde bulunma hakkını bilmez ya da yanlış hesaplama yüzünden mahkeme aşamasında hak kaybı yaşar. Oysa Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu, faiz hesaplamasına dair oldukça net çerçeveler çizer. Bu yazıda, alacak tahsilatında faizin nasıl hesaplanacağını, hangi oranların uygulanacağını, sık yapılan hataları ve uzman ipuçlarını tüm detaylarıyla ele alacağız. Amacımız, hem hukuki zeminde doğru adım atmanızı sağlamak hem de pratik hayatta karşınıza çıkabilecek senaryolara hazırlıklı olmanıza yardımcı olmaktır.

Gelin, önce faiz hesaplamasının temel taşlarını birlikte inceleyelim. Çünkü doğru bir hesaplama, öncelikle kavramların ne anlama geldiğini bilmekten geçer.

Temel Kavramlar ve Tanım​


Alacak tahsilatında faiz, borçlunun vadesinde ödemediği bir borç nedeniyle alacaklının uğradığı kaybı dengelemek amacıyla talep edilen ek bir bedeldir. Hukuki dilde buna "temerrüt faizi" denir. Temerrüt, borçlunun ifa yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve bu durumun alacaklı tarafından ihtar edilmesiyle oluşur. Ancak bazı durumlarda sözleşmede belirlenen bir vade varsa, vadenin gelmesiyle birlikte borçlu kendiliğinden temerrüde düşmüş sayılabilir.

Faiz hesaplamasında dikkate alınması gereken üç temel unsur vardır: anapara (borcun asıl miktarı), faiz oranı (yıllık yüzde olarak belirlenir) ve gün sayısı (temerrüt tarihi ile ödeme tarihi arasındaki süre). Bu üç veriyi bilmeden sağlıklı bir hesaplama yapmak imkânsızdır. Örneğin, 10.000 TL'lik bir alacağa yıllık %24 faiz uygulanacaksa ve borçlu 90 gün gecikmişse, faiz miktarı şu formülle bulunur: (Anapara x Faiz Oranı x Gün Sayısı) / 36500. Bu örnekte sonuç yaklaşık 591,78 TL olur.

Faiz türleri arasındaki farkı bilmek de önemlidir. Basit faizde yalnızca anapara üzerinden hesaplama yapılır. Bileşik faizde ise faize faiz işler; bu genellikle bankacılık işlemlerinde görülür. Alacak tahsilatında kural olarak basit faiz uygulanır, ancak tarafl
lar arasındaki sözleşmede bileşik faiz kararlaştırılmışsa bu da geçerli olabilir. Ancak tarafların bu konuda açık bir anlaşması yoksa mahkemeler basit faizi esas alır. Şimdi, bu temel kavramları derinleştirerek faiz hesaplamasının farklı boyutlarını inceleyelim.

Temerrüt Faizinin Başlangıç Tarihi Nasıl Belirlenir?​


Temerrüt faizinin işlemeye başladığı tarih, alacak tahsilatında en kritik noktalardan biridir. Borçluya usulüne uygun bir ihtar çekilmişse, faiz ihtar tarihinden itibaren işler. İhtar yerine geçen bir dava tarihi de aynı etkiyi doğurur. Eğer sözleşmede kesin bir vade tarihi belirlenmişse, o tarihten itibaren borçlu temerrüde düşmüş sayılır. Örneğin, bir kira sözleşmesinde her ayın 1’inde ödeme yapılacağı yazılıysa, 2. gün itibarıyla faiz işlemeye başlar. Ancak vade belirtilmemişse, alacaklının borçluya yazılı bir ihtar göndermesi zorunludur. Bu ihtarın tebliğ edildiği tarih faiz başlangıcı olur. Uygulamada sık yapılan bir hata, ihtar çekmeden doğrudan dava açmaktır; bu durumda faiz, dava tarihinden itibaren işler. Oysa ihtar süreci, alacaklının lehine olan birkaç aylık faiz kaybını önler. Dolayısıyla ihtar çekmek hem hukuki bir zorunluluk hem de maddi bir kazançtır.

Yasal Faiz Oranı ile Sözleşmesel Faiz Oranı Arasındaki Farklar​


Faiz oranı belirlenirken iki temel kaynak vardır: yasal faiz oranı ve sözleşmesel faiz oranı. Yasal faiz oranı, Türk Borçlar Kanunu’na göre belirlenir ve 2025 itibarıyla yıllık %9’dur. Bu oran, taraflar arasında faiz konusunda bir anlaşma yoksa veya sözleşmede faiz belirtilmemişse uygulanır. Sözleşmesel faiz oranı ise tarafların kendi aralarında kararlaştırdıkları orandır ve yasal sınırlar içinde kalmak kaydıyla serbestçe belirlenebilir. Ancak burada önemli bir kısıt vardır: Ticari işlerde sözleşmesel faiz oranı, avans faiz oranını geçemez. Avans faiz oranı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından belirlenen ve ticari işlemlerde referans alınan orandır. 2025 başı itibarıyla avans faiz oranı %24 civarındadır. Tüketici işlemlerinde ise sözleşmesel faiz oranı, yasal faiz oranının iki katından fazla olamaz. Bu sınırlamaları bilmek, müşterinizle yaptığınız sözleşmelerde faiz maddesini doğru kurgulamanızı sağlar.

Ticari İşlerde Akdi Faiz ve Temerrüt Faizi Hesaplaması​


Ticari işlerde faiz hesaplaması biraz daha karmaşıktır. Türk Ticaret Kanunu’na göre, ticari işlerde uygulanacak temerrüt faizi oranı, avans faiz oranıdır. Bu oran dönemsel olarak değişir ve Merkez Bankası tarafından ilan edilir. Örneğin bir şirket, başka bir şirkete mal satmış ve fatura tarihinden itibaren 30 gün ödeme süresi vermiş olsun. Borçlu ödemeyi yapmazsa, 31. günden itibaren avans faizi işlemeye başlar. Eğer sözleşmede akdi faiz (vade içi faiz) de kararlaştırılmışsa, bu faiz türü sadece vadeye kadar olan dönemde uygulanır. Vade geçtikten sonra temerrüt faizi devreye girer. Akdi faiz oranı, tarafların serbest iradesiyle belirlenir, ancak temerrüt faizinden düşük olmasına gerek yoktur. Ticari hayatta sıklıkla karşılaşılan bir durum, faiz oranının sözleşmede “yıllık %X” olarak belirtilmesine rağmen günlük hesaplama yaparken 360 gün mü yoksa 365 gün mü esas alınacağıdır. Kanun, ticari işlerde 360 gün esasını kabul eder. Bu küçük ayrıntı, uzun vadeli borçlarda önemli farklar yaratabilir.

Tüketici İşlemlerinde Faiz Sınırlamaları ve Hesaplama​


Tüketicilerin korunması amacıyla, tüketici kredilerinde ve diğer tüketici işlemlerinde faiz oranlarına sıkı sınırlamalar getirilmiştir. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a göre, tüketici kredilerinde yıllık faiz oranı, Merkez Bankası’nca belirlenen referans oranın iki katını geçemez. Ayrıca tüketicinin temerrüde düşmesi halinde talep edilecek gecikme faizi oranı da akdi faiz oranının %30 fazlasını aşamaz. Örneğin bir tüketici kredisinde akdi faiz yıllık %30 ise, gecikme faizi en fazla %39 olabilir. Bu sınırlamalar, bireysel kullanıcıların aşırı faiz yükünden korunmasını sağlar. Tüketici işlemlerinde faiz hesaplamasında dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta, faizin bileşik değil basit faiz yöntemiyle hesaplanması zorunluluğudur. Bankaların veya finans kuruluşlarının tüketiciden bileşik faiz talep etmesi yasaktır. Bu nedenle tüketici alacaklarında hesaplama yaparken formülü buna göre uyarlamak gerekir.

Kısmi Ödemelerde Faiz Hesaplaması ve Mahsup Sırası​


Borçlu, anapara ve faizi topluca ödemek yerine kısmi ödemeler yapabilir. Bu durumda ödemelerin hangi borca mahsup edileceği büyük önem taşır. Türk Borçlar Kanunu’na göre, kısmi ödemeler öncelikle faiz ve masraflara, kalan miktar ise anaparaya mahsup edilir. Yani borçlu 1.000 TL borç ve 200 TL faiz ödemesi gerekiyorsa, 800 TL ödediğinde bu tutar önce faize (200 TL) sonra anaparaya (600 TL) yazılır. Kalan anapara 400 TL olur ve yeni faiz bu anapara üzerinden hesaplanır. Bu mahsup kuralını bilmeyen bir alacaklı, yanlış hesap yaparak eksik faiz talep edebilir. Ayrıca, mahsup sırasını sözleşmeyle değiştirmek mümkün değildir; kanun emredici hüküm olarak bunu düzenlemiştir. Hesaplama yaparken her bir kısmi ödeme tarihini ayrı ayrı güncellemek ve faizi gün bazında hesaplamak gerekir. Bunun için bir Excel tablosu veya özel bir hesaplama aracı kullanmak işleri kolaylaştırır.

Dava Açıldıktan Sonra Faiz İşlemeye Devam Eder mi?​


Alacak davası açıldığında faiz işlemeye devam eder. Mahkeme kararı verilene kadar geçen süre için de faiz talep edilebilir. Davada talep sonucu olarak “dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsil” ibaresi kullanılır. Mahkeme, kararında bu faizin oranını ve başlangıç tarihini belirtir. Karar kesinleştikten sonra ise faiz, karar faizi adını alır. Karar faizi oranı, yasal faiz oranı olarak uygulanır (yıllık %9) ancak ticari işlerde bu oran daha yüksek olabilir. İcra takibine geçildiğinde de faiz işlemeye devam eder. İcra müdürlüğü, takip talebinde belirtilen faiz oranını esas alarak hesaplama yapar. Bu noktada dikkat edilmesi gereken, faizin takip tarihi ile ödeme tarihi arasında işlemesidir. Alacaklı, icra takip talebinde faizin başlangıç tarihini ve oranını doğru yazmak zorundadır, aksi halde icra müdürlüğü hesaplamayı resen yapamaz ve eksik faiz tahsil edilebilir.

Enflasyon, Kur Farkı ve Faiz İlişkisi[/HEADENGTH]

Yüksek enflasyon dönemlerinde faiz oranları da artar. Ancak alacaklı, sadece faiz talep etmekle kalmayıp enflasyon farkını veya kur farkını da talep edebilir mi? Bu soru özellikle döviz cinsinden alacaklarda önem kazanır. Türk Borçlar Kanunu, alacaklının aşırı zararını önlemek için hâkime sözleşmenin uyarlanması yetkisi verir. Ancak faiz hesaplamasında kur farkı ayrı bir kalem olarak talep edilebilir, çünkü faiz ve kur farkı farklı hukuki dayanaklara sahiptir. Döviz alacağı için faiz genellikle o döviz cinsinden talep edilir, ancak Türk Lirası kullanılacaksa döviz faiz oranı uygulanır. Uygulamada Mahkemeler, döviz alacaklarında yıllık %5 gibi düşük bir faiz oranını esas alabilir. Bu nedenle dövizle çalışan işletmelerin sözleşmelerinde hem döviz cinsinden faiz oranını hem de ödeme günündeki kuru net bir şekilde kararlaştırması önerilir. Enflasyonun yüksek olduğu ülkemizde, faiz oranını Merkez Bankası’nın verilerine göre güncellemek de akıllıca bir stratejidir.

Uzman Önerileri ve İpuçları​


1. İhtarı mutlaka yazılı ve tebliğ edilebilir şekilde yapın: Sözlü hatırlatmalar hukuken temerrüt oluşturmaz. Noter kanalıyla ihtar çekmek en güvenli yöntemdir. İhtarda faiz başlangıç tarihini net olarak belirtin.

2. Sözleşmelerde faiz oranını açıkça yazın: “Yıllık %X” şeklinde net bir ifade kullanın. “Avans faizi uygulanır” gibi genel ifadeler ileride tartışma yaratabilir. Ayrıca tüketici işlemlerinde kanuni sınırları aşmadığınıza emin olun.

3. Faiz hesaplamasını gün bazında yapın: Aylık veya yıllık bazda değil, gerçek gün sayısı üzerinden hesaplama yapın. Bunun için BİST’in hesaplama aracı veya Excel’deki “GÜNSAY” formülü işinizi kolaylaştırır.

4. Kısmi ödemelerde mahsup sırasını takip edin: Her kısmi ödemeyi ayrı bir tarihle kaydedin. Önce faiz, sonra anapara mahsup edilecek şekilde hesaplama yapın.

5. Dava açmadan önce faizi güncelleyin: Mahkemeye sunacağınız faiz hesap tablosunda dava tarihine kadar olan faizi mutlaka ekleyin. Unutulursa talep edilemez.

6. Ticari işlerde avans faiz oranını düzenli takip edin: Merkez Bankası bu oranı yılda birkaç kez değiştirebilir. Her değişiklikte sözleşmenize uyarlama hükmü koymak faydalı olur.

7. Kur farkını faizden ayrı talep edin: Döviz alacağında faizi döviz cinsinden, kur farkını TL cinsinden hesaplamak daha doğrudur. Mahkeme, faiz ve kur farkının ayrı ayrı talep edilmesine izin verir.

8. Uzlaşma tekliflerinde faizden vazgeçmeyin: Borçluyla yapacağınız yapılandırmalarda, faiz tutarını iskonto etmek yerine anaparayı yapılandırın. Faizden vazgeçmeniz durumunda vergisel avantajlarınızı kaybedebilirsiniz.

9. Vergi boyutunu unutmayın: Tahsil ettiğiniz faiz geliri, ticari kazancınıza dahil edilir ve vergiye tabidir. KDV açısından da faiz, KDV’ye tabi olmayan bir işlemdir. Muhasebecinizle bu konuyu mutlaka görüşün.

10. Zamanaşımı süresine dikkat edin: Faiz alacağı, ana para alacağına bağlıdır. Ana para zamanaşımına uğrarsa faiz de talep edilemez.. Bu nedenle uzun süreli alacaklarda faiz birikse dahi ana borcun zamanaşımına uğramasını engellemek için periyodik olarak ihtar çekmek veya dava açmak gerekir. Ayrıca, faiz alacağı ana paradan bağımsız olarak zamanaşımına uğramaz; yani ana para zaman aşımına uğrarsa faiz de kendiliğinden ortadan kalkar.

Sıkça Sorulan Sorular​


Faiz hesaplamasında hangi gün sayısı esas alınır, 360 gün mü 365 gün mü?​

Ticari işlerde 360 gün esası, tüketici işlemlerinde ve genel hukuk işlemlerinde 365 gün esası uygulanır. Sözleşmede açık hüküm varsa o hüküm geçerlidir. Aksi halde yargıtay içtihatları ticari işlemlerde 360 günü kabul eder.

Sözleşmede faiz oranı belirtilmemişse ne yapmalıyım?​

Sözleşmede faiz oranı yoksa, Türk Borçlar Kanunu’na göre yasal faiz oranı (2025 yılı için yıllık %9) uygulanır. Ancak ticari bir işlem söz konusuysa, mahkeme avans faiz oranını esas alabilir.

Kısmi ödeme yapan borçluya faiz nasıl hesaplanır?​

Kısmi ödemeler öncelikle faize, kalan kısım anaparaya mahsup edilir. Her ödeme tarihinde güncel faiz hesaplanmalı ve kalan anapara üzerinden yeni bir faiz dönemi başlatılmalıdır. Mahsup sırasını değiştirmek yasal olarak mümkün değildir.

Dava açtıktan sonra faiz işlemeye devam eder mi?​

Evet, dava tarihinden itibaren faiz işlemeye devam eder. Mahkeme kararında “dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte” ifadesi kullanılırsa, karar kesinleşene kadar geçen süre için de faiz eklenir. Karar faizi, yasal faiz oranı üzerinden yürür.

Döviz cinsinden alacağa hangi faiz oranı uygulanır?​

Döviz alacaklarında faiz oranı, o döviz cinsinin piyasa faiz oranına göre belirlenir. Türk mahkemeleri genellikle yıllık %5 gibi sabit bir oran uygular. Ancak taraflar sözleşmede farklı bir oran kararlaştırabilir.

Tüketici kredisinde gecikme faizi oranı nedir?​

Tüketici kredilerinde gecikme faizi, akdi faiz oranının %30 fazlasını aşamaz. Örneğin akdi faiz yıllık %20 ise gecikme faizi en fazla %26 olabilir. Bu sınırlama kanun gereğidir.

Sonuç​


Alacak tahsilatında faiz hesaplaması, yalnızca bir matematik işlemi değil, aynı zamanda hukuki bilgi ve dikkat gerektiren bir süreçtir. Doğru başlangıç tarihi, uygun faiz oranı ve gün sayısı gibi unsurları bilmek, alacaklının hakkını tam olarak almasını sağlar. Özellikle ticari hayatta sıkça karşılaşılan temerrüt durumlarında, ihtar çekmekten vazgeçmemek, sözleşmeyi sağlam yapmak ve mahsup kurallarını bilmek büyük avantaj sağlar. Unutmayın ki en ufak bir hata, binlerce liralık faiz kaybına yol açabilir. Bu nedenle, profesyonel destek almaktan çekinmeyin ve hesaplamalarınızı otomatik araçlarla kontrol edin. Doğru bir faiz hesaplama stratejisi, alacağınızı güvence altına alır ve nakit akışınızı korur.​
 
Geri